Aylar sonra blog’a dönmek heyecan verici.

Keşke daha iyi bir maçla dönebilseydik ama ne yazık ki konu Avrupa kupası olunca bu pek mümkün olmuyor. Galatasaray’ın rakibi Glasgow Rangers’ı anlatmak ile başlamayı düşünmüştüm ama rakibi maç öncesi incelerken de aynı şeyi düşünüyordum.

Bu takımın neresi muazzam?

Sıradan bir takım demek istemiyorum ama o izlediğimiz, hayran olduğumuz efsane Avrupa kulüplerinden biri değil. Disiplin ve alan parsellemenin ön planda olduğu. Gol yese bile oyun formatını çok değiştirmeyen, dikine oynamayı ilke haline getirmiş, merkezde Hagi’nin veya Davis’in ver kaçları ile bek ile stoperin arasına (half-space) adam kaçırma üzerine kurulu basit ama etkili bir hücum aklı olan, hava toplarında etkili bir takım diyerek tanımlayalım da rahat edelim.

Bu sezon değil geçen sezonda sıkça söylediğim bir şey var. Pozisyon oyunu oynamak özel oyunculara ihtiyaç duyduğunuz bir şey. Merkez orta sahanızın birbirini aratmayacak en az 6 oyuncudan oluşması ve beklerinizin ikisinin de oyun kurulumuna destek olacak orta saha özellikli olması gerekir diye anlattık durduk. Saracchi’nin yokluğu Fatih Terim’in Fenerbahçe maçı öncesi ve sonrası geçiş savunmasında yaptığı iş ile anlatılamaz. Onun Linnes’den farkı (onun yerine oynadığı için) oyunun, hücum tarafında sahada bir oyun aklı koymasıdır. Ancak ters kanattaki Omar öyle değil. Omar’ı çok beğenen biri olarak Fatih Hocanın istediği oyun aklını ortaya koyması mümkün değil. Omar 3-5-2’nin veya 4-4-2 (diamond)’ın kanat bekidir daha fazlası değil. Eğer ondan Mariano’nun tempolu halini hayal ediyorsanız üzülürsünüz.

 

Galatasaray, hücum ederken sahaya bu şekilde yayılıyor.

Topu hangi kanatta tutuyorsa ters kanatta ki bekini ileri çıkartıp, kanat forvetini (sözde) merkeze çekiyor. Yani, hücuma çıkarken önce 3’lüye sonra 2’liye dönüyor. Ancak asıl olay Galatasaray’ın nasıl hücum ettiği değil rakibin onu nasıl karşıladığı…

Ligin ilk iki maçında ve Hajduk Split ile oynanan Avrupa kupası maçının 70. dakikasından sonra Galatasaray oyun geometrisini bir kenara bırakıp alanda, adam fazlalığına yönelmişti. Şimdi burası biraz teknik bir konu o yüzden detaylandıracağım.

1990’dan sonra 2008’e kadar geometri üzerine kuruluydu. Pep ile birlikte alanda adam fazlalığına döndü dünya. Çünkü, Pep’in Barcelona’sını yenmenin tek yolu alanda fazla adamla onu karşılamaktı. Buna Jose Mourinho ön ayak oldu. Pepe’nin bir ön stoper gibi oynamaya başladığı Barcelona vs. Real Madrid maçlarıyla başladı. Sonra Pep’i ve onun gibi oynayan takımları durdurmak için derinde beklemeye başladı herkes. 5’li savunmalar oluştu. Bazıları bunu defansif orta sahasını savunma pozisyonunda bir stoper gibi kullandı, kimisi öldü denilen 3’lü savunmayı suni teneffüs ile hayata döndürüp, 5’liye döndü… Ama derinde beklendiğinde ve half-space’leri kapattığında Pep’in takımını durdurabildiğini gördü herkes.

Çünkü, Pep’in yaptığı şey alanda bir fazla olmaktı. Alanda sayı üstünlüğünü rakibi aynı şekilde karşılık verince pozisyon oyunu oyunu da boşa düşüyordu. Bu oyunun ilk oynatıcılarından Bielsa savunma düzenini o günlerde rakibin hücumcularına göre seçiyordu. Tek forvet oynayan takımlara karşı tandem ile çıkarken iki forveti olan takımlara karşı 3’lü çıkıyordu. Çünkü, alanda daima bir kişi fazla olması gerekiyordu.

2010’dan sonra Pep ile yükselen tiki-taka temelli pozisyon oyunu bazı takımların ana felsefesi halini aldı. Arsenal’de Arsene Wenger böyle oynamayı seçti. Tabi ki her kahraman arayışı bir düşmanla başlar ve Sacchi’nin efsane Milan’ının yaptığı presi modern bir hale getirerek günümüz oyun kurallarına uygun bir şekle sokan Fatih Terim, Ralf Rangnick, Wolfgang Frank gibi adamların başlattığı ama unutulmaya yüz tutan pres futbolu (gegenpressing) Jurgen Klopp ile geri dönünce Pozisyon oyununun anti-tezi de ortaya çıkmış oldu.

Alman futbolu gegenpressing üzerine yoğunlaşırken, Pep’in başlattığı pozisyon oyununun sonu gelmeye başladı. Çünkü, rakibin derinde beklemesi, 5’li savunmalar ile birlikte katı bir defansif anlayış, üzerine çok iyi kontra atağa çıkabilme yetisi, pozisyon oyunu oynayan takımları kolay yenilebilir bir hale getirdi.

İşte Fatih Terim aslında, artık diğer alternatiflerin denendiği ve pozisyon oyunundan hem maliyeti, hem oturtmasının uzun zaman alması, hemde doğru yapılmadığında kolay savunulabilir bir hale bürünmesinden dolayı uzaklaştıkları oyunu oynamaya çalışıyor. Topu yeterince yatayda gezdirdiğinizde rakibin derinde sizi karşılamasına müsaade ediyorsunuz. Alanda sayısal üstünlük kurma çabalarınızda maalesef yok oluyor.

Hücum dizilişiRakibin karşılaması

 

Galatasaray’ı rakip yarı sahaya böyle yayıldığında, rakibin onu 4-4-2 ile karşılaması ona her anlamda sorun çıkarmakta.

Fenerbahçe böyle karşıladı. Hajduk böyle karşıladı, zaman zaman Rangers’da böyle karşıladı. Oyun kurmak için topu kaleciden başlayan düzende getirmek için derinde oyun kurmak istediğinde rakibi onu Falcao’nun sıfır caydırıcılığı olduğu için rahatlıkla bir kişi fazlasıyla Galatasaray’ı oyun kurarken baskı yapabiliyor. Fenerbahçe maçında Caner’in, Ozan Tufan’ın Enner’in aynı yerde olması gibi. Dün akşamda aynı baskıyı Rangers istediği an yapabildi.

 

 

Kanatlarının oyun kurucu özelliğinden faydalanmak istemesini bir yere kadar anlayabilirim ama bu Arda Turan olabilir en fazla. Çünkü, Arda’nın rakibine sırtını dayama ve oyunu bir süre oyalama gibi hücum için gereken özelliklere sahipken Feghouli’nin böyle bir özelliği yok. Son 5 maçta 2 sprinti olan bir oyuncu içinde daha fazla şey söylemek istemiyorum aslında. Galatasaray, rakibi yukarıdaki gibi bir baskı kurmaya geldiğinde topu forvetine uzun oynama düşüncesine girmek zorunda kaldığında yani Falcao’nun varlığı nedeniyle bunu yapamamakta. İki seneden uzun zamandır Target Man’sizlikten dem vururken de anlatmak istediğim buydu aslında.

Rakibin size bu şekilde baskıya geldiğinde, topla çıkma işini bekleriniz veya orta sahanız yüzünden becerememeniz durumunda son çareniz topu şişirmektir ama Falcao varken bunu yapmak zor. Tabi Diagne’nin de fiziksel özelliklerine rağmen böyle bir yeteneği olduğunu da düşünmüyorum ancak yine de, bu konuda en azından Falcao’dan daha caydırıcı olabilir.

Rangers’i zaman zaman yukarıdaki gibi baskı kurdu ama çoğu zaman geri 4’lüsünü hiç bozmadı. Bu da zaten alan kullanımı felaket olan Feghouli ve Babel’i durdurmak için yetti. Galatasaray, topu iyi çıkarttığı ve oyunu istediği gibi kurduğu zamanlarda Babel ve Feghouli, Falcao’ya o kadar uzakta ki hücumun tamamlanması, atağın sonlanması mümkün olmuyor.

Standart Galatasaray hücum düzeni.

Omar Feghouli’nin yerinde olmalı aslında. Çünkü, karede yer almayan Rangers sol beki Barasic, saçma bir pozisyon alsa da (diğer karede göstereceğim) şu an alanda Rangers’ın sayısal üstünlüğü var. Belhanda, geldiği günden beri yaptığı en iyi iş olan ve koca takımda half-space kullanan tek kişi olması gibi bir özelliğe sahip olduğundan koşuya başlıyor. Normalde Rangers’ın şu an sahip olduğu gibi alanda sayısal üstünlüğe sahip olan ve iyi kapanan takımlar bu tip pozisyonları vermiyor ama Rangers verse bile birazdan göreceksiniz ki Galatasaray hepi-topu kaç kişiyle hücum ediyor.

Bekin duruşunu görüyor musunuz? Bir çok defa aynı pozisyonda kaldı. Sağından dönmek yerine solundan dönen ilginç bir bek.

Ama Galatasaray bu tip pozisyonları sadece iki kere buldu. Birinde ilk yarıda Taylan’ın, Feghouli’yi kaçırdığı pozisyon, biri de bu… Şimdi size hücumdaki acizliği göstermek istiyorum çünkü, sözde Galatasaray alana yerleşti. Bu bir kontra-atak değil.

İşte bu resim, Galatasaray’ın hücumda, forveti ile kanatları arasındaki mesafeyi ve aslında hücum edememesini anlatıyor.

Pozisyon tehlike ile bitiyor bitmesine ama bu tamamen, oyuncuların bireysel becerisi ile alakalı. Şimdi ilk resim gelsin gözünüzün önüne ve Omar, Feghouli’nin olduğu yerde olsun. Ve sonra Feghouli, Belhanda gibi half-space dalsın. Ve Belhanda’da üstteki resimdeki iki stoperin arasında yerini alırsa Galatasaray doğru hücum eder. Bu şekilde sadece atak sonlandırıyor ve genelde de başarısız bir sonlandırma oluyor.

İki kanat oyuncusunu 8 numara gibi oyun kurulumuna destek olması için bu şekilde kullandığınızda, Belhanda ve Emre Kılınç’ın daha çok ceza sahasına girmesini istiyor olabilirsiniz ancak normalde bu hücumda, Babel çoktan ceza sahası içine girmiş olması gerekiyordu. Emre Kılınç’ında yay çevresinde olması lazım. Hatta Linnes’in şu an karede olan Babel yakın olması gerek ama bunların hiç biri olmuyor çünkü Galatasaray alana yerleşmiş gibi gözükse de aslında sonuç bu karedeki gibi oluyor.

Tabi sorun sadece bu değil.

İki beki hücum anlamında sorun yaşattığı gibi savunma anlamında da yaşatıyor. Luyindama ve Marcao’nun orta sahaya kadar adam kovalaması da cabası. Geçen sezonda benzer bir yazı yazmıştım.

Omar burada Half-space’i kurmak zorunda.

Ben bekin akıllı olanını seviyorum o yüzden Omar konusunda farklı düşünüyor olabilirim. Burada Rangers’lı oyuncu (top ayağında olan) sol kanattaki arkadaşına sırtı dönük bir pozisyonda. yani Omar artık beki değil Morelos’u takip etmeli. Ama o tabi ki öyle yapmıyor… Luyindama’nında orta sahaya kadar adam kovaladıktan sonra Omar’ın artık burada ikinci stopere dönüşmesi gerek.

Ve ta ta ta tam…

Hagi, topu tekte Morelos’e oynayacak ve Luyindama’nın orta saha fantezisi sonucu ikinci stopere dönüşmeyi ısrarla reddeden Omar, savunma zafiyeti oluşturuyor. Şimdi, ikinci yarının başında yenen golde de benzer bir şey oluyor. Orada da orta sahaya adam kovalamaya giden Marcao var. Ve bu sefer şartlar gereği stopere dönüş(e)meyen bir Linnes oluyor.

Marcao, sırtı dönük Morelos’e baskıya gidiyor. Ne kadar gereksiz bir iş. Linnes olması gereken yerde.

Adam kovalayınca Marcao, kaleden 35 metre uzakta sırtı dönük Morelos’u kovalıyor burada. Luyindama ve Linnes arası 15 metrenin üzerine çıkıyor. Babel gibi oyun zekasına sahip bir adamın yapması gereken şey Marcao’yu görür görmez Bek savunmasına doğru koşmak. Onu yapsa, Linnes bek savunmasını bırakıp kendini stopere konumlandıracak ve gol yenmeyecek ama nafile.

Linnes hala bek savunmasında. Babel ise hiç yerini bozmuyor ve en iyi yerden pozisyonu izliyor.

Şimdi Marcao, Morelos’u orta sahaya kadar takip ettiği için yerini kaybetti ve pozisyonda o yerine gelirken yaşanıyor. Linnes gereksiz bir şekilde ayağı çizgideki kanat oyuncusunu savunmayı düşünüyor. Burada top Hagi’ye gelir gelmez koşmaya başlasa yine Arfield’ı yakalar ama o başka bir dünyada. Neden bunun üzerinde duruyorum, iki farklı yarıda iki pozisyonda da bekler ve stoperler savunmanın dengesini bozuyor. Ve bunu rakibin olağanüstü baskısından dolayı değil gereksiz çıkışlar ve kademe anlayışının yerlerde olmasından dolayı yapıyorlar. Ve bu pozisyonlar bize tüm olayı bu ikiye birler olan rakibini hiç izlemediğini ve savunmanın hiç uyarılmadığını gösteriyor.

Babel – Linnes – Luyindama hattı ve Rangers’ın ekstra adam soktuğu an.

Her açıdan rezalet…

Hücum etme konusunda sorunlarınız var. Rakibinizin tek hücum organizasyonu olan ikiye birlere önlem almamışsınız ve almadığınız önlemler bir kenara oyuncularınız gole davetiye çıkaracak şekilde hareketler yapmakta. Beklerinizin savunma IQ’su yok denecek kadar az. Atak sonlandırmada sorunlarınız var. Artık rakipler Falcao’nun fiziksel durumunu göz önünde bulundurup, bir stoperini boşa çıkartabiliyor ve kanat oyuncularınızı oyun kurucu gibi kullandığınız için forvetinizden çok uzakta konumlanıyor hücum sırasında. Bekleriniz istediğiniz kadar hücuma destek olamıyor. Ligdeki ilk iki maçta gibi açık rakiplere karşı iyi ama derinden bekleyen rakiplere karşı çok kötü hücum ediyorsunuz…

Tüm bunları göz önünde bulundurunca 4-1-4-1 pozisyon oyunu için doğru diziliş olabilir ama pozisyon oyunu doğru sistem mi? Çünkü, son iki maçta ön alanda baskı ile pas hızı düşüşte. Pas hızı düşüncede rakibi açmanız imkansızlaşıyor. Hele bu kanatlarla daha da imkansız bir hale geliyor.

Çözüm ne?

Ben çözümün 3’lü savunmaya dönüş olduğunu düşünüyorum. Hele ki kanat transferi yapılmayacaksa eldeki beklerden en iyi bu şekilde yararlanılabilir görüşündeyim. İlla 4’lü savunma olacaksa da yine beklerin kullanımı açısında kanatsız bir diamond işi çözebilir düşüncesi hakim bende. Bu maç özelinde, Fenerbahçe maçı için yaptığım eleştiriyi aynen dile getirebilirim. Etebo’nun atletizmi böyle rakiplere karşı işine fazlasıyla yarar. 4-1-4-1’den çıkıp 4-2-3-1 ile hızlı kanatlara dönüş yapabilirsin… Emre Kılınç gibi biri varken elinde.

Seçenek çok ama kalas gibi dümdüz bir takıma karşı pozisyon oyunu iş yapmıyorsa ligdeki kalas takımlara karşı ne yapacağını merak ediyorum. Daha çok merak ettiğim ise bu ısrarın ne zaman biteceği?!