Norwich-Watford
8 Kasım Cuma, Saat 23:00

Ligin çok kötü takımıyla çok çok kötü takımı karşı karşıya geliyor. Adeta “iyi polis” ile “daha iyi polis”in aynı sorgu odasına bulunması gibi. Böyle absürt bir maç olacak savunmalar açısından, bakalım ne çıkacak… Bu arada ben Norwich’in kötü polis, Watford’un da daha kötü polis olduğunu düşünüyorum. Daha daha kötü polis de var, ancak kendileri tanrılar, Alan Shearer ve Michael Owen tarafından korunuyor…

Tekrar tekrar yazıyoruz, Norwich skandal bir savunma takımı. Çok kötü takımların dahi savunmada bir vasat özelliği olur. Norwich’te vasat altı savunma özelliği dahi yok. Norwich tam bir çok kötü polis savunma konusunda. Şampiyonlar Ligi’nde iç sahadaki PSG ve Real Madrid maçlarında, Galatasaray çok pozisyon vermiş, az gol yemişti. Norwich’te şu var: Çok pozisyon verip çok gol yiyorlar. Savunmayı becerebildikleri herhangi bir alan, departman yok. Üstelik Pukki’nin parıltısı söndü. Norwich’te pozitif hemen hiçbir şey yok.

Şansları şu ki, daha kötü polis ile oynuyorlar. Watford enteresan bir takım. Girdikleri pozisyonları o kadar kötü sonuçlandırıyorlar ki şaşırıyorum. Bir de şans yaratma konusunda Leicester’a sallıyordum, onlar yakaladığını ve fazlasını bitiriyor. Burada yakaladığını dağa taşa sallayan bir Watford var. Kendimize gelelim lütfen, ne yapıyoruz biz ki?

Deulofeu ve Pukki… Hangisi gününde olacak, kazanan tarafı bu belirleyecektir diye düşünüyorum. Maç kazanamayan ve gol yemeden duramayan iki takım karşı karşıya gelecek. Birbirlerini kitlemeye çalışmadan oynarlarsa seyir zevki beklenenden yüksek olabilir. Watford’un üçlü geri, beşli orta bloğu Norwich’i karşılayabilir, ancak hücumda ne üretebilirler bilemiyorum. Bilemiyorum ama Norwich öyle bir savunmaya sahip ki sıfır üretimden iki gol çıkarabilirler.

Her sonuca açık bir maç. Ben maçın gollü geçebileceğini düşünüyorum.

 

Chelsea – Crystal Palace
9 Kasım Cumartesi, Saat 15:30

Chelsea ile başlayalım.

Londra ekibi ligin en formda takımı olmasının yanı sıra, ligin en çok keyif veren takımlarından birine de dönüştü. Özel bir hikaye de yazıyorlar: Gençler ve tecrübeliler bir arada oynuyor, kulübün başında kulübün efsane isimlerinden biri var, takım transfer yasağına rağmen çok formda ve ümit veren bir futbol oynuyor… Birkaç yıl sonra dönüp baktığımda 8-0, 9-0 biten maçların yanı sıra Chelsea’nin bu güzel hikayesini de hatırlarım.

Chelsea kum saati gibi hücum eden bir takım. Hücum sürekli akıyor, bir kum tanesinin hemen ardından diğer geliyor. İnanılmaz keyifli bir hücum akışkanlığına sahipler. Tecrübeli ayakların oyun bilgisinden de, gençlerin yeteneği ve enerjisinden de yararlanıyorlar. Pulisic’in iyice skorer bir kimliğe bürünmesiyle bu konuda daha da iyi olmaya başladılar. Tammy, Pulisic, Mount üçlüsünün gençliğini ve yeteneğini öyle güzel kullanıyorlar ki…

Takım kaptığı toplarla rakip kaleye hızla inebiliyor. Ceza sahasından şut atabiliyorlar. Tammy’ye ara pas gönderebiliyorlar. Verkaçlar ile pozisyon yakalayabiliyorlar. Yakaladıklarını tabelaya geçirme konusunda hiç de fena değiller. Bunun yanı sıra, son haftalarda savunma zaaflarına da çözüm bulmaya başlamış gibiler. Stamford Bridge’de Chelsea’ye karşı zorlanmayacak bir takım yok gibi gözüküyor. Hemen her takımı hücum güçleriyle tehdit edebilirler. Hücum güçlerinin korkutucu seviyede olmasının nedeni de tamamen iyi çalışmadan ve taktiklerden geçiyor. Tammy, Pulisic, Mount ayrı ayrı oynuyor olsalar, başka takımlarda bu performansı veremeyebilirlerdi. Ancak şu an gayet güzel bir akışın içinde, büyük katkı veriyorlar.

Palace için söylenebilecekler ise daha kısıtlı. Son haftalarda tatsız bir fikstürün içindeler, tatsız skorlar alıyorlar. Bu tatsızlık bu maçta da devam edecek gibi. Deplasmanda Chelsea’yi zorlayabilirler mi? Sanmıyorum. Kaptığı topları Zaha ile buluşturmak isteyen bir Palace bekliyorum. Zaha’nın tercihleri onlar için belirleyici olacaktır.

Ben Palace’ın Chelsea’yi tehdit edebilecek güçte olmadığını düşünüyorum. Chelsea yakın olduğu galibiyeti alır.

 

Burnley – West Ham
9 Kasım Cumartesi, Saat 18:00

Geçen hafta Burnley beni çok üzdü… O meşhur Burnley savunmasının yitip gittiğine mi inanmaya başlayalım, ne yapalım bilemiyorum. Burnley üçer, dörder gol yiyen bir takım olmamalı, ben maçlarını açarken bana bunu vaat etmiyorlardı. Tamamen başka bir yerden gelen, az golün yendiği bir futbol beklerken, dirençsiz bir futbolla karşılaşmak beni üzüyor.

Bunu yazmak tuhaf ama Burnley geride sürekli kötü yakalanıyor. Kontra savunamıyorlar. Bunun nedenlerinden biri, geri düşünce oyun disiplininden kopmaları. İleriyi düşünürken geride eksik yakalanıyorlar ve bu şekilde sürekli pozisyon verip, gol yiyorlar. Bu durum Burnley’ye yakışmıyor.

West Ham için ise söyleyecek çok bir şey yok. Kötü bir form ile maça geliyorlar, ligin bana göre en kötü polisine maç kaybettiler. Newcastle’ın topladığı 12 puan beni hayrete düşürüyor. Bu takımın 12 puan toplaması rakipleri için skandaldır. West Ham’da bu skandalın bir parçası, Newcastle’dan 3 gol yemeyi başardılar. 3 yedin, 4 atsaydın, yani karşındaki takım… Neyse.

Formsuz iki takım karşılaşacak. Burnley evinde nasıl bir reaksiyon verecek, bunun için izlenebilir. Her skora açık bir maç.

 

Newcastle – Bournemouth
9 Kasım Cumartesi, Saat 18:00

Ligin en kötü polisi, Bournemouth’u ağırlıyor.

Newcastle öyle veya böyle bu ligde 12 puan topladı ancak ben hala kadro kalitelerini çok yetersiz buluyorum. Üstelik oynadıkları oyunu da güçlü bulmuyorum. Nispeten iyi diyebileceğim tek özellikleri pozisyona girebilmeleri. West Ham’ı mağlup ederek geldiler, bu maçta öz güvenleri yerinde olacaktır.

Bournemouth da maça iyi bir pozisyonda çıkıyor. Manchester United’ı mağlup edip bu maça geldiler. Newcastle’a göre daha derli toplu bir takımlar. Üretim, savunma konusunda daha becerikliler.

Benim en merak ettiğim mesele, bu maçta top kimde kalacak? Newcastle topu reddediyor, Bournemouth’un topla çok işi olmuyor. Top kimde kalırsa, dezavantajlı olan taraf o olacaktır.

Tuhaf puan toplama yeteneği ile birlikte Newcastle bu maçtan da puan alabilir. Nasılını ise sadece onlar biliyor, bu kadro kalitesi ile gelen 12 puan takdire şayan.

 

Southampton – Everton
9 Kasım Cumartesi, Saat 18:00

Öncelikle, geçmiş olsun Andre Gomes.

9-0’lık Leicester mağlubiyeti sonrasında Manchester City’ye zorluk çıkartan Southampton, ligin hem formsuz, hem de kötü ekiplerinden. Küme düşme hattında bulunmaları bir yana, kendilerini buradan ne çıkarabilir sorusunu sorduğumda bir cevap veremiyorum. Kötü oldukları çok fazla departman var.

Everton ise geçen hafta aldıkları dramatik beraberlikle buraya geliyor. Tottenham’dan puan koparttılar ancak hem Andre Gomes’i kaybettiler, hem de golü takımda düşünmedikleri Cenk Tosun attı. Southamtpon kadar olmasa da kötü bir forma sahipler.

18:00 maçları arasından belki de en az merak ettiğim maç bu, ne olur ne biter bu formsuzluklar arasında kestiremiyorum. Küme düşme hattından çıkmak ve hattan uzaklaşmak söz konusu olduğu için, iki takım da gol arayacaktır.

 

Tottenham – Sheffield United
9 Kasım Cumartesi, Saat 18:00

Ligin çok başka futbol oynayan takımlarından Sheffield, ligin sallantıda olan ekibi Tottenham ile karşılaşıyor.

Çok başka futbolu biraz açalım… Sheffield, genelde sağ stoperini hücuma gönderiyor. İşin ilginci, sağ stoperleri sağ stoper oyuncusu değil. Stoper bile değil. Daha nadiren sol stoperleri de gidiyor, ancak ikisi de aynı anda gitmiyor. Böyle farklı şeyler izlemeyi seviyorum. Verkaçlarla rakip kaleye inen, iyi kapanıp hızla ileri fırlayan çok takım var. Ancak böyle orijinal şeyleri her zaman izleyemiyorsunuz. Aynısı Burnley için de geçerli. Seviyorum çünkü farklılar, her ne kadar formsuz olsalar da…

Tottenham ise sallantıda. Kötü gidiyorlar. Geçen hafta Everton’a puan kaybettiler. Takımda iyi giden hemen hiçbir şey yok gibi.

Bu maçın önemi şu: Leicester karşısında Arsenal puan kaybederse, Sheffield kendini 5. sırada bulabilir.

Sheffield topu tamamen reddederek kendine has hücumlarıyla skor arayacaktır. Top ne kadar Tottenham’da patlarsa, o kadar Sheffield’ın yararına olur. Normal şartlarda yaratıcı oyuncusu çok olan takımlara topu fazla bırakmak istemezsiniz ancak Tottenham’da bir akış, ahenk yok. Takımdaşlık zedelenmiş gibi gözüküyor. Taktikler ve antrenmanlar sizi bir yere kadar taşıyor. Çok önemli olsalar da, takım olmak da önemli.

Sheffield’ın puan alabileceğini düşünüyorum, izlemeye değer bir maç olacak.

 

Leicester – Arsenal 
9 Kasım Cumartesi, Saat 20:30

Fazla yorum yapmak istemiyorum, Leicester’ı galibiyete yakın taraf olarak görüyorum. #emeryout

 

Manchester United – Brighton
10 Kasım Pazar, Saat 17:00

Yüce Atatürk’ü sevgi ve saygıyla anıyorum.

Manchester United atak sonlandırmada sıkıntı yaşayan bir takım. Bu durumun bir örneğini geçen hafta oynadıkları Bournemouth maçında da gördük. Uzaktan şut atıyorlar, kaleyi bulmuyor. Ceza sahasından deniyorlar, kaleciyi geçemiyorlar. Topu kaleye sokma konusunda sıkıntı yaşıyorlar. Lukaku’yu gönderip yerine “Rashford atacak, Martial atacak” transferi yapılırsa, olacağı buydu. Ki görüyoruz, Lukaku da “çöp” değilmiş.

Brighton zamana ihtiyacı olan oyununu olgunlaştırmaya başladı. Üst üste iki galibiyet aldılar. Buradan da bir beraberlikle dönebilirlerse, ligin ikinci yarısında kendilerini küme düşme hattından uzakta bir yerlerde konumlandırabilirler. Oyunları gelişime açık, hocaları ümit vaat ediyor, belki de kadrodaki oyuncuların kalitesi dışında her konuda Manchester United’dan üstünler.

Büyük takım refleksi diyecektim de, hangi büyük takım? 15-16 yaşındaki gençler için ne Milan büyük takım, ne de Manchester United… Brighton puan kazanırsa şaşırmam.

 

Wolves – Aston Villa
10 Kasım Pazar, Saat 17:00

Ligin fena top oynamayan takımlarından Wolves, düşük formla bu maça gelen Aston Villa ile karşılaşacak.

Wolves enteresan bir top oynuyor. Topu rakibe verip kontra arıyorlar ancak aradıkları kontraları şansa, bireysel hatalara bırakmıyorlar. Bilinçli bir şekilde orta sahada rakibe baskı yapıp topu kazandıktan sonra, hızla rakip sahaya iniyorlar. Açıkçası izlemesi keyif veren kontra setlerine sahipler. Ne yaptığını bilen bir oyuncu grubundan bahsediyoruz.

Aston Villa ise formsuz. Liverpool’a arıza çıkarttılar, kanatlardan iyi oynuyorlar ancak formsuzlar. Pek de parlak bir noktada değiller. Yine de hiç şansları olmadığını söyleyemem. Trezeguet’nin de lige ve takıma iyice ısınmaya başlamasıyla birlikte kanatlardan bir opsiyon daha kazanacaklar.

Beraberlik veya Wolves galibiyeti beni şaşırtmaz.

 

Liverpool – Manchester City
10 Kasım Pazar, Saat 19:30

Haftanın en büyük maçı…

İki takımın da ne oynayacağını, nasıl oynayacağını üç aşağı beş yukarı biliyoruz. Ben sadece merak ettiklerime değineceğim.

Liverpool için geçen sezonun büyük maç planlarından biri olan 4-2-3-1, bu maçta geçerli olacak mı? Shaqiri’nin sakatlanmasıyla birlikte 4-2-3-1 opsiyonu daha az kullanılmaya başlandı. Bu sene daha sık gördüğümüz bir şey var: Yenik durumda geçilen 4-2-4. Origi’nin ileriye atıldığı 4-2-4 ile Liverpool birçok kez etkili oldu. Ancak bu bir büyük maç planı değil, bu bir başlangıç planı da değil. Bu planı sadece yenik duruma düştüklerinde genellikle ikincil tercih olarak kullanıyorlar. Etkili bir plan, ancak dediğim gibi, bir B planı.

Manchester City’nin derinde iyi kapanabilen takımlara karşı zorlandığını bu sezon birkaç kere gördük. Burada şöyle bir problem var: Yaşadıkları sorunları kenar ortalarıyla çözmeye çalışıyorlar. Bunu bu maçta da denerlerse iki büyük problem olabilir. Birincisi, Agüero bu ortalara vuramıyor. Bu maçta tercih edilirse ve Liverpool etkili savunma yaparsa, kenar ortalarına dönüş Agüero ile sıkıntı yaratabilir. Bunu görmüştük. İkincisi, Gabriel Silva oynasa dahi Van Dijk veya Lovren’e karşı (Lovren konsantre olabilirse) ne kadar etkili olabilir?

İki takımın da sakatlıklardan çektiği bir dönemdeyiz. Matip’in yokluğu önemli. City’de ise Ederson yok, Silva, Zinchenko, Rodri, Laporte de sakat. Sane’yi saymaya gerek dahi yok, kendisi uzun süredir yok.

Ben maç planlarını merak ediyorum. Geri düşen Liverpool 4-2-4 dener mi, geri düşen City yine kenar ortalarına mı sığınır, neler izleyeceğiz merak ediyorum. Liverpool muhakkak Fabinho-Henderson ikilisini sahaya sürecektir, üçüncü isim Milner olursa şaşırmayacağım. Wijnaldum-Milner ikilisinden sık sık ilk 11 başlayan taraf Wijnaldum oluyor ancak bu maç için Milner da tercih edilebilir. Gerçi bu yaratıcılığı baltalayacaktır. Milner şaşırtmaz, beklentim Gigi Wijnaldum diyelim. Galibiyete daha çok ihtiyacı olan taraf City.

Liverpool’un gol bulacağını düşünüyorum. Skoru almakta zorlanan ve sakatlıklarla boğuşan City nasıl bir yanıt verecek, merak içerisindeyim.