Southampton – Bournemouth
20 Eylül Cuma, Saat 22.00

Haftayı bir cuma akşamı maçıyla açacağımız için, tüm Premier Lig tutkunlarını İngiliz alternatif rock efsanesi The Cure’dan “Friday I’m In Love” dinlemeye davet ediyorum.

İki takım da bu maça geçen hafta aldıkları galibiyetlerle geliyor. Bournemouth geçtiğimiz hafta Everton’u evinde 3-1’lik skorla geçerken, Southampton da deplasmanda Sheffield United’ı tek golle devirmişti.

Southampton’un altıncı hafta itibariyle bana göre en formda isminin dev stoper Jannik Vestergaard olması, takım için oldukça tatsız olsa gerek. Kağıt üzerinde Nathan Redmond, Pierre-Emile Höjbjerg, Danny Ings, Sofiane Boufal gibi isimlere sahip olsalar da güven veren bir takım görüntüsünde değiller.

Bournemouth’ta Callum Wilson’ın sezona formda başlamış olması dikkate değer ancak onlar da güven veren bir futbol oynamıyor. Oturmuş bir oyuna sahip olmayan iki takımın mücadelesini izleyeceğiz. Vestegaard-Wilson eşleşmesi enteresan olacak. Wilson çabuk bir isim, Vestegaard kısa mesafelerde ağır kalabiliyor. Formda gelen Wilson burayı işleyebilir mi, Vestegaard’ın bu zaafına taktiksel bir çözüm getirilecek mi merakla bekliyor olacağım.

Bu tip oyunu oturmamış takımların mücadelesinde ev sahibi takımları hep bir adım önde görürüm. İki tarafın da taraftarını golle sevindireceği bir maç bekliyorum.

Leicester – Tottenham
21 Eylül Cumartesi, Saat 14.30

Cumartesi kahvaltısı sonrası yapılacak aylaklıktan sonra izlenebilecek güzel bir maç.

Hafta içi Şampiyonlar Ligi’nde Olimpiyakos’a takılan Tottenham beni bir nebze şaşırttı. Avrupa’da bu hafta şaşırtan maçlar izledik. Beşiktaş’ın ve Gladbach’ın dört gollü mağlubiyetleri, Inter’in puan kaybı şaşırtıcıydı. Tottenham’ın deplasmanda Olimpiyakos’a takılması da bir nebze şaşırtıcıydı, bu maçın havasından ne ölçüde kurtulabildiler, bilemiyorum.

Leicester ise kötü bir defansif form ile geliyor, son dört maçta da kalelerini gole kapatamadılar. Ligdeki konumları ve zorlama potansiyelleri hiç fena olmasa da ben beşinci haftada Manchester United karşısında onlardan daha çok şey beklerdim.

Tottenham kalesini gole kapatmayı beşinci haftadaki Crystal Palace maçında öğrendi. Öğrendiklerini zorlu Leicester maçında hatırlayabilecekler mi, göreceğiz. Evinde oynadığı son maçta üç gol bulan Leicester, kalesini gole kapatamayan Leicester, son haftaya kadar hep gol yemiş bir Tottenham… Bu maçta da iki tarafın seyircisi gol için sevinebilir.

Burnley – Norwich
21 Eylül Cumartesi, Saat 17.00

İşte haftanın benim tarafımdan en merak edilen maçı!

Beşinci hafta Norwich için peri masalı gibiydi. İç sahada Manchester City’yi mağlup ettiler ve Pukki bu maçta da üst düzey oyununa devam etti. Devam eden bir başka şey de Norwich’in kötü savunmasıydı. Bu takım çok değil, biraz savunma yapabilse çok farklı yerlerde olabilirdi. Kontra ataklarda kötü yakalanıyorlar, çok pozisyon veriyorlar, rakip set hücumu için yerleştiğinde açık verebiliyorlar. En azından bir atak biçimini savunmada mahir olsalar ve oyunlarını ona göre oynasalar başka şeyler konuşuyor olabilirdik.

Burnley ise sezona o sağlam “Turf Moor Savunması”ndan uzak başladı. Ben bu sezon Miğfer Dibi savunması beklerken, surda gedik çok çabuk açıldı. Maç kazanamıyor olmaları da bir problem, son galibiyetlerini ligin ilk haftasında aldılar. Her hafta maçları o eşsiz futbollarını izlemek için açıyorum. Gol yememeye yemin etmiş bir Burnley, uzun top oynayan bir Burnley, büyüsünü yapmış bir Burnley…

Gol atabilen ama çok yiyen bir Norwich ile savunmasını oturtamamış ve hücumda da beklenilen “tek şans ve gol” büyüsünü yakalayamamış bir Burnley mücadele edecek. Tahmin yürütmek çok zor ancak deplasman takımının gol bulacağını düşünüyorum. Yemeleri de hiç şaşırtıcı olmaz çünkü rakip hiçbir şey yapmasa dahi gol yiyebilecek bir görüntü sergiliyorlar. Burnley her ne kadar hücum oyununu oturtamamış olsa da bu kadar kötü savunma yapan Norwich’e problem çıkartacaktır.

Maçın kaderini Norwich’in belirleyeceğini düşünüyorum. Kötü savunmaları ne kadar kötü olacak, maçın en önemli noktası bu.

Everton – Sheffield United
21 Eylül Cumartesi, Saat 17.00

Beşinci haftayı mağlubiyetle kapatan iki ekibin mücadelesinde Everton’u galibiyete yaklaştıran iki nokta var: Birincisi, evlerinde namağluplar. İç sahada oynadıkları iki maçtan da galibiyetle ayrıldılar. İkincisi, Sheffield United’ın etkileyici Chelsea beraberliğine rağmen deplasmanda galibiyeti yok.

Sheffield lige fena başlamadı. İyi bir ilk iki hafta geçirdikten sonra Stamford Bridge’den beraberlikle döndüler. İç sahadaki Southampton mağlubiyeti düşündürücü olsa da çok kötü bir başlangıç yapmadılar. Everton ise iki maçtır Norwich’ten hallice bir savunma ile maçlara çıkıyor. Kötü savunma yapıyorlar.

Richarlison’un problem yaşayacağı bir gün olursa Sheffield maçtan puan çıkartabilir.

Manchester City – Watford 
21 Eylül Cumartesi, Saat 17.00

Beşinci haftayı sürpriz bir Norwich mağlubiyetiyle kapatan City, haftayı sürpriz bir Arsenal beraberliği ile kapatan Watford ile karşı karşıya gelecek. Liderle beş puana çıkan farkı eritmek isteyecek olan City, bu maçta varını yoğunu ortaya koyabilecek mi, bunu izleyeceğiz. İç sahada City’nin ne oynayacağını herkes biliyor. Takım lig şampiyonluğuna doydu mu? Ana hedef Şampiyonlar Ligi mi? Beş puanlık fark motivasyonları bozuyor mu? Bu soruların hepsine olumsuz yanıtlar versek dahi Watford’un gücü City’ye yetecek mi?

Net bir Manchester City galibiyeti beni şaşırtmaz.

Newcastle – Brighton
21 Eylül Cumartesi, Saat 19.30

Newcastle sonunda bana göre hak ettiği yere, küme düşme hattına geriledi. Brighton’da ise işler iyi gitmiyor. Burnley deplasmanından puan çıkartmış olsalar da ben oynadıkları futbolun, oynamayı arzuladıkları futbolun on altıncı sıradan yukarısını hak ettiğini düşünüyorum.

Tottenham sene sonu ikinciliği veya şampiyonluğu küçük bir farkla yitirirse Newcastle’a kaybettiği manasız puanı arayacaktır. Newcastle o maçtan aldığı üç puana rağmen on sekizinci sırada. Üstelik ben altlarında yer alan Wolves’un kendilerinden iyi bir takım olduğunu düşünüyorum.

Tahmin yapması zor bir maç. Newcastle kötü bir takım olsa da Brighton son galibiyetini ligin ilk haftasında alan bir takım. Üstelik oynamak istedikleri oyun sabır isteyen bir oyun. Tahmin yürütmek çok zor ancak atılması gereken bir ok varsa ben okumu beraberliğe doğru atarım. Kötü bir Newcastle ile henüz oturmamış bir Brighton, maçtan birer puanla ayrılabilir.

Crystal Palace – Wolves
22 Eylül Pazar, Saat 16.00

Pazar gününü evde geçirecek futbolseverler için günün ilk Premier Lig maçı.

Palace ligde gol bulmakta zorlanan bir görüntü çiziyor ve beşinci haftada oynadıkları Tottenham maçında hiç varlık gösteremediler. Wolves ise gollü maçların takımı hüviyetinde. Skor bulabiliyorlar ama iş yemeye geldiği zaman da oldukça bonkörler.

Palace’ın gol bulması zor olsa da Wolves da tıpkı Norwich gibi ortada hiçbir makul neden olmasa bile gol yiyebilen bir takım. Ev sahibi olmanın da avantajıyla Palace’ın skor üretmesi beni şaşırtmaz. İlk golü bulan ev sahibi takım olursa, Wolves’un da verecek bir cevabı olabilir.

Tahmin yürütmek zor ancak, iki tarafın da gol bulacağı bir maç bekliyorum. Palace’ın gol yollarında sıkıntısı büyük ancak karşılarında savunmadaki sıkıntıları daha büyük bir takım var.

West Ham – Manchester United
22 Eylül Pazar, Saat 16.00

West Ham, bana göre ligin iyi savunma yapmayı beceren takımlarından biri. İlk hafta yaşadıkları Manchester City kazasını bir yana koyarsak, sonraki dört maçta sadece iki gol yediler.

Konuk ekip de iş atmaya geldiğinde sıkıntı yaşayabilen bir takım. Hafta içinde Astana karşısında Rashford’un kaçırdığı akıl almaz pozisyonlar gözümün önüne geldikçe daralıyorum. Bu kadar net pozisyonların kaçması iyiye işaret değil.

Savunmada fena iş çıkartmayan, hücumda ise sorunlar yaşayabilen iki takımın mücadelesini izleyeceğiz. Manchester United eğer Astana maçında kaldığı yerden devam ederek pozisyonlar harcarsa West Ham cezayı kesebilir. İki tarafın da işi zor. Nispeten sıkı savunmalarla birbirine sahayı dar edecek iki takımın mücadelesini izleyeceğiz.

Arsenal – Aston Villa 
22 Eylül Pazar, Saat 18.30

Dördüncü haftada maçın ikinci yarısı Tottenham’a sahayı dar eden de Arsenal,
Beşinci haftada Watford’a karşı ikinci yarıda rezil rüsva olan da Arsenal.

Eski bir gelenekti bu, geri dönüyorum. Arsenal maçlarında Arsenal’e dair yorum yapmıyorum.

Aston Villa gol yollarında problem yaşayan bir takım ancak karşılarında gezegenin en dengesiz futbol takımı var. Bir insan bu maç hakkında nasıl yorum yapabilir ki?

***Chelsea – Liverpool***
22 Eylül Pazar, Saat 18.30

Haftanın yıldızlı, yaldızlı maçına geldik…

Chelsea ligin en çok gol atan üçüncü, en çok gol yiyen ikinci takımı. Birinci takım tabii ki Norwich. Chelsea ligin dibindeki takımlardan bile fazla gol yemiş halde bu maça gelecek. Rakip Liverpool ise ligin en çok gol atan ikinci takımı olmakla beraber, en az gol yiyen takımlarından biri.

Salt istatistikler bize Liverpool galibiyetini önerse de dikkat edilmesi gereken birkaç nokta var.

Chelsea evinde galibiyet veya mağlubiyet yüzü görmedi. Çok parlak maçlar çıkartmadılar ancak henüz evlerinde mağlup da olmadılar.

Liverpool buraya namağlup geliyor.

Origi’nin yokluğunda kulübeden hücum katkısı almak Liverpool için problem olabilir.

Chelsea bu sene skoru korumakta zorlanan bir hüviyete sahip.

Liverpool bu maçtan da galibiyetle dönerse nerede kaybedecek?

Haftanın yıldızlı, yaldızlı maçında kulübeden alacağı katkı sınırlı olsa da ben Liverpool’u galibiyete yakın görüyorum.