Mesajı mı verdim rahatladım… Aslında bu yazıyı uzun zaman önce yazmıştım ancak bir türlü bitirmek nasip olmadı.

Bu geceye nasipmiş diyerek başlayalım. Her futbol sever, kağıda, excel tablosuna, hatta sınıftaki kara tahtaya bile 11’ini yazar ve her şeyin formasyonla birlikte muazzam olacağına inanır. Bu bir hurafedir ve oldukça tehlikelidir. Neden tehlikelidir? derseniz, bir süre sonra asıl olayı kaçırmaya başlarsanız. Çünkü diziliş, oyunun temeli olsa bile asıl olay oyuncu rollerinin, bu dizilişlere uygun olup olmadığıdır.

Bizim ülkemizde orta saha oynayan bir oyuncun, orta sahanın her bölgesinde oynayacağı düşünülse de aslında bildiğin saçmalıktır bu. Zaten, bu saçmalık yüzünden son zamanlardaki yapılan transferler çok saçma bir hal aldı. Seri’nin olduğu takıma Nzonzi’nin alınması gibi… Yada FM database’inde box to box orta saha gözüken (2019’da) Lemina’nın aslında hareketli bir anchor’a dönüştüğünün görmezden gelinmesi gibi. Transferleri gözle yapmayınca, database üzerinden yönlendirilince böyle sorunlar çıkıyor tabi. Nasıl çıkmasın? İnsan üç adet Fulham maçı izlese, regista’lığı çok sevdim  çıkar onu bebebğim hadi gel bize gidelim diyerek ortalarda dolaşan Seri’yi görüp,  “Lan Nzonzi de aynı yerde ya!” diyerek ikisinden birini tercih ederdi. Scout ekibine koca bir alkış.

Oyuncuları, gol ve istatistik üzerinden sepete atıldığı bir ortamda böyle kötü kadro mühendisliğinin olması da normal tabi. Fatih hocam bu lafı da sevmez. “Kadro Mühendisliği”… peh! Bunu da geçiyorum yoksa bitmeyecek yazı. Neyse biz devam edelim yan yollara sapmadan. Oyuncu rolleri gereği (eskiden böyle değildi bu iş. Lanet olsun Pep sana) her tahtaya, kağıda, excel’e yazılan kadro sahada düşünülen işi görmez… Göremez…

Örnekler ile gideceğim bu noktadan sonra. Sosyal medyada en çok gördüğüm dizilişler üzerinden yorumlamaya çalışacağım. Kendimce tabi!! bazı arkadaşlar mesaj kutumu, mailimi, bombardımana tutuyor. Küfürlerin bini bir para! Neden? Çünkü kendimce bir şeyler söylüyorum, herkesin yapabildiği gibi twitter adresi almış, canımın istediği gibi sahada gördüğümü düşündüğüm ve doğruluğuna inandığım şeyleri yazıyorum. Yetmemiş, bir blog açmışım, sansüre uğramayayım diye (Uğur canım kardeşim teşekkür ederim) ama suçlu olmuşum. Neden? Çünkü fikrimi söylüyorum. Şunu unutmayın, twitter hesabı açmak, düşündüğünü söylemek için babanızın zengin olması, bir yerlerde tanıdığınınız olması, kısacası özel olarak hiç bir şey gerektirmiyor. Kapiş?

Efendim, sosyal medya üzerinde en çok gördüğüm formasyona geçmeden önce şu 4-1-4-1 garabetinden bahsedelim.

Bu oyundan nefret ettiğimi sağır sultan bile duymuştur diye düşünüyorum. Geçen sene Target Man ile birlikte en çok dile getirdiğim şey olabilir. Blog’da, sosyal medyada, sözlükte Allah ne verdiyse hakkında yardırmışlığım var çünkü bu oyunun oynanabilmesi için büyük bütçelere ihtiyaç var. Bakın oynanması derken hakkını verilmesi anlamında söylüyorum bunu. Oynamak diyorum diye yanlış anlaşılmasın. Bir takımın orta sahası, sayısal olarak eksikse ve sol açık/sol bek Ömer Bayram serbest 8, Hücuma yönelik ofansif orta saha Taylan Antalyalı regista olmak zorunda kalıyor ve rotasyondan ilk 11’e terfi ediyorsa kimse kusura bakmasın 3’lü orta saha ile oy-nan-maz.

Bu şeye benzer, künefe yapmak istiyorsunuz ama peynir yok. Ama ben künefe yapacağım diyorsunuz… Saat üçü geçti acıktım sanırım, örnekler yemekler üzerinden verilmeye başlandı.

4-1-4-1’i iki farklı şekilde oynarsınız aslında. Birincisi bir holding ile ikincisi bir regista ile! Ya işte ikisi farklı şeyler… Rodri ile oynadığınız oyun başka Seri ile oynadığınız oyun başka. Şu anda bile hocamın bir maçtan sonra söylediği gibi “baskı yediğinizde topla çıkmanız lazım ama bizim Seri gibi bir regista’mız yok!” Ah be!!! Bu oyuna Seri’nin eklenmesi bir şey değiştirmez çünkü kanatlardaki oyuncularınız da sorunları var. Kime diyorum ben? Bak hala 4-1-4-1…

Şimdi hocanın aklındaki de bu aslında. Geçen sezon Antalya maçı ile başlayan Beşiktaş maçı dahil geçen süredeki oyuna bakara bir hızlı kanat bir Seri bana yeter düşüncesi hakim olabilir ancak unuttuğu bir şey var canım hocamın…. Nedir o? tabi ki Mariano beyciğim. Kendisi biliyorsunuz ki kanattan oyun kurma noktasında çok şahane bir beyefendiydi. Temposu düşüktü ama oyun kurulumuna olan katkısı, temposuna bakmadan iş yapmanıza yardımcı oluyordu. Zaten alınırken bu özellikleri için seçilmişti. Aferin Tudor’cuğuma.

Şimdi bir bakalım, Seri yok, bir hızlı kanat yok, Belhanda ve Etebo’nun yedeği yok, beklerden herhangi birisi bir Mariano etmiyor, e o zaman nasıl olacak bu iş? Yani nasıl 4-1-4-1 oynayacaksınız? Ben yaptım oldu ile olacak iş değil çünkü… İlginç değil mi? 4-1-4-1 oynamak için yaklaşık olarak 6-7 oyuncu transferi lazım. Hatta eldekileri rotasyona katıp ilk 11’e girecek oyunculara ihtiyaç var. Öyle bir bütçe var mı? Yok tabi ki… iki stoperi satsan 20 milyon ediyor şu anda. Bir Moder kaç para ulen! desen 6 milyon euro.. Dört tane o ayarda adam alırsın ki Ivanov, Ismaila Coulibaly’i alamamış bir yönetim var karşımızda… O yüzden daha da bana 4-1-4-1 demesin kimse. Ol-maz…

Bunu geçtik sanırım. O yüzden listenin iki numarası 4-4-2’ye gelelim mi? Ge-le-limmm!!!

Şimdi, Michael Sikkofield gibi kaynatısızlar diye devam edesim var ama bozmuyorum kendimi. 4-4-2’de içinde fraksiyonlara ayrıldığı için bu halde değil miyiz?

Devam edelim. Bildiğiniz gibi bir kaç çeşit 4-4-2 var. Altıgen (klasik diyende var) – Diamond (türkçesi baklava) – kanatlı (4-1-3-2) gibi gibi…

Bunları oynamak için gerekli şey tabi ki forvet ikilisi. Bakalım kadroya… Diagne (Poacher) – Falcao (Fox in the box) Hollanda milli takımında kanatta oynamaması ısrarla tavsiye edilen, hatta yeşil reçetesiz kanatta oynaması imkansız olan Babel (target man’imsi) başka? Yok değil mi? Yok Yok… Babel – Falcao belki denenebilir şimdi. Yani, Babel’in ceza sahası içindeki etkinliği çok başka ama denedik mi? Elbette hayır… O yüzden, bakalım neden denememişiz?

Altıgen’nin merkezinde yer alan orta sahalardan biri Ball-Winning orta saha olması şart. Bakın dikkat edin Anchor demiyorum. Holding demiyorum. Regista demiyorum… O adamın hareket alanı geniş olmalı. Box to box olmalı… Melo buna çok iyi bir örnek. Ball-Winning orta saha olması ve bunu yaparken tipik bir box to box gibi hareket etmesi.. Muazzam bir piyangoydu. Yeri gelmişken onu da şuracığa sıkıştırayım. 2011 ve 2012’de kurulan takım tam bir piyangoydu. Cana+Bonservise Muslera’yı, Brezilya milli takımının oyuncusu (gözden düşse bile) Melo’yu, Hollanda milli takımı ile 2010 dünya kupasında harikalar yaratan ve Robben’in salaklığı ile kupayı veren Hollanda’nın altın portakalını sadece 7,5 milyon euro’ya almışsın… Bugün bu oyuncuların benzerlerini isteyen taraftar sayısı azımsanmayacak kadar yüksek. Bu takım Sneijder gördü, Belhanda kim?!  Tabi orası öyle… ama işte Sneijder parasına artık Belhanda alıyorsun bebeğim! Hayat şartları.

Biz Melo yerine kimi kullanabiliriz? Etebo en yakın aday. Eline su dökemez o başka bir şey ama box to box işini yapar. Peki yanına bir 8 numara lazım. Tam bir 8 numara ama 2011 model Selçukkkkk İnan!!! İşte bu bozuyor işi. Taylan yapabilir mi? Uykusuz geceler bekler bizi. Belhanda? Aslında yapabilir ama onunda oyuna full konsantre olması lazım. Birde bu adam 3’lü orta sahada iyi. Favre onu taaaa Balotelli’nin yanına göndermişti. Ne kadar kaleden uzak o kadar iyi gibi… Yani güven olmaz. Birini transfer edebilir miyiz? Bu olabilir ama o gün gelene kadar orta sahada kim oynayacak? Etebo – Belhanda… Emre Akbaba buraların adamı değil arkadaşlar. Emre Akbaba = Hakan Çalhanoğlu (kalite anlamında değil rol anlamında) kaleye ne kadar yakın o kadar iyi… Kaleden ne kadar uzak o kadar kötü. Bir orta saha oyuncusunun pası bu kadar kötü olmaz. Olmamalı…

Kanatlar? İşte burada sözde fazlalık var. Kerem, Emre K., Ömer, Babel, Arda, Feghouli… Hangisi 4-4-2’nin kanadında oynar? 90 dakika çıkaramayacak Arda ve sezona iyi başlayan ama takımla birlikte aşağı düşün Emre Kılınç. Yedek? yok yedek filan gerekte yok!!!  Şimdi neden yedek yok onu anlatalım. Çünkü, 4-4-2’de hücum ederken orta sahanın biraz daha temkinli olması lazım geldiğinden kanatların içeri girip beklere alan açmasını sağlamalı, bunu yaparken de bir gözü bekin kademesinde olmalı… Mümkün mü? Dur dur çizerek anlatayım…

Eğer hücumu bitiremezsen seni bitirirler. Öyle bir diziliş olur bu. Bu kadro ile elbette. Ama tabi oynanabilir. En mantıklı hareketlerden biri olur belki ama bek savunması yerlerde olan Galatasaray’da bu düzeni kurmak kolay değil. Bu şekilde dizildiğinde Hücumu bitiremezsen, pres yapman lazım ama tabi o ön taraf ile bunu yapmak zor. Onu yapamayınca da geride böyle yakalayıp yakalayıp hücum ediyorlar, Alanyaspor maçının ikinci yarsının ilk dakikaları. Fenerbahçe maçının ikinci yarısının sonları… Hep yerleşim hatalarından.

Peki baklava yapabilir mi takım? Ben bunu da zor buluyorum çünkü aslında 4-1-4-1 gibi bir oyuna evrilmiş oluyorsun. Klasik Milan’ın Pirlo ile oynadığı oyunun benzeri güzel olurdu ama elinde Gattuso yok di mi? 10 numarada Kaka yok/Hagi yok.. İnzaghi – Şevçenko zaten yok. 3’lü orta sahada Regista – Box to box – Ball-Winning yapıp, önlerine bir trequartista atmak çok efsanevi olabilir. Bunu yapmışlığı da var ama elde o takım yok. Emre Akbaba ile de olacak iş değil, Belhanda ile de olacak iş değil. Yine 6 orta saha lazım… O yüzden geçiyorum. Çünkü, hücum ederken yukarıdaki grafik gibi diziliyorsun Etebo yerine Regista oluyor, Arda yerine Etebo… Hiç bir şey değişmiyor aslında. Kendini kandırıyorsun.

Bu ara maçlarda zaman zaman denenen, 4-4-1-1/4-2-3-1 karaması oyuna geleyim. Listemizin 5 numarasında o var!

Ben 4-4-1-1 ile savunan bir takımın hücum ederken rakibine 4-2-3-1 ile saldırmasına kafanız mı güzel demek istiyorum? 4-2-3-1’in olayı merkezde bir Kante, Geremi, Makalele effect ihtiyacı olduğu kadar kanatlarda da pas-savunma-şut kombosuna sahip hücum oyuncularına olan ihtiyaçtır. Zaten nasıl dizerse dizsin bu takımın bir şey yapamamasının nedeni bu.  Tıpkı, Türkçe ‘ye çevrildiğinde anlamını yitiren İngilizce şarkılar gibi bu kadroyu doğru sahaya sürmek.. 4-2-3-1 kanatları olmadığı gibi onlar 4-4-1-1 kanatları da değil. Zaten öyle olsalar 4-4-2 çalışırdı… Yani boşa kürek… Tabi bu arada 4-2-3-1’de bekler tam atağa katılmıyor, merkez orta saha desteğe gelmiyor sanki, öndeki 4’lüye siz kafanıza göre takılın denmiş gibi bir hava sezdiriyor bize.  10 numaranın şut tehdidi de yok bu arada, tabi Felix olmadığı için elimizde.. İsimlere takılmayın bu arada Emre Akbaba’da kurtarabilir günü.

şimdi 4’lü formasyonların genelinde ne gibi sorun var?

  • Orta sahayı 3’lü kurmak istediğinde elinde yeterince adam var mı? — YOK!
  • Orta sahayı 2’li kurduğunda bu oyunun ihtiyacını karşılayabilecek orta saha var mı? — BELKİ!
  • Savunma 2’li orta sahayı kaldırabilir mi? — İMKANSIZ!
  • Kanatlar hem hücumu hem savunma işini yapabilir mi? — HADİ ORADAN!

En çok dillendirilen formasyonlar listemizin 10 numarası 3-4-2-1!! 

Şu an benim favorim bu! Çünkü az zamanda çok işler başarabilir. Ocak ayında 54 adam yollayıp 65 adam almanıza gerek kalmaz.

Stoper konusunda bir sıkıntı elbette var ama 3’lünün avantajı stoperin tandem oynadığında ortaya çıkan defolarını daha kolay önlemesi. Işık Kaan, Emin, Donk, Marcao, Luyindama, hatta Omar ile bu düzen kurulabilir aslında. Şimdi orta saha yok elinde ama 3’lü orta sahadan vazgeçmeyen, bunun için Taylan’ı registaya, Ömer’i ve Emre Kılınç’i 8 numara devşirmeyi gözünü kırpmadan yapan Fatih Terim 3’lüden özellikle kaçıyor ki geçen sezon kurtarıcı olarak denedi. Bunu anlamıyorum ben?

Neyse, şimdi teorime geleyim. Normalde 3’lüleri – 4’lüler gibi tek tek inceleyecektim ama merkezi 3’lü kurmak imkansız olduğu için 3-5-2 dışında, onu da yapmayacağını bildiğim için girmiyorum. Yapacak olsa 4-4-2 oynar. Çift forvet için 4 forvete, 3’lü oynamak için 6 stopere ihtiyaç var biliyorsunuz ama 3’lü orta saha için 3 kişi yitiyor ne hikmetse!

Ocak ayındaki transfer dönemini yine bildiğiniz gibi hacı bekler gibi bekliyoruz. Peki ne olacak o dönemde? Kanat alınacak. Muhtemelen, Dark’ın döngüsüne(1) gireceğiz 33 yıl kırılmayacak bu döngü. Seri – Onyekuru döngüsüne fizikçiler SeOn döngüsü diyor kendi aralarında. Paralel evrende, Seri ve Onyekuru’ya kulüpleri izin verdiği için şu an takımla birlikteler. Massive Dynamic(2)’den, rica edildi Walter’ın Reiden gölünün(3) üzerinde kullandığı cihazla, yolculuk yapılıyor ve paralel evrenden kopya çekiliyor. Döngünün kırılmama nedeni bu!!

Hocamın, konuya böyle kalın çerçevede bakma nedeni de hep Walter Bishop(4) zaten.

Bu bana hepsinden daha dengeli geliyor. İsimlere takılmayın demek isterdim ama takılın. Çünkü Babel ya Falcao’nun yerinde olur ya yedek… Ha bunu çift forvetli bir hale getirebilirsiniz ama ben Emre Kılınç’ın sahada kalmasını istiyorum. Belhanda yerine Emre Akbaba yazılabilir mi? Pek tabi.. Bu düzende Orta saha oyuncularının ilk düşüncesi savunma olmayacağı gibi, beklerinde derdi “ulan arkam boş kalmasın ya ben çıkmayayım” olmayacak. Mecburi bir şekilde takım kendini formasyon ile alakalı karşıya atacak.

Bu kadronun bir de topla koşmaya müsait olması da ayrı çekiyor beni.

Ha şimdi bu neden denenmez denilebilir? Hadi bu soruyu soralım. Benim bu konudaki fikrim, Fatih Terim’in pasa dayalı oyuna devam etme isteği ve bu istek üzerine nasılsa ocak ayında buna uygun transferler yapılmasını isteyeceğim ne gerek var değiştirmeye? diye düşünüyor olabilir. Hak vermem ama saygı duyarım. Şunu söylemekte fayda var. Bu tip yarım yamalak takımlarda birinci kural, dengeli bir takım oluşturmak ve formasyonu buna göre belirlemektir. Şu an Galatasaray’ın stratejisi “olmayacak duaya amin demek” ile “kervan yolda düzülür” arasında bir yerde. Burada yönetimin %70 hatası var.

Bir teknik direktörünüz var ve o bir oyun oturtmak istiyor. Sizde dersiniz ki az bir şey futboldan anlasanız “hocam bu oyun için bir takım kuracak bütçemiz yok. işinize karışmak gibi de olmasın ama başka bir şey mi denesek?” çünkü misal bunu Avrupa’da diyorlar. Hocam bizim takım 4-3-3 üzerine kurulu neden 4-4-2 sorması ayıp? diyorlar. Derler… Sen yönetim olarak böyle demezsen hocamda hayalim var diye girer konuya ve çıkamaz. Sizde ya hocaya istediği takımı verirsiniz yada hocam bizim sizin istediğiniz takımı kuracak kasa yok ya bu takım elde ne varsa onu oynasın ya da biz eldekiler ile oynatacak birini bulalım dersiniz. Bunu demedikleri için %70 bu yüzden hatalılar. Fatih hoca ise inatla, ısrarla, olmayacak duaya amin diyor ve yine kurulması bu ekonomik şartlarda ki sadece kulüp olarak bakma ülke olarak bak Euro gelmiş 10 tl’nin kapısına dayanmış değil mi? İşte Fatih hocada bunu yapmadığı için %30 hatalı.

Şimdi bu şartlardaki bir takımla ne yapıyor Galatasaray… Şu anda bir maç fazlasıyla 3. sanırım bu haftayı da 3. bitirecek.

En sevdiğim istatistik ile bitireceğim…
Pasa dayalı futbol ile damağımıza bir parça bal çalan Galatasaray, %81,5 pas isabeti ile 21 takım arasında 10.
Toplam pas yapma konusunda 371 pas ile 21 takım arasında 7.
Topa sahip olma konusunda da maç başına %54 ile 21 takım arasında 5. Gençlerbirliği bile daha iyi bu alanda… Bir anlamı yok yani.

Hal böyle olunca insan sormadan edemiyor neden pasa dayalı 4-1-4-1? 

 

 

Notlar : 
(1) Dark : Alman bilim kurgu dizisi. 33 yıllık döngüler halinde zamanda yolculuğu ve paralel evrenleri anlatmakta.
(2) Massive Dynamic : Hayali bir teknoloji firması.
(3) Reiden gölü : Fringe adlı dizide her şeyin başladığı yer olan hayali göl. New York yakınlarındadır.
(4) Walter Bishop : Dünyanın en zeki bilim adamlarından biri. Paralel evrenler arasında geçti açabilen yegane insan. Adamın dibi… Fringe dizisinde hayali bir karakterdir ama kime göre neye göre hayali..