Bournemouth – Manchester United
2 Kasım Cumartesi, Saat 15:30

2019 Kasım ayının ilk Premier Lig maçı; aynı sayıda galibiyete, mağlubiyete, beraberliğe, atılan gol sayısına sahip iki takımı karşı karşıya getiriyor.

Manchester United revire dönmüş halde. Sağ bekten orta sahaya, stoperden sol beke neredeyse sakat oyuncusu olmayan mevki yok. Bu takımın lanetlerinden birini şöyle görebiliriz: Savunmaya o kadar adam alınsa da Shaw’a güvenmek pahalıya patladı, Ashley Young hala bek oynuyor…

Rashford’un durumu, Manchester United’ın kontra atak tehditlerinin sonucunu doğrudan etkileyecektir.

Bournemouth’un ise iki silah kullanacağını düşünüyorum: Ölü toplar ve savunma arkasına atılacak keskin paslar. Manchester orta sahasında iki tane, savunmasında ve hücum hattında da birer tane hava topu hemen hemen sıfır futbolcu oynayabilir. Böyle bir noktada duran topları nasıl savunurlar, bilemiyorum.

İki takım da birbirine diş geçirebilir, parça koparanın kim olacağına yönelik yorum yapmak zor.

 

West Ham – Newcastle United
2 Kasım Cumartesi, Saat 18:00

Ligin bence en kötü takımı olan Newcastle United, lige iyi başlayıp son dört haftada güven sarsan ve kötüye giden West Ham ile karşılaşıyor.

Bu maç West Ham için harika bir fırsat. Hem Newcastle ile oynuyorlar, hem de iç sahadalar. Top büyük ihtimalle West Ham’da kalacak. Saint-Maximin gibi bir futbolcu varken topu ayağınızda tutmayı zaten fazla arzulamazsınız, bu nedenle Newcastle topun West Ham’da kalmasına fazla ses çıkartmayacaktır. İstese de ne kadar sesi çıkar, tartışılır.

Felipe Anderson’un bireysel yeteneğiyle hazırlayıp, Haller’in tamamladığı bir hücumla West Ham gol bulabilir. Yarmolenko kanadı, Anderson kanadı kadar iyi işlemiyor.

Newcastle için ne yazabilirim bilmiyorum. Kontra kovalayabilirler ama “At Maximin’e” dışında nasıl kovalayabilirler bilemiyorum. Takım ara ara büyük takımlara sorun çıkartıyor ancak bu tip maçlarda hiçbir şey yapamadıkları için o maçlarda alınan skorlar da hiçbir şey ifade etmiyor.

Korkunç forma sahip West Ham, işleri bu maçla tekrar iyiye çevirebilir. Ben West Ham’ı galibiyete daha yakın görüyorum ama bu kötü form da kafamda soru işaretleri oluşturuyor. Yine de Entel Feridun’un dediği gibi: “Bu huzursuzluk meyvesini vermeli artık.”

 

Brighton – Norwich 
2 Kasım Cumartesi, Saat 18:00

Günün keyifli maçlarından biri!

Brighton cephesinde işler yolunda gitmeye başladı. Zamana ihtiyacı var dediğim takım, “olma” emareleri gösteriyor, ben iyiden iyiye kümede kalacaklarını düşünmeye başladım. Zaten Allah’a emanet iş yapan Newcastle, Soton, Norwich, Watford varken nasıl küme düşebilirler ki?

Aston Villa kazasını bir yana koyarsak, Brighton için işler üç haftadır iyi gidiyor. Özellikle geçen hafta aldıkları Everton galibiyeti bana göre etkileyiciydi. Norwich için ise haftalardır söylediklerime bir şey daha eklemem lazım: Savunmaları kötü ve artık o kadar iyi hücum da edemiyorlar. Son beş maçta iki gol bulabildiler. O kadar kötü savunma yapıyorlar ki beraberlik için dahi her maç iki gol bulmaları lazım. Ancak gelin görün ki gol bulma konusunda da mahir değiller.

Kötü Norwich savunması, oturmaya başlayan Brighton oyunu, Graham Potter, etkisi azalsa da Pukki, maçı izlenebilir kılıyor. Ben Brighton’ın galibiyete yakın taraf olduğunu düşünüyorum.

 

Sheffield United – Burnley
2 Kasım Cumartesi, Saat 18:00

Şanlı Burnley orusu, Sheffield’a sefere çıkıyor!

Çıkıyor ama bir önceki hafta Chelsea ile yapılan Turf Moor Muharebesi’nde alınan sonuç kadar oynanan oyun da kötüydü. Burnley’nin Burnley kimliğini yok etmeye yakın maçlar bunlar. İç sahada üç gol yemek ve Burnley? Hadi ama Sean hocam. Sen de, takım da bundan daha iyisine sahip.

Geçen haftaki mağlubiyetten dolayı Burnley’nin bu hafta galibiyet alması gerekebilir. Beraberlik çıkarmış olsalardı, buradan beraberlik çıkarması yeterli olurdu. Ancak mağlubiyet, işleri biraz bozdu.

Yalnız bu maç şöyle değişik bir maç: Bu sefer “özel oyun” oynayan tek takım Burnley değil. Sheffield da stoperleriyle enteresan işler yapan, sıkı top oynayan, sahada enteresan işler yapan, taktiksel dokunuşun bol ve etkili olduğu bir takım.

4-4-2 oynayan takımların üçlü savunmalara karşı zorlandığını düşünürüm. İki stoper iki forvetle eşleşince, kalan alanı kontrol etmek için bir stoper de elde, boşta kalıyor. Bu bana göre Sheffield’a yarayacaktır. Chris Wood’un yokluğu Burnley’i çok eksiltiyor. Bu maç dönüşü şüpheli deniyordu. Sahada oluşu Burnley’i beraberlik ve galibiyete, yokluğu ise mağlubiyete yaklaştırır.

Sıkı bir mücadele olacağı kesin, kıl payı farkla Sheffield’ı galibiyete yakın taraf olarak görüyorum. (Şaşırmak ve yanılmak dileğiyle.)

 

Manchester City – Southampton
2 Kasım Cumartesi, Saat 18:00

İşte geliyor, özel harekat…

Bir önceki hafta Southampton, evinde Leicester tarafından rencide edildi. Maç 12-0 bile bitebilirdi. Vardy dışında herkes frene basınca, 9-0 ile “yetindiler”.

Bugün de 1 ay kadar önce evinde sekiz gol atmış Manchester City ile oynayacaklar. Taktiksel şunu söyleyebilirim, Southampton derinde bekleyip az yemeye, atarsa da bir tane atmaya çalışırsa anlayışla karşılarım. Çok sarsıldılar, yaraları derinleşmesin isteyeceklerdir.

Manchester’ı galibiyete çok yakın, farklı galibiyete yakın görüyorum.

 

Arsenal – Wolves
2 Kasım Cumartesi, Saat 18:00

Yorum yok…

 

Aston Villa – Liverpool
2 Kasım Cumartesi, Saat 18:00

Manchester City mağlubiyetini bir kenara koyarsak, Aston Villa son üç haftayı hiç de fena geçirmedi. Aldıkları iki galibiyet, nefes almalarına yardımcı oldu. Bu sefer karşılarında Liverpool var ancak Matip’in sakatlığıyla birlikte savunmada sıkıntılar yaşayan bir Liverpool ile oynayacaklar.

John McGinn ve Jack Grealish, Aston Villa’nın bu maçtan ne çıkartacağını doğrudan etkileyecek futbolcular olabilirler. Liverpool cephesinde ise Lovren’in konsantrasyonu önemli olacak. Aston Villa pozisyona girme konusunda pek sorun yaşamayan bir takım. Bu noktada Lovren-Van Dijk ikilisine iş düşüyor. Fikirlere kurşun işlemez diyelim: Ben Van Dijk’ın da geçen senenin gerisinde olduğunu düşünüyorum. Hala çok iyi, ancak geçen sene gösterdiği epik performansın gerisinde. Şu hali bile dünyanın en iyi stoper performanslarından ancak yanında konsantre olamayan bir Lovren olursa problem yaşayabilirler.

Shaqiri’nin yokluğu ve Keita’nın eksikliği de kulübeyi kısıtlıyor. Shaqiri 4-2-3-1 geçişinde önemli bir parçaydı, Keita ise oyuna girdiği zamanlarda pas kalitesi ve tempo katıyordu. Bunların yokluğunda bana göre zaten kısıtlı olan kulübe, iyice kısıtlanmış olacak. Kulübeye dair söyleyebileceğim güzel şeylerin arasında ise Origi var.

Bütün bunlara rağmen ben Liverpool’u galibiyete yakın taraf olarak görüyorum.

 

Watford – Chelsea
2 Kasım Cumartesi, Saat 20:30

Chelsea galibiyete yakın taraf olur.

Çok şey yazmaya gerek var mı bilmiyorum, Watford öyle bir futbol oynuyor ki ne yaptıklarını anlayamıyorum. Tottenham ve Arsenal’den puan aldılar. Tottenham felaket bir form ile gelmişti, Arsenal ise… Arsenal işte. Onun dışında alabildikleri puan sayısı 3. Chelsea gibi hücum edebilen bir takıma karşı varlık gösterebilirler mi? Sanmıyorum. Chelsea hızla rakip sahaya inebiliyor, iyi kontra atak yapabiliyorlar, yakaladıklarını atma konusunda hiç de fena değiller, ceza sahasına girmeyi beklemeden pozisyon arayabiliyorlar… Watford’a dair olumlu hiçbir şey söyleyemiyorum.

 

Crystal Palace – Leicester
3 Kasım Pazar, Saat 17:00

Akşam yemeğini beklerken izlenebilecek güzel maç.

Palace’ın dizleri titriyor olabilir, rakip bir önceki deplasman maçına dokuz gol buldu, on iki tane de bulabilirdi. Yine de o maç farklı bir hikayeydi, bu maç farklı bir hikaye olacak. Biz bu maça dönelim.

Palace kendini oldukça iyi bir yere konumlandırdı ve çok aşağı da düşecekmiş gibi gözükmüyorlar. Arsenal deplasmanında aldıkları puan kıymetliydi. Buradan çıkacak bir galibiyetle birden kendilerini beşinci sırada bulabilirler. Malum kırmızı-beyazlı takımın nerede ne yapacağı belli olmaz. Ancak galibiyet için konuşmak ne kadar doğru, tartışılır. Rakibin kadro kalitesi yüksek ve çok güzel top oynuyorlar. Gol şansı yaratmada eksik olduklarını düşünüyordum ancak bir önceki hafta dokuz gol atmış takım için bunu söylemek tuhaf olacaktır. Her doğru her yerde söylenmez ama not olarak düşelim: Leicester bana göre az gol şansı yaratabiliyor.

Leicester görece az şans yakalasa da bazen şans bulamadan gol atıyor. Orta alanda kaptıkları bir topu hızla rakip kaleye taşıyıp gol bulurlarsa şaşırmam, Palace topla çıkışta bazen bu hataları yapabiliyor.

Ben Leicester’ı galibiyete yakın taraf olarak görüyorum ancak beraberlik için de bir ufak not düşüyorum.

 

Everton – Tottenham
3 Kasım Pazar, Saat 19.30

Everton rezalet bir forma sahip. Son beş haftada kazanabildikleri tek maç, kendileri kadar kötü giden West Ham’a karşı oldu.

Tottenham’da da işler yolunda gitmiyor. İki takım da kötü forma sahip.

Tottenham’da oyuncular taktiğe bağlı hatalardan ziyade, bireysel olarak sık sık saçmalıyorlar ve bu saçmalamaların önemli kısmı rakibin yakaladığı ciddi pozisyonlara dönüşüyor. Kötü giden takımlar kötü gidişi durdurmak için bir şeyleri değiştirmeye çalışacağından, sahada ne izleyeceğimizi bilemiyorum. Emin olduğum tek şey, iki takım oyuncularının da sık sık hata yapacağı.

0-0 hariç hiçbir sonuç beni çok şaşırtmaz, hemen her şeye açık bir maç izleyeceğiz.