Tarih 24 Şubat 2019, saatler 20:00’i gösteriyor ve ben, hafif karlı bu Bükreş akşamında National Arena 113. blok‘taki yerimi almıştım.

Türkiye’nin kış saatine geçmemiş olmasını fırsat bilerek yapmıştım tüm planımı aslında. 2018-2019 sezonu, Türkiye Süper Ligi 23. Haftası’ndaki Galatasaray – Akhisarspor maçı, Bükreş saatine göre 18:00’da, FCSB – Craiova maçı ise 20:00’da başlayacaktı. Bu plana göre; ligin dibine demir atmış olan Akhisarspor’a karşı Galatasaray maçı erkenden kopartacak ve ben de maçın 70. dakikasında gönül rahatlığıyla evden çıkıp, diğer maça yetişebilecektim.

Galatasaray’ın maçı erken kopartacağına dair tahminim gerçekleşmemişti gercekleşmesine; ama planımı haftalar öncesinden yapmış ve biletimi almıştım. Elvir Koljic‘i canlı izleme fırsatını kaçıramazdım. Zira bir futbolcunun en doğru ve geçerli verileri, deplasmanda oynadığı maçlarda ortaya çıkar. Profesyonelliğini, mesleğine ve futbola karşı bakışını ve oyun karakterini ancak ve ancak deplasman maçlarında izleyerek görebilirsin.

Uzunca ve hikayevari bir girişten sonra gelelim asıl konumuza;

Elvir Koljic kimdir?

8 Temmuz 1995 İspanya (Valladolid) doğumlu olan Koljic, vatandaşı olduğu ve milli takım formasını giydiği ülke olan Bosna-Hersek’in NK Kljuc takımında başladı futbola. Kariyerinin, 2018 yazında geldiği Craiova‘ya kadar olan bölümüne baktığımızda, beklenen patlamayı bir türlü yapamadığını düşünebilirsiniz.

Ancak bu noktada bir parantez açmak istiyorum.

Herkesin diline pelesenk olmuş scouting kelimesinin futboldaki asıl karşılığı ikiye ayrılmaktadır.

Maddi olarak hiçbir sıkıntısı olmayan kulupler, bir oyuncunun current ability diye tabir edilen anlık/mevcut yetenek durumuna bakar ve bu oyuncunun mevcut yetenekleri ile kendi sistemlerine uyup uymayacağının analizini yaparlar.

Yetiştirici ve geliştirici kulüpler ise bir oyuncunun potansiyel yeteneğini (potential ability) görmeye çalışır, bunun analizini ve araştırmasını yapar ve bu oyuncuları kendi sistemleri içerisinde parlatıp, yukarıda bahsettiğim tarzdaki kulüplere yüksek meblağlara satmaya çalışır.

Elvir Koljic’in ise; mevcut yetenek bakımından beklenen patlayamayı yapamamış olsa da, özellikle Türk kuluplerinin mevcut mali durumları düşünüldüğünde, potansiyel yeteneğiyle 4 büyük kulüpte de rahatlıkla yer bulabilecek ve yatarım yapılması gereken bir oyuncu olduğu kanaatindeyim.

1,94 metrelik boyuna aldanıp target man olduğu düşünülmemesi gereken ender santraforlardan birisi Koljic. Sırtı dönük oynama konusunda belirli seviyede bir yeteneğe sahip olsa da, aslında tam bir poacher‘dır kendisi. Stil olarak ise Klaas-Jan Huntelaar’a benzediğini söylemek mümkün.

Özellikle ceza sahası içerisinde ve çevresinde çok hareketli, gol sezgisi yüksek, sürekli pozisyonun içinde olan, top kendisinde olmasa bile dönen topları almak için topu takip eden bir oyuncu. Top tekniği pek tabii üst düzeyde değil; ama vuruş beceresinin yaşının ilerisinde olduğu da bir gerçek.

Beklenen patlamayı yapamadı dediğime de bakmayın. 2018-2019 sezonunu gayet verimli geçirdi bu bağlamda. Tüm kulvarlarda, toplam 28 maça çıkıp 2.282 dakika süre aldı. Bu karşılaşmalarda 22 gol atıp, takım arkadaşlarına 5 asist yaptı. Yani oyunda kaldığı süreler hesaplandığında, her 84 dakikada bir skora katkı yaptığını görebiliriz.

Stattan canlı izlediğim FCSB – Craiova maçında en çok dikkatimi çeken ve beklenen patlamayı yaptığı taktirde Avrupa’nın 5 büyük liginde rahatlıkla kendisine yer bulabileceğini düşünmeme sebep olan özelliği ise; pres başlatma ve ön alan baskısı konularında (topsuz oyun) üst düzey meziyetlere sahip olması ve toplu oyunda olduğu kadar, topsuz oyundaki üst düzey pozisyon bilgisi, yani doğru kosular yaparak rakip defansı oyunu kanatlardan kurmaya zorlaması olarak özetleyebilirim.

Tüm bunlara rağmen, kendisi şu an kariyerinin dönüm noktalarından birinde. Zira 23 Mart 2019 tarihinde oynanan Bosna-Hersek – Ermenistan maçında yaşadığı femoral tendon sakatlağından beri henüz sahalara dönebilmiş değil. Eylül 2019 itibarı ile takımla antrenmanlara başladı ve Rumen basınına gore Ekim/Kasım gibi sahalara dönmesi bekleniyor.

Bakalım böylesine uzun ve travmatik bir sakatlıktan sonra beklenen patlamayı yapıp, kendisine seviye atlacak o transferi yapabilecek mi?