Yeni döneme hoş geldiniz. Bundan sonra “az yorum çok rakam” olacak. Bol grafik, bol amanda aman hanimiş benim istatistiklerim şeklinde bir yol izleyeceğiz. Yeni yıldan sonrada sadece istatistik vermeyi planlıyorum ama hayat bu ne olacağı belli olmaz.

O zaman başlayalım;

Terimball yazısı yazmak lazım demiştim ama bunun biraz zaman alacağı ortada ve zaten elimizde yeterince rakamda yok. Herkes geçen sezon ki oyuna atıfta bulunup “al işte aynı oyun” diyor ama öyle olmadığı çok ortada. En basiti geçen sezon Seri’nin maçı olarak lanse edilen Fenerbahçe deplasmanına bir bakalım.

Görüldüğü üzere topun Galatasaray’ın hakimiyetinde olduğu zaman zarfı 18 dakika. Fenerbahçe ise 25 dakikaya yakın topla oynamış. Aslında her şeyi bırakıp neden ölü süre 61 dakika onu konuşmamız lazım ama ne mümkün. Yani geçen sezon bu oyunu oynamıyordu Galatasaray. Daha çok possession olarak bilenen oyunu temel almıştı. Onyekuru’nun gelişi ile birlikte rakibi üzerine çekerek Onyekuru’yu savunma arkasına kaçırma üzerine yaptığı bir planla sahadaydı Galatasaray. Ve eleştirilerde peşinden gelmişti “ay Onyekuru’ya taktiği” diye alay konusu bile olmuştu.

Zaten bu oyun defans bloğunu çıkarmayan (genelde dörtlü blok) takımlar Onyekuru etkinliğini bitirdiği gibi Galatasaray’ın merkezinde yer alan ve topla hareket etmeyip sadece pas odaklı oynayan Seri üzerindeki baskıyı arttırdıklarında puan alabildiklerini görmeleri ile kırılmıştı. Galatasaray yeni sezona ise bu hatayı yapmayarak başladı. 4-1-4-1’den vazgeçip net bir 4-3-3 takımı haline gelince ayaklar çizgiye basmadığında ne kadar etkili olabileceğini göstermişti. Emre Kılınç’ın kanat yerine iç gibi oynaması, Arda Turan’ın oyun zekası vesaire diye devam ediyordu bu oyun. Galatasaray, Pep Guardiola’nın posession oyunundan vazgeçip, Maurizio Sarri’nin dikine tiki takasına geçiş yapmıştı.

Bunu yaparken Saracchi’nin hücum gücünü, Omar’ın ise savunma kabiliyetlerini kullandı. Yani bir zamanlar Napoli ile fırtını estiren bankacıların kralı Sarri’nin Sarriball’ını örnek aldı. O da Hysaj’ı geride tutarken sol beki Ghoulam’ı bir açık gibi ileri gönderiyordu. Tabii ki 4-3-3’te iki serbest sekiz sayesinde iki trequartista ile oynamanın da avantajını kullanmıştı. Galatasaray’da benzer bir şeyi uygulamakta. Elbette Sarri’nin elindeki kadronun kalite olarak yarısı bile yok Fatih Terim’in elinde. Fakat pres yemediği zaman oyun akıcılığını üstü düzeye çıkarabilen bir takım izliyoruz sahada.

Galatasaray hücum ederken geçen sene yapamadığı bir şeyi yapıyor ve rakibin savunma boyunu enine uzatıyor.

Rakip yarı sahaya yerleşmek için az sayıda yataya pas yaptıktan sonra iki stoperi dışındaki bazen ki stoperin de rakip yarı sahada olduğu bir şekle bürünüyor. Linnes’i en sağa gönderirken Oğulcan’ı ve Emre Akbaba’yı half-space’e atıyor ve Emre Taşdemir’i uzak kenardaki çizgiye bastırıyor. Galatasaray rakibinin dörtlü bloğunun savunma işlevini böyle işlevsiz hale sokuyor. Bu pozisyonun devamında Diagne kaleci ile karşı karşıya kalmıştı.

Yukarıda Kayseri ve Rize maçlarından iki benzer resim ekledim ancak biliyorsunuz ki Rize stadında maç izlemek ölüm. Linnes’in yerinde Feghouli var. Feghouli boşta ve Sol beki kontrol etmek için Rize’nin kanat oyuncusu onu takip ediyor. Dörtlü savunma bloğu işlevsiz yine. Buna benzer bir düzeni Sarri’nin Napoli’sinde görmüştük. Daha sonra aynı şeyi Chelsea’de yapmıştı Sarri.

Galatasaray rakibini kendi sahasına hapsettiğine inandığı an beklerinin ikisini de kullanıyor. Saracchi ve Omar varken daha çok Saracchi’nin kanadını hücum anlamında genişletiyordu. Linnes’in varlığı o kanadı da işler hale getirdi. Bu rakibi her anlamda rahatsız eden bir düzen. Aslında bunu yapmayacaktım ama geçen sezon hücum ederken neler yaptığımızı gösteren iki görsel bırakacağım aşağıya. Biri öve öve bitirilemeyen Sivasspor maçının ilk yarısından bir diğeri Fenerbahçe maçından.

Galatasaray xG yarattığı geçen sezona dair hiç bir pozisyonda bu sezonun son 5 maçında yaptığı gibi hücum etmedi. Elbette oyuncular farklı ancak asıl olay mantalitenin farkında. Bu sezon Fatih Terim özellikle kaybedilen Alanyaspor maçı sonrası bireysel yetenekleri sadece pas becerisinde kullanıp hücum etme işini bir şablona oturtmuş durumda. Bu şablon oyuncuların kafasına işlemiş ve pivotsuz orta sahası daha efektif hale bürünmüş durumda. Lemina yerine Taylan’ın varlığı bu sayede geçilen iki serbest sekizli orta saha kurgusu işliyor. 4-1-4-1 gibi dursa da aslında 4-3-3 oynayan ayaklarını çizgiye basmayan kanat oyuncuları ile daha akıcı bir set hücumu takımı haline bürünüyor Galatasaray.

Fatih Terim’in half-space’i tedavüle sokması ile oyunculara buna dikte etmesi önemli. Emre Akbaba kanattan devam edebileceği bir pozisyonda bekin kısa bir koşusunu görünce o gelir düşüncesiyle merkeze kayıyor.

Şu açıdan görüldüğü gibi Taylan’ın Feghouli ve Emre Akbaba opsiyonları var. Emre Akbaba burada Emre Taşdemir’in koşusunu görünce merkeze kaymaya başlıyor. İkinci resimde Taylan’ın her iki alana da pas atmakta zorlanmayacağını göreceksiniz.

Emre burada kendini çizgiye atsa Taylan’dan yine o pası alırdı ama Emre Akbaba sol bekinin geleceğini düşünerek içeri girmeyi tercih ediyor. Bu dikte edilmiş bir emir… Kanat forvetleri ayağını çizgiye basmayacak.. Oh be!

Emre Akbaba, merkezde iki arkadaşı varken merkeze, hiçliğe orta yapması mantıklı değil ancak burada Galatasaray’ın hücum planını tam olarak bu düzen olduğunu rahatlıkla görebilirsiniz. Emre Akbaba topu Feghouli’ye kazandırsa kendisi de pozisyona girebilirdi ancak oyun aklı burada çalışmadı. Ve ilginçtir ki yine zone 14’e atılan bir top..

Son üç maç şutla biten ataklar

X ile işaretlenmiş noktalarda şutlar ya kaleyi bulmamış yada engellenmiş. Siyah noktalar ise kaleyi bulan şutlar. G ile işaretlenmiş yerler ise gol olan noktaları ifade etmekte. Galatasaray pozisyonu merkez – kanat kombinasyonuna indirgediği zaman hücumu Golden zone yani Zone 14’de bitirmiş. (Golden Zone tıklarsanız konuyla ilgili yazıyı okuyabilirsiniz) Bu önemli çünkü tüm hatları ile rakip sahaya geçen bir takımsanız, hücumun bitmesini isterseniz. Böylece alanınıza yerleşmeniz kolaylaşır. Galatasaray hücum bitirmek için Golden zone’u tercih ediyor. Bu da geçen sezondan farklı bir şey ve dahası daha akıllı, daha ayağı yere basan bir hücum şekli. Daha ne yaptığını bilen bir takım var sahada.

Tabi bu noktada bir Taylan Antalyalı parantezi açalım.

Geçen sezon Seri’nin yaptığı işi yapan bunu yaparken de savunma anlamında ligin en iyilerinden biri olan bir adam Taylan. Asıl orta sahaya verdiği katkı defansif. Bugün 94 Defansif iki mücadele kazanarak bu alanda ligin 4. sırasında. Bu Alanda dört büyüklerden ilk beşte yer alan tek oyuncu olduğunu da hatırlatayım. Yani oyunun iki yönünü de oynayan bir adam Taylan ve Seri’den farkı da bu. Seri oyunun tek bir yönünü oynayan, pas konusunda iyi anca defansif konuda feci olan bir oyuncuydu. Taylanın oyunu değiştiren katkısı da bu iki yönlülüğü.

Şu anda 678 pas ile ligin en iyisi.

Hem defansif hem ofansif anlamda etkili olması yanında biri olmadan oynaması ile başladı aslında. Etebo’nun Taylan ile birlikte oynadığında Taylan’ın özelikle verimi azalıyor. Böyle olunca Taylan’ın tek kullanıp önüne Feghouli ve Emre Kılınç ile iki serbest sekizle bilikte ki burada Sarri’nin trequartista söylemini de dahil edebiliriz iki kanat forveti olarak sahada olan ama aslında trequartista gibi hareket eden oyuncular ile Galatasaray hücum ederken daha akılcı bir oyun sergiliyor. Ali Akman söylentisinin de aslında bu anlamda yani onu bir trequartista olarak kullanma düşüncesinde olduğunu tahmin ediyorum. Artık Galatasaray’ı konuşurken formasyondan bahsetmek son derece gereksiz.

Hücum ederken ne yaptığını bilen takımın şu an tek problemi kendi birinci bölgesinde baskı yemeye başladığında topu istediği şekilde çıkarmakta zorlanması. Fatih Terim bunun bilincinde olduğu için Rize ve Hatay maçlarında baskı yediği an topu rakibine vererek kontra-atak oyununa döndü. Tercihin doğruluğunu bir kenara bırakırsak, bunu hiç bir takımın 90 dakika boyunca yapamayacağını savunan insanlarda mutlaka çıkacaktır fakat şunu unutmamak gerekiyor. Avrupa’da bunu 90 dakika yapabilen takım sayısı oldukça fazla. Burada hocanın Alanyaspor maçından sonra sarf ettiği Seri sözlerinin hatalı bir söylem olduğunu düşünüyorum. Çünkü, Seri varken Lemina ile orta sahanın savunma sertliğini arttırmaya çalışmıştı. Ancak Fenerbahçe maçındaki gibi her maç kontra-atak oynayamayacağı için (pandemi sonrası patlayan oyun) Seri olmadan topu karşı alana taşıma üzerine çalışma yapması gerekiyor.

 

Galatasaray rakibin pres yapmaya başladığı 60. dakika ile 85. dakika arasındaki 25 dakikalık bölümde pres sonrası 14 top kaybı yaptı kendi birinci bölgesinde. Rakip bu noktada %72’ye %28 topla oynama oranına ulaştı.

Bir benzeri Rize maçında da yaşanmıştı.

İşte Galatasaray bu noktada geçen sezon Onyekuru ile kurduğu düzene geri dönüyor. Pas ile çıkıp kontra-atak oyununa geri dönüyor ve 4-5-1 ile savunma yapıyor. Bunu yaparken rakibin hücumda daha etkili olduğu anlar yaşanıyor. Hatayspor’un xG oranı pres başladıktan sonra 0,5 artıyor. Galatasaray için sorunlu dakikalar başlıyor çünkü topa hakim olma üzerine kurduğu oyunu bir anda 180 derece değişime uğruyor. Hatayspor maçı özelinde 80. dakikada gelen kırmızı kart ile oyun tekrar Galatasaray’ın kontrolüne geçiyor.

Siyah çizgi : Hatayspor / Turuncu çizgi : Galatasaray

Tabii ki sadece bu değil. Pres ile birilikte Galatasaray’ın pas isabet yüzdesi de düşüyor. Presten çıkamayan bir takım haline dönüşüyor otomatikman. Evet, baskı yemediği zaman çok etkili ama baskıyla birlikte çok zorlanıyor. Skoru tutabilen bir takım 60. dakikadan sonra yapacağı baskı ile Galatasaray çok zorlayabilir.

Baskı yediği 10 dakikalık dönemde %88’den %65’e düşüyor Galatasaray’ın pas isabet oranı. Kırmızı kart sonrası tekrar sazı eline alıyor ama Hatayspor’un 10 dakikalık baskısı Galatasaray’ı bozmaya yetiyor. Yukarıda verdiğim grafiklerin tamamı 10 dakikalık Hatayspor baskısı sonucu oluşan izlenimler. Rizespor’un da benzer bir baskısı oluştu. Hatayspor maçında da Oğulcan’ın şans golü tam zamanında geldi. 1-0 iken Hatayspor baskısı gol getirseydi yeni bir Kayserispor maçı izleyebilirdik.

En nihayetinde Galatasaray, geçen sezonla alakası olmayan bir futbol oynamakta. Bu oyun doğru oyun ancak pres yediğinde sorun yaşamasının nedeni de her zaman bahsettiğimiz yetenek olarak bu oyunun o kısmını oynayacak oyuncu azlığı. Taylan Antalyalı’nın yedeğinin olmadığı, o oynamadığı zaman muhtemelen bu oyununda işlemeye bileceği bir ortamda Fatih Terim’in aldığı risk büyük. Ocak ayında bu oyunu mükemmelleştirecek oyuncuları kadrosuna katmak için uğraşacaktır Galatasaray. Ocak ayına kadar presten nasıl çıkacağını bulursa beklediğinden daha iyi bir yerde bitirebilir ligin ilk yarısını.