Zone 14

Yaklaşık iki senedir hakkında yazmak istediğim ama ne zaman yazmak için bilgisayar başına otursam bitiremediğim “Golden Zone” olarakta geçen bölgeye verilen isim diye tanımlayalım ama işlevi bu kadar basit değil.

Birgün bir çılgın futbol sahasını 18 eşit parçaya bölmüş. Bunu yapma sebebi sahanın belli alanlarında geometri sayesinde fark yaratılabileceğini keşfetmesi olmuş. Nasıl ki half-space (aslında Zone 14’e yapılan katı savunmadan dolayı)  bir ihtiyaçtan doğduysa zone 14 aynı ihtiyaçtan doğmuş durumda. Buna göre zoneların amacı oyunculara bulundukları mevki ile ilgili alan savunmasını daha kolay bir şekilde öğretmek..

Alan savunması demişken, dünya üzerinde adamı savunma diye bir şey kalmadı.
Her güzel teknoloji gibi bu da bize biraz geç geldi. Mesela alan savunması bizde yokken, Ernst Happel, Almanya ve Hamburg futbol tarihine çoktan damgasını vurmuştu. Taktikleri Almanya’ya göre ilginçti. Markajdan nefret ediyordu. Ona göre adam adama markaj “sahada 11 eşeğin” olmasından başka bir şey değildi.

Ernst Happel dediğimiz adam, şampiyonlar ligini iki farklı takımda kazanan ilk adamdır (69-70 feyenoord/ 82-83 hamburg)…

1969’da alan savunması hakkında fikirler üreten insanlar varken biz bunu 1996’ya kadar tek takımda, ondan sonrada belli başlı bir kaç takımda görebildik. Çünkü, işin matematiği ile ilgimiz olmadığı gibi kendini geliştirmeyi düşünen insanlardan kurulu bir teknik direktör ordumuz yok… Dünya nereye gidiyor? Biz neredeyiz?

Mesela son dünya kupasında yetenek olarak kısıtlı imkanlara sahip ülkeler 4-4-2 veya 4-4-1-1 oynadı. Yetenek olarak ortalama üstü takımlar 4-2-3-1’i denedi. Onların üstündekiler 4-3-3 oynadı… Alan savunmasını dibine kadar yapabilenler 3’lü savunma çıktı (bizim ülkede hala 3’lü oynayan şampiyon olamaz algısı var unutmamak gerekir).. Belçika mesela 3-4-3 ve türevleri ile oynadı, ;İngiltere keza öyle.

Son yıllarda, oyunu merkezden kurma alışkanlığına sahip elit takım yüzdesi azaldı.
Bunun başlıca sebebi, merkezin oldukça kalabalık bir şekilde savunulması ve Pep efekt. Pep Guardiola, half-space diye oldukça sık kullandığım ve bence günümüz futbolunun bug’ı olduğunu düşündüğüm olaya olan takıntısı onu arjantin’e götürmüş burada 12 saat süren bir yemekte half-space’in ilk kullanıcılarından olan Marcelo Bielsa ile bunu tartışmıştı.

Sonra gelip Barcelona’nın başına geçince, bunu uygulamaya koydu ve boynuz kulağı tabiki geçti.

Half-space kullanımı ile birlikte zone 14 ve zone 17 kullanımı tekrar arttı. Çünkü oyunu kurma görevini merkezdeki oyuncular kanatlara bırakmıştı.

Bu uygulamadan önce top merkezden forvet oyuncusuna aktarılması üzerine bir düzen yer alıyordu. 4-4-2’nin kanatları yerini önce Jose Mourinho ile 4-3-3 ve onun türevi 4-2-3-1’ye bıraktı.

Jose Mourinho, özellike Luis Van Gaal’den öğrendiklerini sahaya yansıtmaya başladığında zone 14’ün varlığının farkındaydı ve amacı orayı sahanın her iki tarafında da efektif kullanmaktı. Bu yüzden oraya box to box olarak tanımlanan oyuncular kullandı. Bunun en iyi örneği Makalele’ydi. Zone 14 savunması Pep Guardiola’ya farklı bir alan bulmaya zorladı ve Half-space kullanımı böyle başladı…

Artık kanat oyuncuları gol atan, oyun kuran, yeri geldiğinde bir kanat savunmacısı, yeri geldiğinde bir forvet gibi hareket eden bir pozisyona büründüler. Günümüz futbolu 10 sene önce başlayan akım ile oyuncuları iki yönlü olmak zorunda bıraktı. Bu yüzden belkide bir şeyi tam yapamayan oyuncu sayısı arttı.

Bununda başlıca sebebi oyun hızının artması.

Modern futbolun değişimi sırasında örnek takım barcelona idi. Jose Mourinho’nun İnter’ine gelene kadar ki sürede Deco’lu Porto’su 10 numaraya muhtaçtı. İngiltere’ye gittiğinde elinde Lampard vardı ve yanına Tiago ile bir üçgen kurmuştu. İki 8 numara ile oynamaya başlamış kendini geliştirmiş ve yenilemişti.

Barcelona da benzer bir oyun kurgulamıştı. Xavi ve iniesta ile birlikte iki net 8 numaralı (hatta bence Busquets de bir 8 numara) bir oyun oynamış, beklerin biri (dani alves) sürekli hücumu düşünürken diğeri (abidal) geride kalarak savunmayı üçleyerek 4-3-3’ün 3-4-3’e dönüştüğü bir formatta oynayıp dünyada futbolla ilgili ne varsa kazanmıştı. Sürekli kapanan savunmaları açmak için kanat – merkez – kanat oyunu ile half-space’leri kullanmıştı.

Böylece bekin ileri çıkması ile rakibin defansif olarak boyunu uzatmış iki stoperin arasını, stoper ile beklerin arasını kullanarak, oyarak, araya sızarak buralardan gol bulmuştu. Topun kendinde kalmasına yönelik (Busquets’in de 8 numaraya yakın bir oyuncu olmasının faydasını görerek) oyun kurgusu ile rakibi koştururken kendisi topu koşturmuştu.

Bu pas oyununu oynamak kolay değildi ve daha önemlisi takım dizayn edilirken bu oyuna göre dizayn edilmesi gerekiyordu. Sürecin zorluğu, tam olarak uygulanmasındaki çetin sorunlar, Pep’i alt yapıdan beri tiki taka oynayan oyuncular ile bu sistemi kurmasını kolaylaştırmıştı belki ama daha sonra gittiği her yerde oyunu öğretmek için sahayı böyle bölecekti.


Parselasyon konusu oyunun en büyük gücüdür aslında. Rakibe hareket alanı bırakmadan oynamak önemlidir. Bu iki şekilde yapılıyor günümüzde ;

1) Alan parsellemek (diziliş tabanlı)
2) Pres yapmak (kaos)

Pres yapmak uzun uzun anlatılması gereken bir şey ama konumuz `zone 14`..
Alan parsellediğiniz zaman beraberinde alan savunması da yapmaya başlarsınız. Bu noktada kazandığınız toplar ile hücuma çıkmak daha kolaydır çünkü hücuma çıkış anında her oyuncu savunduğu alanı kullanır. Alanı doğru parsellerseniz doğru hücum edersiniz. Biri olmadan diğerinin olması pek mümkün değildir.

Zone 14’de hücum anında devreye giriyor. Geçen sezon Belhanda’nın sıklıkla gol bulduğu bölge. Kanat – merkez – kanat hücumunda zone 14 bölgesi genelde boş kalıyor. Bunun sebebi stoperlerin derin atılan topta bile tek çizgi kalmaya çalışması ve alanı savunmak yerine içgüdüsel olarak adamı savunmayı düşünmesi.. Bu durumda adamı savunmak isteyen bir stoper zone 17’yi savunmak istiyor bu sırada zone 14 boş kalıyor.

İşte buraya yerden kesilen her top gol tehlikesi demek. Çünkü tam olarak kaleyi cepheden gördüğü gibi savunmanın tüm dikkati zone 17’deki oyuncunun üzerinde.

Zone 14 sadece gol pozisyonu içinde değil aynı zamanda ikinci bir şans içinde çok önemli. Doğru pas gelmediğinde zone 14 oyunu tekrar kurabilir magicball ile rakibi tek pasla taca çıkarabilir. bölgenin önemi bu yüzden çok önemli… İngiltere liginde geçen sezon atılan golerin yüzde 92’si zone 14 ve zone 17’den..

Bu yüzden zone 14’ü doğru kullanmak için rakibin defans hattını enlemesine uzatmak şart. Bunun içine bek desteği kadar orta saha oyuncularınında hücum bölgesine girmesi, savunmanında rakip yarı sahada kurulması gerekiyor. ancak uzun tekrarlar gerektiğin hatırlatmama gerek yok sanırım…