“Gasperini beni en zorlayan hoca oldu. (Maç içinde) her taktik değiştirdiğimde buna uyum sağladı. Sistemi 3 defa değiştirdim, 3’ünü de etkisiz hale getirdi. İşi kedi köpek kovalamacasına çevirdi. Bir hoca olarak bu, bana göre bu muhteşemdi.”

Yukarıdaki sözler 2009’da İnter’i çalıştırırken San Siro’da Gasperini’nin Genoa’sını yenemeyen (0-0) Mourinho’ya ait. (Gerçi sezonun ilk yarısındaki maçı deplasmanda 5-0 kazanmıştı İnter ama olsun, Mourinho’nun övgüsüne nail olabilen kaç hoca var ki şu futbol dünyasında?) Hatta Mourinho o maçta Genoa’da oynayan iki oyuncuyu öyle beğenir ki Moratti’ye sezon biter bitmez transferlerin gerçekleşmesini istediğini iletir. O oyuncular da 2010’da ligi, kupayı ve Şampiyonlar Ligi’ni kazanan İnter kadrosunun iki kilit oyuncusu olur: Diego Milito ve Thiago Motta.

Gasperini, 1958-Torino doğumlu. 9 yaşındayken Juventus altyapısında futbola adım atar. O altyapıda Paolo Rossi ve Sergio Brio gibi 80’li yılları kasıp kavuran Juventus’un bel kemiği olacak iki oyuncuyla top koştursa da Gasperini o kadar parlak bir futbolcu olamaz ve futbolculuk kariyeri alt liglerde geçer.

Futbolculuk kariyeri bittikten sonra futbola başladığı yerde, Juventus altyapısında hoca olarak görev almaya başlar. Sırasıyla u-14, u-17 ve u-20 takımlarını çalıştırdıktan sonra 2003 yılında Serie C’de mücadele eden Crotone’nin başına geçer ve Gasperini’nin teknik direktörlük kariyeri resmen başlar.

Daha ilk sezonunda Crotone’yi Serie C’den Serie B’ye çıkararak adını duyurmayı başarır. Crotone’yle geçen inişli çıkışlı iki sezonun ardından o sıralarda Serie B’de oynayan İtalya’nın dev kulüplerinden Genoa’nın başına getirilir. Aynı Crotone’de olduğu gibi Genoa’yı da daha ilk sezonunda küme yükseltmeyi başarır Gasperini.

Serie A’daki ilk sezonunda Genoa’yı 10. yapıp kulübün ligdeki yerini sağlamlaştırır. Ertesi sezon ise Motta’lı, Matteo Ferrari’li, Juric’li Genoa’yı 4. yaparak Avrupa Ligi’ne katılmasını sağlar ki bu derece kulübün 19 senelik bir aradan sonra gördüğü en yüksek paye olur. Bu başarısıyla da ligin en muteber hocalarından biri olarak anılmaya başlar.

Genoa’da geçen 4 sezonun ardından 2010-2011 sezonuna ilk 10 maçta 11 puanla başlayınca takımdan kovulur. Kariyerine Genoa ayarında bir takımda devam etmesi beklenirken başına adeta talih kuşu konar Gasperini’nin. İnter, Leonardo’nun takımdan ayrılacağını bildirmesinin ardından takımın başına Gasperini’nin geçeceğini duyurur. Daha bir sene önce Mourinho liderliğinde üçleme yapmayı başaran İnter’in başına geçen Gasperini’den beklenti yüksektir. Hatta o sıralarda Real Madrid’i çalıştıran Mourinho bile eski takımı İnter’in bu seçiminin çok isabetli olduğunu belirten bir açıklama yapar.

O konuya daha sonra değineceğim ama Gasperini bilindiği gibi 3-4-3 müptelası bir taktisyen. İnter’in başına geçtiğinde de yönetimden bu formasyonu kotarabilecek icraatler yapılmasını talep eder. Sisteminde yer bulamayacak Sneijder’in satılmasını, Etoo’nun takımda tutulmasını ister; yönetim tam tersini yapar.  Genoa’dan öğrencisi Palacio’nun tam istediği adam olduğunu söyler, yönetim 29 yaşındaki oyuncuyu yaşlı bularak bu transferi veto eder. Bu ihtilafların arasında yeni sezon başlar.

Gasperini ilk darbeyi ağustos ayında oynanan İtalya Süper Kupası finalini Milan’a kaybederek alır. Daha sonra ligde Palermo’ya, Şampiyonlar Ligi’nde Trabzonspor’a kaybederler. Araya bir Roma beraberliği sıkıştıktan sonra Gasperini’nin kaleminin kırılmasına sebebiyet verecek mağlubiyet gelir. 56 sene sonra Serie A’ya çıkan Novara’ya 3-1 mağlup olurlar ki o Novora 7 galibiyet alıp (2 tanesi İnter’e karşı) 19. olarak sezon sonunda ligden düşecektir.

Gasperini kovulduktan sonra İnter’den hocanın sisteminde fazla direttiğini ve oyuncular tarafından sevilmediğini belirten açıklamalar gelir. Gerçekten de Gasperini’nin 3-4-3 ve varyasyonları uğruna bu kısa macerasında Sneijder’i sol kanatta oynattığı bile vakidir. Gasperini ise yıllar sonra “İnter dönemimle ilgili pişmanlıklarım var. Gerçi hazırlanmak için çok sürem yoktu ve sonradan doğruluğu ortaya çıkan bazı fikirlerim reddedilmişti…” diyerek savunmasını verir. Çünkü İnter, Sneijer’den 2010’dan sonra gerçekten de bir daha faydalanamaz ve satmak için piyasa değerinin yerlerde sürünmesini bekler. Daha komiği 2011’de yaşlı bulunarak veto edilen Palacio transferi 2012’de gerçekleştirilir ve Palacio, İnter için oynadığı müddetçe epey de faydalı olur.

Sonraki durağı Maurizio Zamparini’nin Palermo’su olur. Normalde bir hoca Palermo’dan kovulduğunda; kesin Zamparini’nin suçudur, ön kabulüne karşı değilim. Sonuçta 1,5 senede 11 hoca kovabilecek kalibrede bir manyaktan bahsediyoruz. Zaten lakabı olan “mangia allenatori” (hoca yiyen) de buradan mülhem ama Gasperini, Palermo’da gerçekten berbat bir performans sergiler: 22 maçta 3 galibiyet, 8 beraberlik, 11 mağlubiyet… Bu süreçte 20 günlüğüne kovulup tekrar göreve getirildikten sonra ikinci kere kovulduğu bile olur.

Eylül 2013’te ikinci defa Genoa’nın başına geçer. Bu defa üç sene sürecek ikinci Genoa macerasında kulübü sırasıyla 13’üncü, 6’ıncı ve 10’uncu yapar. Son sezonunda Başkan Preziosi ile arası limonileşen Gasp, sezon bitmeden Atalanta’yla söz keser ve sezon sonunda karşılıklı anlaşmayla Genoa’dan ayrılır. (Yerine de kendisinin Crotone ve Genoa’daki ilk döneminde kaptanlığını yapan Ivan Juric getirilir.) Ve nihayet 2016 yazında Gasperini-Atalanta buluşması gerçekleşir.

Atalanta’nın diğer İtalyan kulüplerinden ayrılan çok önemli bir özelliği var. O da başarılı altyapısı. Hikayesi 1940’lara kadar giden bu altyapıyı zamanın başkanı Giuseppe Ciatto kurmayı akıl ediyor. Sonraları gitgide daha da gelişen ve önemli başarılar elde eden bu altyapıdan yetişenler arasında Juventus’un gelmiş geçmiş en büyük stoperi olarak gösterilen Gaetano Scirea, yine Juve tarihinin efsanevi sol beki Cabrini, seksenlerin sonunda ve doksanların başında Avrupa’yı kasıp kavuran Milan’ın delişmen sağ kanadı Donadoni, İtalyan forvet denince akla gelen Filippo Inzaghi ile Vieri gibi süper starların yanında Tacchinardi, Gabbiadini, Montolivo, Pazzini, Zaza ve Bonaventura gibi mühim adamlar da var.

Hatta çok ilginç bir bilgi daha. 2010’dan beri kulübün başkanı olan Antonio Percassi de eski bir Atalanta futbolcusu. 17 yaşında Atalanta’da başlayan futbol kariyerini 23 yaşında bitirip iş dünyasına atıldıktan sonra 1990’da Atalanta’yı satın alıyor. 1994’te elinden çıkardığı kulübü 2010’da tekrar alıp 2011’de Serie B’den Serie A’ya yükselmesini sağlıyor. Velhasıl başkanını bile altyapısından çıkarabilen bir kulüp Atalanta.

Böyle bakınca, mesleğe altyapı hocası olarak başlayıp bu sistemin bütün kademelerinde görev yapan Gasperini ile İtalya’nın en başarılı altyapılarından birine sahip Atalanta birlikteliği oldukça mantıklı ve hatta gecikmiş bir buluşma aslında. Kulübün elindeki bu cevheri gören Gasperini hemen hemen hiçbir takviye yaptırmadan 2016-2017 sezonuna başlar zaten.

Beklenildiği gibi burada da 3-4-3’ünü tesis eder. Kalede Berisha; sol stoperde Genoa’dan öğrencisi Masiello, merkezde Toloi, sağ stoperde Caldara; ön liberoda -devre arasına kadar- Gagliardini, yanında kah Kessie kah Freuler; sol bekte Spinazzola, sağ bekte Conti; ileri üçlüde Kurtic, Papu Gomez ve Petagna XI’iyle maçlara çıkar genel olarak. Sezon yarılandığında Atalanta oynadığı futbol ve puan tablosundaki yeriyle (6) dikkatleri üzerine çekmiştir bile. Hatta bazı futbolcular o kadar parlamıştır ki ilk fireyi verirler: Orta saha ihtiyacı çeken İnter, takımın o ana kadar en dikkat çeken ismi olan Gagliardini’yi 22 milyon avroya transfer eder. (Caldara’yı da Juve alır ama gerisin geriye 1,5 seneliğine Atalanta’ya kiralar.)

Ama ne gam… Gasperini, Gagliardini olmadan da sistemini takır takır işletir. Yavaş yavaş yeni gençlere yer vermeye de devam eder. Misal bunlardan biri Cristante olur. Hatta işi abarttığı da olur. 22 Ocak 2017’de Sampdoria’yı 1-0’la geçtikleri maçta ilk 11’e altyapıdan 17’lik iki delikanlıyı koyar: Filippo Melegoni ve Alessandro Bastoni… (ki Bastoni’yi sezon sonunda İnter rekor bir bonservise, 31 milyon avroya transfer eder, şimdilerde Conte yavaş yavaş oynatıyor.) Sonuç olarak yine çok başarılı bir devre geçiren Atalanta ligi 4. bitirerek tüm zamanlardaki en iyi derecesini elde eder.

Bu olağanüstü başarı Atalanta’ya ve Gasperini’ye sükse getirdiği kadar devlerin gözünü diktiği kadrosunda erozyona da sebebiyet verir. Sağ kanadı tek başına otobana çeviren Conti ve orta sahada Yaya Toure esintileri sunan Kessie ikilisini toplamda 56 milyon avroyu bulan bir meblağa Milan kapar. Bunca satıştan sonra oldukça mütevazı alımlar yapar Atalanta. Bir sezon önce İngiltere’ye sattıkları ama orada tutunamayan Martin de Roon’u 13’e, Castagne’yi 6,5’a ve en önemlisi Gasperini’nin Palermo’dan eski öğrencisi Ilicic’i sadece 6 milyon avroya kadroya katarlar.

Kadronun yağmalanmasını da hesaba katarsak Atalanta’dan 2016-2017’deki başarısını yeni sezonda da tekrarlamasını bekleyen pek fazla kimse yoktur. Üstelik bu defa Lyon’lu ve Everton’lı Avrupa Ligi grubunda mücadele edeceklerdir. Transferlerden sonra defans rotasyonuna (Masiello, Toloi, Caldara) yavaştan Mancini girmeye başlar. Orta sahada Cristante’yi daha çok görmeye başlarız. Conti’nin boşluğunu Castagne ve Hateboer doldururken, forvet hattına İlicic eklemlenir.

2017-2018 sezonunda üç kulvarda birden oynamanın ve yeni oyuncuların alışma sürecinin verdiği dezavantajlarla Atalanta’nın performansında düşüş yaşanır. Ama bu düşüş sadece lig için geçerlidir. Avrupa Ligi’nde canavar gibi bir performans sergiler Atalanta. 6 maçta 4 galibiyet, 2 beraberlik alarak grubu lider bitirirler. Bu galibiyetlerden özellikle biri, deplasmanda Everton’ı 5-1 yendikleri maç dikkat çekicidir. İkinci turda karşılaştıkları Dortmund’a Almanya’da kök söktürerek 3-2 yenilirler. Bergamo’daki maçta ise çok erken öne geçip tur atlatmaya yaklaşsalar da 83. dakikada yedikler beraberlik golüyle Avrupa’dan elenirler.

Sezon sonu geldiğinde Atalanta 7. sıradadır. Yine de ligin en dikkat çeken futbolunu oynayan birkaç takımından biridir. Orta sahasını komple yenilemeye girişen Roma, benim diğer büyüklerden neyim eksik, dercesine Atalanta adına sezonun en dikkat çekici oyuncularından biri olan Cristante’yi 25 milyona transfer eder. Kurtic ve Petagna yaklaşık 20 milyon avroya SPAL’a satılırken, kiralık oynayan Spinazzola ile Caldara Juve’nin yolunu tutar. Yani Gasperini’nin 2018-2019 sezonu için ilk 11’i yeniden oluşturması gerekecektir.

Petagna’nın yerine daha hareketli bir forvet isteyen Gasperini’ye yönetim Sampdoria’dan Duvan Zapata’yı 14 milyona kiralar. (Henüz aktif etmiş değiller ama 12 milyon avro daha ödemeleri halinde bu sezon sonunda oyuncunun bonservisini alabilecekler.) Orta saha için ise Serie A’ya Milan’dan alışkın Pasalic, Chelsea’den 2 seneliğine kiralanır. Kaleye de Gollini takviyesi gelir.

Peki bunca satışa Gasperini’nin tepkisi olmaz mı? Olur tabii. “Elimde kalanlarla ne yapabilirim bilmiyorum. Yönetim daha iyisini bekliyorsa belki de başka bir hocayla anlaşmalı” minvalinde konuşarak gerekli ültimatomu verir ve belki de takımın en teknik ismi Papu Gomez’in Arap diyarına olası bir transferini de böylelikle engeller. Yine de 2018-2019 sezonuna çok kötü bir giriş yapar Atalanta. İlk 8 maçta sadece 1 galibiyet alarak ligin sonlarına demir atarlar.

Kadroya gelince Caldara’nın gidişiyle Djimsiti ve Mancini defansta çok daha fazla süre almaya başlar. Taze transfer Gollini kaleyi Berisha’dan emanet alırken, Spinazzola sonrası sol kanat-beke Gosens geçer. Forvet hatta ise çok şık bir hal alır: Papu-Zapata-İlicic. 8. haftadan sonra Atalanta açılmaya başlar. İleri üçlü korkunç bir hücum gücüne dönüşür ve gelene dört, gidene beş atmaya başlarlar. (Zaten lig bittiğinde 77 golle ligin en golcü takımı da kendileri olur.) En sükseli galibiyet ise kuşkusuz İtalya Kupası çeyrek finalinde Juve’yi 3-0’la tepeleyip eledikleri maçta gelir.

Son maça girilirken ve ilk ikiyi Juve ile Napoli işgal etmişken üç takım arasında -Atalanta, İnter, Milan- Şampiyonlar Ligi bileti için kıyasıya bir yarış vardır. Atalanta’nın yapması gereken kendi evinde Sassuolo’yu yenmesidir. Üç takımın da aynı anda başlayan maçlarında durumlar o kadar sık değişir ki kah Atalanta kah Milan kah İnter 5. sıraya düşüp Şampiyonlar Ligi trenini kaçırmaktadır. Son düdükler çaldığında ise maçını 3-1 kazanan Atalanta Serie A’yı 3. bitirerek tarihinin en büyük başarısına imza atarak Şampiyonlar Ligi’ne katılmaya hak kazanır. Bu başarı öyle büyük ve görkemlidir ki Bergamo’lular Gasperini’yi fahri hemşehrileri ilan ederler.

Onca başarıdan ve gelirden sonra olsa gerek, bu sezona girilirken yönetim sonunda elini cebine attı. Forvete Luis Muriel takviyesi geldi ki Zapata’nın milli maçta sakatlanmasıyla bunun ne kadar doğru bir hamle olduğu ortaya çıktı. Bir diğer önemli transfer ise bence değeri zamanla daha da anlaşılacak Malinovskyi transferiydi. Tabii klasik olarak en fazla parlayan oyuncularını satmayı da ihmal etmediler. Bu yaz talih kuşu Mancini’ye vurdu ve genç stoperi Roma satın aldı. Onun gidişiyle doğan boşluğa önce Skrtel sonra Kjaer alındı ama ilki sezon başlamadan postalanırken ikincisinin üzeri de Gasperini tarafından çizilmiş vaziyette. Unutulmaması gereken bir diğer futbolcuları ise Kulusevski. Şu an Parma’da kiralık oynayan ve birkaç gün önce ligde aralık ayının futbolcusu seçilen Kulusevski için özellikle İnter, Atalanta’nın kapısında yatıyor ve 35-40 milyon avroyu gözden çıkarmış durumda.

Üç senedir İtalya’yı sallayan Gasperini ve Atalanta bu sezon ise Şampiyonlar Ligi’ni sallamayı başardı. İlk 3 maçta mağlup olsalar da son üç maçtaki performanslarıyla gruptan çıkmayı başararak seviyeyi bambaşka bir noktaya taşıdılar. Kendi statları namüsait olduğu için Şampiyonlar Ligi maçlarını San Siro’da oynayan kulübün kasasına şimdiden 35 milyon avro girmiş durumda ki toplam maaş yüklerinin sadece 29 milyon avro olduğunu belirtmekte fayda var.

Biraz da bu masalımsı hikayenin başkahramanı Gasperini’nin taktiklerinden bahsedelim. Kendisinin sıkı bir 3-4-3’çü olduğunu bilmeyen yoktur. Bu sezon oynanan Brescia-Atalanta maçının pas haritasına bakınca formasyon çok net biçimde görülebiliyor.

Dikkat çeken bir diğer husus ise kanat-beklerin merkez orta sahalar, kenar stoperler ve yardımcı forvetlerle oluşturdukları dörtgenler. Gasperini’nin sisteminde en can alıcı nokta bu. Kanat-bekler takımın dinamosu vaziyetindeler ve hücum varyasyonları onlardan başlıyor. Zaten bu sebepten bolca gol ve asiste katkı sağlıyorlar.

Gasperini’nin takık olduğu mevzulardan biri de pres mevzusu. Presi forvetlerinden başlatan Gasperini bu uğurda defans çizgisini de orta sahaya yaklaştırmakta bir beis görmüyor. Bu aynı zamanda sakıncalı da çünkü arkada büyük boşluk bırakabiliyorlar. Sırf bu yüzden de sistemin çabuk stoperlere ihtiyacı var. (Kjaer’in tutmaması biraz da bu sebepten.)

İlicic ve Papu ikilisi santrfora yardımcı olarak gözükseler de rolleri çok farklı. İlicic iri fiziğiyle top indirme ve tutmada daha mahirken Papu ise kısa boyuyla çok daha seri olduğu için dribbling atıp rakipleri eksiltmede öne çıkıyor. Hücumdayken ileri üçlüye ek olarak merkez orta sahalardan biri daha -genellikle Pasalic- rakip ceza sahasının içine girmeyi ihmal etmiyor.

Gasperini’nin savunma anlayışı da oldukça radikal çünkü adam adama savunma yaptırmayı ve kanat beklerini rakibin hücumcularını marke edecek şekilde kullanmayı seviyor. Bu anlayış ani presle birleşince rakibe hayatı zindan eden bir takım oluyor Atalanta. Bu savunma anlayışına karşı nice büyük takım pozisyona giremediği için çareyi doldur boşalta geçmekte buldu, Atalanta’yı yakinen takip edenler şahittir. Elbette bu anlayışın rizikoları da var. Şayet savunma oyuncular konsantre, formda ya da sağlıklı değilse rakip forvetler kaleciyle karşı karşıya kalabiliyor ki San Siro’da İnter’den 7 yedikleri maç bunun en güzel örneklerinden.

Ne olursa olsun, gerek nevi şahsına münhasır taktikleri ve formasyonuyla gerekse de oynattığı zevkli ve baskılı hücum futboluyla Atalanta çapında bir takımı “sonuç” da alabilen bir ekibe evirmek takdire şayan. Öyle ki o dev bütçelerle ve yıllardır uğraşmasına karşın Juventus’un bir türlü gerçekleştiremediği bir şey bu: Sonuç alırken taraftara zevk de verebilmek. Ha, belki bu sonsuza kadar böyle gitmez ve  Gasperini daha önce yaşadığı çuvallamalardan birini tekrar yaşayıp Atalanta’dan da ayrılır ama kesin olan bir şey var ki adını çoktan tarihe yazdırdı bile; üstelik genç hocalara ve İtalyan futboluna gereken ilhamı vererek…