Brighton – Tottenham
5 Ekim Cumartesi, Saat 14:30

Haftanın ilk Premier Lig maçı benim heyecanla beklediğim bir maç olacak. Yedinci haftada Chelsea’ye fazla direnemeyen Brighton, bu hafta Tottenham’ı konuk ediyor.

Brighton, sezona iyi başlayan Shane Duffy’nin yokluğunu arıyor. Savunmada sallanan bir görüntüleri var. Oynamaya çalıştıkları oyun sabır isteyen bir oyun ve Graham Potter da sabrı hak ettiğini göstermiş bir teknik direktör. Ancak yedinci hafta itibariyle Brighton küme düşme hattından sadece bir puan uzakta. Üstelik iç sahada iyi top oynayabilen bir takım görüntüsünde değiller. Sezon içinde henüz iç saha galibiyetine ulaşamadılar, oynadıkları oyun olgunluk dönemine hala çok uzak ve “Hells Bells” ufak ufak duyulmaya başlandı. Yönetim ve taraftar ne kadar sabırlı olacak, göreceğiz.

Brighton’ın iç saha formsuzluğunu Tottenham’ın sallantıda, bana göre kötü formu ne kadar hapsedecek, göreceğiz. Tottenham lige iyi başlamadı, karşılarında iç sahada sıkıntı yaşayan bir takım var, hafta içinde Bayern Münih’ten kendi evlerinde 7 gol yedi, ki tuhaftır bir önceki sezonun finalistleri aynı haftada Şampiyonlar Ligi’nde 10 gol yedi.

Tottenham’da Eriksen’in reddettiği Vertonghen-Eriksen-Cesur Yürek Kane’in arasındaki mesele gerçek mi? İddialara göre Vertonghen Eriksen’in sevgilisiyle “uyuyor”, Kane bunu öğrenip Vertonghen’i pataklıyor. Eriksen sezon başında yalvar yakar gitmeye çalıştı, oynadığı maçlarda varlık gösteremedi. Ben açıkçası sahada bir “takım” da göremiyorum ki sonunda Bayern Münih’e karşı ilk yirmi, otuz dakikasına iyi başladıkları bir maçta dağıldılar. İyi oynarken böyle büyük dağılmak düşündürücü.

Brighton hala hazır değil, Tottenham formsuz ve dayak yemiş halde geliyor. Brighton’ın kazanması dışındaki hemen her ihtimali eşit görüyorum.

Burnley – Everton 
5 Ekim Cumartesi, Saat 17:00

Bu sezonki Dördüncü Turf Moor Muharebesine hoş geldiniz!

İç sahada Burnley izlemek kadar keyif aldığım kaç şey var futbola dair? Pek fazla yok. Yine çağ dışı ancak çalışan, kopyasını görmenin pek mümkün olmadığı, semada geçecek bir maç izleyeceğiz. Burnley’nin ne oynayacağını biliyorsunuz ama asla hazır olamıyorsunuz. Bu takım bir gün Şampiyonlar Ligi’ne gidecek ve Barcelona maçında topu o kadar havadan oynayacak ki, Camp Nou’daki maçta “uzayda” oturan taraftarlar maçı aşağıdakilerden rahat izleyecek.

Burnley henüz savunmasını tam anlamıyla oturtamadı. Buna rağmen son üç maçta kendi istedikleri forma dönmeye yakınlaştılar. İki deplasman beraberliği, bir iç saha galibiyeti geldi ancak kendileri deplasmanda berabere kaldıkları Brighton’ı yemeliydi. Şu formsuz dönemlerinde yakaladıkları Brighton’dan üç puanla dönebilmeleri lazımdı. Rakip Everton felaket bir formla geliyor. Son üç maçtan puan çıkartamadılar, iyi durumda değiller.

Everton bu sene gol yeme konusunda oldukça bonkör. Son beş maçlarında on iki gol yediler. Nasıl savunma yaptığını sahada okuyamadığım bir takım hüviyetinde Everton. Bireysel hata yapıyorlar, arkaya atılan topları savunmada mahir değiller, bu maçta neyi nasıl savunacaklar bilmiyorum. Arkaya top kesinlikle atılacak, uzun oynanan bir top Wood-Barnes ikilisine muhakkak düşecek. Ya da oynanan bir uzun topu bu ikiliden biri arkaya düşürecek. İşte o düşen topu Everton nasıl savunacak, bilemiyorum. Bu sezon henüz savunduklarını göremedim.

Top dönüp dolaşıp Everton’da patlayacaktır ve topla yaratıcılığının yüksek olmadığına inandığım Everton bu durumdan kendine nasıl bir kazanç çıkarır, bilemiyorum. Açık konuşayım, Everton’ın puan çıkartabilmesi için Richarlison’un sihir yapması lazım. On bir kişilik Burnley Savunma Orduları’nı Richarlison tek başına ne kadar aşabilir, buraya bir soru işareti koymamız gerekiyor.

Her şey bir kenara, Burnley’nin karakterinden ve oynadığı oyundan keyif almak lazım. Farklı oynuyorlar, herkesi şaşırtıyorlar, kimlik sahibi bir takım olarak Premier Lig’e renk katıyorlar. Ben çok gol beklenebilecek bir maç olmadığını, Burnley’nin galibiyete yakın olan taraf olduğunu düşünüyorum.

Liverpool – Leicester 
5 Ekim Cumartesi, Saat 17:00

Haftanın keyifli futbol vaat eden maçı da burada.

Liverpool hafta içi Salzburg tarafından bir parça dövüldü ancak tıpkı Kaptan Amerika gibi “buna bütün gece devam edebilirim” dedi. 3-0’dan 3-3’e gelen maçta Salah’ın golüyle maçtan 4-3 galip ayrıldılar. 3-3’ten 4-3’e gelen kısımda yaptıkları tempo bu maçta kendilerine nasıl yansıyacak, izlemek gerek.

Liverpool iç sahada inanılmaz bir forma sahip. Galatasaray’ın Türkiye’deki beraberliği de sık olan iç saha namağlupluğu durumu övülürken ve sezon sonuna doğrudan etki ederken Liverpool’a ayrıca bir başlık açmak lazım: Bu adamlar iç sahada en son ne zaman berabere kaldı? Oturup araştırmak lazım çünkü ben hatırlamıyorum. Liverpool korku verici bir iç saha performansına sahip. Üstelik Liverpool’un Leicester’a karşı kurduğu bir üstünlük de söz konusu, iki takımın oynadığı son sekiz maçta Leicester’ın galibiyeti yok. Çok değerli bulmadığım bir istatistiki bilgi olsa da yazar bazen kitabına böyle hikayeler koyar.

Tottenham galibiyetinden sonra ligin en kötü takımı olduğuna inandığım Newcastle “tarumarı” da gelince Leicester birden üçüncü sıraya yerleşti. Ben tepeyi zorlayacaklarına inanıyordum ancak bu maçtan pek umutlu değilim. Çıkacak bir beraberlik ile ilk altıyı veya dördü değil, ilk üçü konuşmaya başlarız. Mağlubiyet durumunda da yine ilk yarının bitmesini beklemek makul olur.

Hafta içinde Liverpool ne kadar yıprandı, sonucu bu belirleyecektir ancak Liverpool bu sene kötü oynasa da sihirle gol bulabiliyor. Sezon içinde kötü oynadıkları bir Southampton maçını hiçliğin ortasından gelen golle Mane açmıştı.

Liverpool’u galibiyete yakın taraf olarak görüyorum ancak Leicester da diş gösterecektir. Isırık alabilir ama koparır mı? Zor gözüküyor.

Norwich – Aston Villa
5 Ekim Cumartesi, Saat 17:00

Geldik ligin en kötü savunma takımıyla ligin en “ne oldu ki şimdi ya” takımının maçına…

Norwich’in savunmada yaşadığı problem iyice ciddileşmeye başladı, öyle ki bu rezil savunma performansı nedeniyle küme düşme hattının bir puan ve bir sıra önüne demir attılar. Takım problem yaşıyor, aldıkları tek galibiyet sürpriz Manchester City galibiyeti. Bu galibiyetin bir anlamı yok çünkü kazanabilecekleri maçlarda aldıkları mağlubiyet bu maçtan gelen puanları “zaten olması gereken” puanlara anca taşıyor, bana kalırsa taşıyamıyor.

Güzel bir Pukki hikayesi ile başlayan sezon, Norwich için kalitesiz bir slasher filmine dönmek üzere. Villa’ya karşı alacakları galibiyet takımı rahatlatır ancak iki haftadır gol atamıyorlar, bol bol da gol yiyorlar. Nasıl olur da galibiyet alabilirler, ona bakmak gerek.

Aston Villa duran top savunması sıkıntılı bir takım. Üstelik yer yer manasız denebilecek fauller yapıyorlar. Burada tekil değil, birleşik okuma yapmak lazım: Norwich de sık sık ara top deneyen bir takım. Şöyle bir öngörüm var, maçın bir noktasında Norwich ara pası atacak, ya o pasla pozisyona girip golü yapacaklar, ya da Aston Villa’nın yapacağı faulde duran toptan pozisyon bulacaklar. Bir ara top veya duran top dışı nasıl gol bulabilirler bilemiyorum.

Aston Villa’ya gelirsek… Kötüler. Daha ne söyleyebilirim bilemiyorum, kanatlardan oynamaya çalışan ancak oyunun diğer alanlarında büyük problemler yaşayan bir takım hüviyetindeler. Bu maçta gol bulurlarsa bu gol kanat organizasyonundan gelecektir. Onun dışında ne söyleyebilirim bilemiyorum. Atarken de yerken de bonkör bir görüntü çiziyor Aston Villa. Atarken bonkör olmaları bu maç özelinde iyi, Nowich de yerken bonkör.

İki takım da birbirine gol atar, savunma konusunda mahir ekipler değiller.

Watford – Sheffield United
5 Ekim Cumartesi, Saat 17:00

Watford, bu ligin en kötü ikinci takımı olabilir. Bana kalırsa birincilik hala Newcastle’a ait. Öyle ki bu Watford dahi Arsenal’e diş geçirdi. Ancak sonraki hafta sekiz gol yediler. Geçen hafta da iki gol yediler. Son iki maçında 10 gol yiyen bir takım hakkında ne söyleyebilirim, bilemiyorum. Hücumda da sıfır varlık gösterimine sahipler.

Sheffield bana göre buraya çok iyi geliyor. Geçen hafta mağlup oldukları Liverpool maçında rakiplerinin ayarlarıyla oynadılar. Liverpool’un ezberinin dışına çıkmaya itildiğini net şekilde gördük. Bunu başarmak oldukça zordu, Sheffield o noktada muharebeyi kaybetmiş olabilir ancak savaşı kazanacak taraf olabilirler.

Sheffield ligin iyi kontra atak takımlarından biri. Deplasmanda Everton galibiyeti, Liverpool’un ezberini bozma derken buraya iyi sinyallerle geliyorlar. Bu maçtan çıkacak bir deplasman galibiyetiyle birlikte orta sıralardan güzel bir bilet alabilirler. Newcastle küme düşmeye aday, Watford küme düşmeye aday. Şu an üçüncü bilet kime satılacak ona bakılıyor. Brighton 2-3 hafta daha böyle devam ederse aday olacak. Norwich bu savunmayla devam ederse doğal bir aday. Sheffield’ın buradan çıkaracağı üç puan hem Watford’un biletini V.I.P. bilete çevirir, hem de kendileri orta sıra biletlerini garantiye almak adına güzel bir adım atmış olurlar.

Ben Sheffield’ı galibiyete yakın olan taraf olarak görüyorum.

West Ham – Crystal Palace
5 Ekim Cumartesi, Saat 19.30

West Ham ligin en formda ve izlemesi en keyifli takımlarından birine dönüştü. İleride Haller’in yazdığı hikaye, takımca oynanan keyifli oyun, ortalama üzeri oyuncu grubu onları ligin keyifli takımlarından biri haline getirdi.

Palace ise son iki haftada önce Wolves ile dövüştü, sonra da Norwich’in savunma zaaflarından yararlanarak kendine orta sıralardan fena olmayan bir yer edindi.

West Ham’ın kanat etkinliği ile Palace’ın savunma çabası seyir zevki yükseğe yakın bir maç vaat ediyor. West Ham ne kadar iyi bir takım olsa da bana Leicester kadar güven vermiyor. Gol yiyebilirler, ancak maçı kazanan taraf olmaya daha yakınlar.

Arsenal – Bournemouth
6 Ekim Pazar, Saat 16:00

Ne desem komik duruma düşebilirim, Arsenal’e dair yorum yok.

Manchester City – Wolves
6 Ekim Pazar, Saat 16:00

Wolves ile başlayalım. Teknik direktörleri hafta içi beklediğim rotasyonu yapmadı. Bu maçtan çok umutlu olmayabilirler ancak şöyle bir şey var, yapmadıkları rotasyonun hakkını da veremediler. Evet üç puanı aldılar ancak Beşiktaş’a karşı oynadıkları oyun parlak değildi. Yapacakları rotasyonla bile daha iyi bir oyun oynayabilirlerdi çünkü kazanan takımı düşünüyorum, şu konuda da iyilerdi diyemiyorum. Ligleri sağ olsun tempo ve dirilikle dövüştüler, sonunda da atıp gittiler. Ancak “Premier Lig bu değil” dediğim bir performans gösterdiler.

Rotasyon yapılmaması bu maçtan pek umutlu olunmadığını gösteriyor olabilir. Rakip Manchester City ve iç sahadasınız. Yine de Wolves, topu rakibe verebildiği maçlarda varlık gösterebiliyor. Ancak rakibin seviyesi önemli. Topu verdiğiniz rakibin Beşiktaş veya Aston Villa olması farklı, PSG veya Manchester City olması farklı.

City’nin ne oynayacağını hepimiz biliyoruz. Burada Wolves’un bu oyunu oynayan rakiplere karşı etkili çıkabilme özelliğine parantez açmak gerekir ancak o parantezin içi ne kadar nitelikle dolar, şüpheliyim. Ben Manchester City’yi galibiyete yakın taraf olarak görüyorum.

Southampton – Chelsea
6 Ekim Pazar, Saat 16:00

Chelsea bu hafta bir fırsat maçına çıkıyor.

Rakibi Arsenal, herhangi bir futbol maçında bekleneceği gibi saçmalayabilir. Leicester, Liverpool deplasmanına gidiyor. West Ham’ın her maçı ciddiye alması gerekir. Kolay galibiyete kağıt üzerinde yakın olan tek rakipleri Tottenham. Bu maçtan alacakları bir üç puan onları tepeye yaklaştırabilir. Üstelik deplasman galibiyetleri daima tesirlidir.

Southampton takım oyununa değil, bireysel yeteneklere yaslanan bir takım görünümünde. Bu maçtaki şansları, rakiplerinin skor korumayı becerememesi olabilir. Geri düşseler dahi saldırarak, sağlam durarak skoru eşitleyebilir, öne dahi geçebilirler. Southampton bunu yapmaya ne kadar uygun, onu tartışmak önemli. Organize bir gol atabileceklerine pek inanmıyorum. Southampton takımının hali can sıkıyor. Alt liglerde Theo Walcott’ın yer aldığı takımları bile daha özeldi, ben bu takımın üst düzey olmaya aday oyuncuları elinde tuttuğu dönemlerini özledim.

Chelsea’de Tammy Abraham formda, takım olarak çok iyi değiller ama bir şeyler vaat ediyorlar, sık pozisyona giriyorlar ancak zaten dar kadroları birkaç sakatlıkla daha da zayıflamış halde, bunun sıkıntısını çekiyorlar. Alacakları bir galibiyet onları ilk altıya atabilir, bunu düşünerek oynamaları gerekiyor.

İki takım da gol bulmaya yakın ancak ben Chelsea’yi galibiyete yakın taraf olarak görüyorum.

Newcastle – Manchester United
6 Ekim Pazar, Saat 18:30

Ligin en kötü takımı, ligin lanetlenmiş takımıyla oynuyor.

Dün, her zamanki gibi mahallemde basketbol oynamak için parka indim. Hafif ısınma hareketleri yapıyorum, gençlerle konuşuyoruz. 14-19 yaş arası gençler hepsi. Konu döndü dolaştı futbola geldi, ağzımdan “Manchester United büyük takım” lafı çıktı. Bakışları görmeniz lazım.

Inter’i, Milan’ı, Manchester United’ı bu hale getirenler utansın. Ayıp be kardeşim.

Newcastle ne kadar zayıf olursa olsun, bu cümleyi kuracağım, rakip Manchester United.

Manchester atarken de yerken de az ile yetinen bir takım. Newcastle ise topla oynamayı beceremeyen bir takım. Bu avantaja dönüşebilir mi? Başka bir takım, örneğin Wolves olsa evet diyebilirdim. Topu Manchester’a bomba gibi bırakıp kontra arayabilirlerdi. Newcastle’ın gol araması dahi sıkıntılı, takım 7 haftada 4 gol atmış ki bunlardan bir tanesi için Tottenham’a teşekkür mektubu göndermeleri gerekiyor.

Newcastle zayıf ancak rakip dengesiz Manchester United. Manchester buradan bir galibiyet çıkartırsa, rakip zayıf olmasına rağmen deplasman galibiyeti olacağı için bir hava getirebilir. Getirebilir ancak bir önceki sezon da gördük, bu takımın havadan başka şeylere ihtiyacı var.

Nelere ihtiyacı var, bir tanesini kapak fotoğrafında görebilirsiniz. Manchester United “her şeye rağmen” galibiyete yakın taraf.