Liverpool – Newcastle
14 Eylül 2019, 14.30

Liverpool bu maça korkutucu bir iç saha formuyla geliyor. Kırmızılılar iç sahada oynadıkları son kırk maçta da mağlubiyet yüzü görmediler. Sezonu dörtte dört ile açan ekipte şimdilik her şey güzel gidiyor. İkinci haftada kötü oynadıkları Southampton deplasmanını Mane’nin sihri sayesinde açmışlardı. Dördüncü haftada ise zorlu geçmesi beklenen Burnley deplasmanını 3-0 gibi etkileyici bir skora geçtiler. Turf Moor’un büyüsünden bu kadar kolay sıyrılmaları, kötü oyuna rağmen Southampton’ı devirmeleri kendileri için olumlu sinyallerdi. Bunları Alisson gibi ikon haline gelmeye aday bir kalecinin yokluğunda başarmaları da mühim bir mesele. 2019/2020 sezonunu Alisson’un sakatlığında Adrian ile açan takım iyi bir yedek kaleci seçmiş olsa gerek ki yer yer Adrian için Alisson’un yokluğunu aratmıyor dendiğini sık sık duyuyorum. Yine de Adrian’ın sık sık cezalandırılabilecek hatalar yaptığını görüyoruz. Ancak bu hataları kim cezalandıracak?

Konuk ekipte Carroll, Lejeunne, Saint-Maximin, Matt Ritchie, Dwight Gayle, Jack Colback, Sean Longstaff, Yedlin sakat. Loelinton veya bir kontradan Atsu ceza kesebilir mi? Şüpheliyim.

Korkunç iç saha formundan bahsetmişken, Liverpool iç sahada oynadığı son 13 Newcastle maçının 11’ini kazanmış. Böyle uzun tarihlere gönderme yapan istatistikleri çok anlamlı bulmasam da iç saha formundan bahsetmişken buna da değinmek istedim.

Tek taraflı geçecek bir maç öngörüyorum, Liverpool kolay kazanacaktır. Klopp bu maçta Oxlade’i görmek isteyebilir. 45 dakika sahne alırsa çok şaşırmam.

Brighton – Burnley
14 Eylül 2019, 17.00

Sezona iyi başlayamayan iki ekibin maçında benim dikkatimi Burnley’den çok Brighton çekiyor. Burnley henüz “korkutucu Turf Moor” futbolunu sahneye koymaya başlamadı. Özellikle dördüncü haftada Liverpool’a zorluk yaşatmasını beklediğim takım, kendi evinde çok kolay teslim oldu. Uruk-hai ordusunu Miğfer Dibi’nde karşılayan insanlar gibi rakiplerine karşılayan Burnley, bu sezon bu görüntüden oldukça uzak. Arsenal deplasmanından kötü dönmelerini anlayabilirim, Liverpool’a kötü kaybetmelerini de bir kenara koyabilirim ancak Wolves deplasmanındaki kötü oyunlarını düşününce şüpheye düşüyorum.

Brighton’da ise enteresan bir futbol ortamı var. Galatasaraylıların kalbinde ve hafızasında derin yaralar açan Graham Potter’ın takımı topu tutan, pasla çıkan bir ekip olmaya çalışıyor. Ancak bu zaman isteyen oyun oturana kadar sıkıntı çekecekler, Burnley de bu ortamda Brighton’a sıkıntı yaratmak isteyecektir. Topu tutan takımların bir çoğunun derinde bekleyen takımlara karşı pozisyon bulma sıkıntısı yaşadığını düşünürsek, kurulma aşamasında olan bu anlayış bu maçta da Brighton’a sıkıntı yaratabilir. Brighton topu tuttuğu ve memnun olduğu, gol aradığı anlarda bir anda atılan uzun toplarla sıkıntı yaşayabilir. Yeni bir oyun, yeni bir takım karşılarında bu oyunu oynayan takımların en çok istemeyeceği takımlardan biri, Burnley…

Sean Dyche’ın Brighton’ın zaman isteyen futboluna ceza kesmesi beni şaşırtmaz. İç sahada bir beraberlik bir mağlubiyet alan Brighton, çok zorlu bir maça çıkıyor.

Manchester United – Leicester City
14 Eylül 2019, 17.00

Manchester United’ın maça çıkacak oyuncu ilanı vermek zorunda kalacağı kadar sakat oyuncusu var.

Bir gelenek olarak Luke Shaw sakat. Shaw’ın sakatlığına stoperde Bailly ve Fosu-Mensah, orta sahada yaramaz çocuk Pogba, hücumda da Martial eşlik ediyor. Daha da kötüsü, sezona Miğfer Dibi surlarına Eomer ile gelen Gandalf gibi giren Wan-Bissaka’nın da bir sakatlığı var. Yedeği Dalog’un durumu da şüpheli. Lingard’ın da bir sakatlığı var ancak bu Manchester’ı kötü etkiler mi, bilemiyorum.

Leicester’da ise Wes Morgan’ın durumu şüpheli. Amartey ve Matty James oynayamayacak.

Bana göre Manchester United’ın sakatlıkları daha problemli sakatlıklar. Sağ bekte Wan-Bissaka oynayabilecek mi? Bu müthiş atlet oynayabilirse atletizminin ne kadarını sahaya koyabilecek? Kanadındaki Albrighton delici bir futbolcu değil, %100 haliyle oynamasa bile çok sorun yaşamayacaktır ancak bek bindirmelerine yanıt verebilecek mi? Üstelik Dalot da sakat.

O kadar transfere rağmen bir sakatlık ve sol bekte yine Ashley Young… İşte Manchester United’ın “olamama” sebebi bu. Bir diğer sebep de orta sahada yer alacak boşluk. McTominay sezona güzel başladı ancak yanında kim oynayacak? Pereira mı? Bu ikilinin veya herhangi bir Manchester United orta saha kombinasyonunun Ndidi-Hamza-Tielemans üçlüsüne karşı şansı ne kadar olacak?

Manchester cephesinde büyük problemler var, Leicester ise sezona oldukça iyi başladı. Az gol yedikleri sezon başlangıcında formsuz ve bol sakatlık problemi yaşayan bir Manchester United ile karşılaşacaklar. Çıkaracakları bir puan onları mutlu eder, üç puan halinde ise altılıyı zorlarlar mı tartışmasını değiştirmek zorunda kalırız. Çıkacak üç puan ile birlikte yeni tartışma bu olur: Leicester sezonu Şampiyonlar Ligi potasında bitirir mi?

Sheffield United – Southampton
14 Eylül 2019, 17.00

Lige beklenenden iyi giriş yapan Sheffield ile yıllarca kadrosu yağmalanan Southampton’ın maçı bize ne vaadediyor?

Öncelikle henüz savunmasını oturtamamış Southampton’da yeni transfer Danso’nun kırmızı kartıyla takıma merhaba diyoruz. İki takım da ne hücumda, ne savunmada iç açıcı bir performans göstermiyor. Tabii ki iki takım da Watford gibi “hem yerim, hem atamam” performansı göstermiyor ancak ne iç açıcı bir konumdalar, ne de baskın bir tarafları var. Yine de alt ligden gelen Sheffield’ın ligdeki konumunu takdir etmek gerekiyor. Alt liglerden hayranı olduğum Norwood’a şans vermeleri, oynadıkları üçlü savunma Southampton’ın kalabalık orta sahasıyla çarpışacak.

Nathan Redmond’ın yokluğu Southampton için büyük kayıp. Saat 17.00’nin en çekici maçı olmayan bu müsabakanın izleyicilere tat vereceğini düşünmüyorum.

Tottenham – Crystal Palace
14 Eylül 2019, 17.00

Şefin sakatlık salatasının tadına bakan takımlardan biri de Tottenham. Lo Celso ve Foyth’un yokluğunu Walker-Peters, Sessegnon, Ndombele, Dier ve Sanchez’in şüpheli durumları izliyor.

Tottenham sezona güzel bir başlangıç yapmıştı. Aston Villa’yı deviren ekip, VAR kararıyla epik hale gelen bir Manchester City beraberliği de alınca işlerin güzel gideceği sinyallerini iyiden iyiye vermeye başlamıştı. Ancak bu noktada şanslı bir yumruk atan Newcastle, Tottenham’a acı bir mağlubiyet tattırdı. İç sahada kaybeden Tottenham, dördüncü haftada oynadığı Arsenal maçında öyle bir baskı yedi ki, Asya’daki Tottenham taraftarları dahi o baskının ağırlığını omuzlarında hissetmiştir. Gerçekten de Arsenal’in ikinci yarıdaki oyunu taktikle, teknikle açıklamak en azından benim için imkansız. Böyle bir boğuculuk, böyle bir baskı… Yine de Tottenham’ın iyi oynadığı bir ilk yarı vardı. Yarıları değiştirsek, yani ilk yarıda aynı baskıyı Arsenal kursa da sonra oyunu Tottenham dengelese, bu sefer başka şeyler konuşabilirdik.

Tottenham çok iyi durumda değil, üstelik karşılarında “az atarım, çok tutarım” diyen bir Crystal Palace olacak. Oynadığı dört maçın üçünde gol yemeyen ekip, Tottenham’ın şüpheli oyuncularının durumuna göre deplasmanda büyük tatsızlıklar çıkartabilir.

Wolves – Chelsea
14 Eylül 2019, 17.00

Portekizlilerin yurdu Wolves, iç sahada hocası ter döken bir takımı konuk edecek. Chelsea de sezonun başlangıcını sakat oyuncularla geçiren bir takım. Üstelik Wolves deplasmanına iyi bir formla gelmiyorlar. LoftusCheek, Rüdiger, Kovacic, Kante, Pedro, Emerson sakatlığı bulunan isimler. Loftus-Cheek kesin olarak forma giyemeyecek. Takımın hücum yükünü genç Mason Mount çekiyor. Emerson’un yokluğu da hücuma geçişte Chelsea’ye handikap olarak yansıyacaktır.

Sezona üç beraberlikle başlayan Wolves, Everton’a kaybetmemiş olsaydı çok daha pozitif yorumlar alacaktı ama futbol böyle bir oyun. İlk galibiyetleri için sakat oyuncuları olan, formsuz bir Chelsea maçı ateşleyici özellik de taşıyacaktır. Öyle veya böyle, mağlup ettiğiniz takımın adının Chelsea olması her zaman tesirli olur.

Norwich – Manchester City
14 Eylül 2019, 19.30

Sezona hücum performansı olarak Pukki’nin baskınlığıyla birlikte gayet iyi giren Norwich, savunmada öyle kötü bir halde ki Pukki’nin formuna rağmen küme düşme hattındalar. Newcastle’a attıkları tokat olmasa belki de ligin dibine demir atmış olacaklardı.

Sanırım bu maç için sorulacak soru “kim kazanır”dan ziyade “Norwich gol atar mı” olmalı. Bana göre tesiri yüksek bir hücuma sahipler. Muhakkak gol yiyeceklerdir ancak gol atma ihtimallerini konuşmak gerek.

Premier Lig’de ayın oyuncusu seçilen Pukki’ye de değinmek gerek. Çoğu Türk futbolsever olarak benim de Schalke-Galatasaray Şampiyonlar Ligi eşleşmesinde tanıdığım Pukki, o zamanlar daha ince, uzun saçlı, etkisi az bir forvetti. İngiltere’de geçirdiği dönüşüm iste takdire şayan.

City’nin kazanmasını beklediğim bu maçta Norwich’in hücumu ne kadar problem yaratacak, izleyip göreceğiz.

Bornemouth – Everton
15 Eylül 2019, 16.00

Pazar gününün açılış maçında ne beklemeliyiz, bilemiyorum. İki takımdan bu sezon özelinde pek keyif aldığımı söyleyemem. Konuk takımda Richarlison ve Iwobi’nin formundan memnunum. Özellikle Richarlison önceki sezonda yakaladığı iyi performansını devam ettiriyor. Flaş transfer Moise Kean ise henüz adaptasyon sürecinin içinde.

Bournemouth’ta ise İspanya’da beni futboluyla etkileyen Lerma harici dikkat çekici hiçbir şey göremiyorum. Üstelik onun da formda olmayışı iyice tat kaçırıyor.

Yine de pazar gününün kafa kafaya mücadelesi bu maçta olacaktır.

Watford – Arsenal
15 Eylül 2019, 18.30

Lige az malzemeli, yanık hamurlu, kalitesiz bir pizza tadında başlayan Watford, dördüncü haftada beni şaşırtarak Newcastle’dan bir puan kopardı. Watford’un sinyal vermedi herhangi bir yer var mı, şüpheliyim.

Bekleri Janmaat-Holebas ile kuran ekibin burada yaşadığı bir problem var: Dinamizm ve çabukluk. Özellikle Janmaat’ın dinamizminin bu lig için yeterli olmadığına inanıyorum. Stoperde Dawson’un vasat performansı, Craig Cathcart’ın skandal performansıyla birleşince işler iyice tatsız bir yere sürükleniyor.

Orta sahada kimin ne yaptığı belli değil, üstelik ne yaptıkları belli olsa da kötü yapıyorlar. Hücumda Deulefou skandal bir performans gösteriyor. Newcastle maçında kulübeye giden oyuncunun henüz tamamlayabildiği bir doksan dakika yok.

Arsenal’de ise Liverpool mağlubiyetini kabul edilebilir görürsek işler iyi gidiyor. Dördüncü haftada kötü başladıkları Tottenham maçının ikinci yarısına Bane’e karşı özel hazırlanmış bir Batman gibi çıkıp Tottenham’ı paramparça ettiler ama attıkları iki gol galibiyete yetmedi.

Böyle bir ortamda Watford nasıl puan alabilir, bilemiyorum. Watford’un puan alması için Arsenal’in Arsenal’lik yapması gerekiyor. Sırf bu ihtimal için bile izlenebilecek bir maç. Ya Arsenal gelip Arsenallik yapacak ve dönecek, ya da güzel hücumlar izleyeceğiz.

Aston Villa – West Ham
16 Eylül Pazartesi, 22.00

Beşinci haftanın son maçı ispat etmesi gereken şeyler olan iki takımın mücadelesi olacak.

Aston Villa’nın küme düşme hattından çıkması gerekiyor. Bana göre kesinlikle Newcastle’dan kötü değiller. Her yeri facia Watford ve savunması facia Norwich’in hemen üstünde, 18. sıradalar. Burayı hak etmediklerini ispat etmeleri gerekecek.

West Ham ise ligde yedinci sırada ve yukarıya göz kırpıyor. Ligin dibindeki Watford ve Norwich’e karşı aldıkları galibiyetlerle yukarıya tırmandılar. Aston Villa’yı da devirmeleri halinde özgüvenleri iyice yükselecektir.

Sezona müthiş bir giriş yapan Haller’in West Ham’a transferi beni şaşırtmıştı. Gerçi bu West Ham’a değil, Premier Lig’e yapılan bir transferdi ancak yine de daha iyi takımlarda yer bulabilirdi.

Tüm hücumcuları formda olan West Ham, kötü bir dönemden geçen Aston Villa ile karşılaşacak. Villa iyi değil, ancak kesinlikle Newcastle’dan kötü değiller, en azından şu an için değiller. West Ham formda hücumcuları ile ceza kesip üst sıralara bir pençe daha atmak isteyecektir.