Maça yukarıdaki 11 ile başlayınca herkesin kafasında aynı soru vardı ; “Galatasaray 3’lü mü oynayacak?”

Maçın başlaması ile birlikte formasyonda yapılan değişikliğin net bir şekilde görüldüğü yeni saha düzeninde Galatasaray merkezde -soldan sağa- Marcao/Donk/Luyindama üçlüsü ile rakibi savunuyordu. Yuto’nun Fenerbahçe maçındaki gibi bir rolle daha ileride, Mariano’nun ise daha geride olduğu bir başlangıç yaptı Galatasaray.

Sadece bu maça mı özgü bilinmez 4-1-4-1 kullanılmıyordu.

Rakibin, 3’lü ön bloğuna karşı sayıca üstün olmak istemişti. 4-1-4-1 kullanımı sırasında Marcao’nun alanını sıkça boşalttığı anların analizi sonucunda böyle bir kararda alınmış olabilir. Nihayetinde PSG sıkça savunma arkasına koşu yapan ve bu koşuyu pasla tamamlayarak atak geliştirebilen, oyunun son derece hızlı oynayan, hücum geçişini tamamladıktan sonra daha da hızını arttıran bir takım.

Tüm bunlar düşünüldüğünde 5-3-2 (savunmada) son derece mantıklı.

İlk yarının genelinde sadece 1 (bir) şut bulmuş olmak buna karşın PSG’nin 8 şut ile karşılık vermesi aslında ilk yarıda sadece mücadelenin ve Muslera’nın etkisi ile Galatasaray’ın skoru koruyabildiğini gösteriyor. 3’lü çıkılmış olmasına rağmen yine orta sahaya kadar arkası dönük rakibi kovalamaya devam etti. Nagatomo’nun bir orta saha oyuncusu gibi (hücum ederken) konumlandıran Fatih Terim, Marcao’nun bu saçmalıkları sonrası maç öncesi planı ilk yarıda hiç tutmadı.

Daha önce burada yazdığım maç raporlarından Marcao’nun yaptığı benzer hataları sıkça görüntüler üzerinden anlatmıştım. Fatih hocanın Marcao’nun boşalttığı alanların sorun yarattığını görmediğine inanmıyorum. 3’lü tercihi de biraz bu yüzdendir diye düşünmüştüm. Marcao’nun gereksiz oyuncu kovalaması ve sonrasında onun boşalttığı alana sarkan rakip forvetlere bir süpürücü ile cevap vermek.

Bu pozisyon ilk yarıdan…

Marcao yine olmaması gereken bir yerde. Galatasaray göreceli olarak savunma pozisyonunu almış fakat Marcao tandem ile yaptığını yapıp alanını boşaltmış. Kalesinden 60 metrelik mesafede yüzü dönük adama baskı yapmakta. Yanı başında ise aslında orada baskıyı yapacak olan Seri var.

Seri’nin yetişmesi için mesafe bırakmadığı gibi orada olmasından dolayı adam paylaşımı karışıyor ve Nzonzi’nin adamı boşa çıkmış durumda. Seri ayağında top olan adama baskıya gidip Marcao olması gerektiği yerde olsa Nzonzi adamını kaçırmış bile olsa tehlike yaşanmayacak ancak alan artık boş.

Pozisyon korner ile sonuçlandı.

Ve Marcao’nun gereksiz çıkış PSG için pozisyona dönüşüyor. Boşalttığı alanı kapatmak için geri koşarken 2v2 konumda olan Luyindama (di maria) ve Donk (icardi) çiftinin savunma pozisyonunu bozuyor. Marcao’nun olması gereken yerde Donk var artık ve Luyindama 1v2 konumunda. Tek Başına İcardı ve Di Maria ile mücadele etmek zorunda.

Neredeyse her maç raporunda şu görüntüyü anlatmaktan ben yoruldum ama ne teknik heyet ne Marcao bunu düzeltmedi. Hem alan bulmaktan bahseden, oyunun değiştiğini söyleyen bir teknik ekibin şu alanı verdiriyor olması inanılmaz. Hemde belkide bu pozisyonları verdiği için geride bir süpürücü ile oynamasına rağmen.

Marcao’nun bu gereksiz çıkışları sonrası hızlı oynayan her rakibin kolay pozisyona girmesine neden oluyor. Golün yenmesinin iki nedeninden biri kendisi. Diğeri Donk ve Babel.. Seri’nin geç gelmesi anlaşılabilir zira faul pozisyonu vardı golden önce ancak arkadaşının açığını kapatmayan Babel, PSG’nin Galatasaray ceza sahası çevresine 8v7 vaziyette yakalanmasına neden oldu.

Burada Seri yerinde değil. Malum, öncesinde rakip ceza sahasının çevresinde yerde. Babel ise oyunu takip etmediği için Seri’nin açığını kapatamamış. Nzonzi ve Belhanda olmaları gereken yerdeler. Ve yine inisiyatif alan Marcao adama gereksiz bir gölge prese gidiyor. Tabi bu arada Donk, normalde Luyindama’nın kontrolündeki İcardi’ye çok yakın. Marcao ileri çıkınca 4’lüye geçişi yapamamış durumda.

8 PSG’li 7 Galatasaray’lı bu ilk pozisyon Seri ve Babel’in karede olmadığını fark etmişinizdir. Seri’nin bahanesi var ama Babel’in yok. Rakip karşı atağa geçmiş ama sayıca rakip ceza saha çevresinde bir yay oluşturmuş, oyunu kurmaya başlamış durumda. Marcao’nun hareketi ile birlikte Nagatomo ile Donk’un arasındaki mesafe hedefleri.

Marcao yine gereksiz çıkışı ile alanını boşalttı ve ilk yarıdaki gibi yakalayabileceği bir mesafe yok. Bu sefer her şey 10 metre içinde oluveriyor.  Donk’un Marcao’nun kademesine girmemesi de büyük bir facia. Biraz kendini Nagatomo’ya yaklaştırsa gol için pas açısı oluşmayacak. Tamamen pozisyon hatasından (pozisyon oyununun amacı gibi) yenen bir gol.

Denklem basit Pozisyon alma hatası + Marcao = Gol…

İlk yarıda ve ikinci yarının hemen başında takımını oyunda tutan kaptan Muslera var Luyindama’nın kişisel savunma gayretine, Donk’un süpürücülüğü de eklenince, ilk yarıda yaptığı pas hatalarının ardından ikinci yarıda maskesiz oynayan Belhanda ile Feghouli değişikliği sonrası Galatasaray etkisiz etkili oldu. Topa sahip oldu, rakibin topa sahip olmasını engelledi. İlk yarıda %52’ye % 48 olan topla oynama oranlarını %50-%50 seviyesine getirdi. PPDA yani topu geri kazanıp oyun kurmaya başladığı ana kadar rakibin pas yapma oranını 7’lere çekti. Maksimum 7 pastan sonra PSG’nin topu geri kazanabiliyordu Galatasaray. Bu oradan PSG’de ise 11’di..

Bu ekstra fazladan 4 pas bir işe yaramadı.

Ligde yaşadığı sorunları yaşamaya devam etti. Pas hızı + oyuncuların hareketsizliği eklenince, kaos yaratmak için defans arkasına koşularda yapılmayınca, tüm bunların yanına birde Nagatomo ile Mariano’nun geçen sezondan gelen isabetli orta orucu devam edince Galatasaray’ın pozisyon bulması kolay olmadı. Maçı toplamda 6 şut ile bitirdi ve sadece 2’si isabet buldu. PSG ise 16 şut ile tamamladı.

Galatasaray’ın şut istatistiği

 

PSG’nin şut istatistiği

Tüm bunların dışında uzun zamandır bir arada oynayan oyunculara sahip, ekonomik olarak hiç bir problemi olmayan, tamamen şampiyonlar ligi şampiyonluğu üzerine kendilerini kurgulamış bir takıma karşı oynadı Galatasaray.

3-4-1-2 gibi durduğu savunurken 5-3-2’ye döndüğü hücum ederken Nagatomo’nun pozisyon almasına bakılırsa 4-4-2 bile diyebileceğimiz geçişleri bol bir oyun oynadı. Bu oyun üzerinde ısrar edilirse Galatasaray’ın geleceği bu olabilir.

Fatih Terim Sepp Piontek gibi 3’lü savunmanın piri bir futbol adamı ile çalışmış hatta 1999’da Hertha Berlin ile oynanan deplasmandaki maçta (UEFA kupasının yolunu açan maçtır) ilk yarıdaki 1-0’lık skorun ardından devre arasında rakibin 3-5-2’sine 3-5-2 ile cevap vermiş biri… Yani sanılanın aksine 4’lü değil futbolculuk hayatını da varsayarak 3’lü üzerine ihtisas yapmış Fatih Terim’in Galatasaray’ın alt yapılarına dahi bu oyunu sokabilir.

Seri ve Nzonzi’nin ortaya koyduğu tandem 4-4-2 içinde son derece yeterli olduğunu gördüğümüz, Belhanda’nın kaleye yakın olmadığı sürece sıradanlaştığını bir kere daha fark ettiğimiz kanat beklerinin ise artık miadını doldurduğuna emin olduğumuz bir 90 dakika yaşadık. Sterling gibi sadece hızı olan bir oyuncuyu komple bir kanat forvetine dönüştüren Pep Guardiola gibi Fatih Terim’inde Emre Mor üzerinde çalışması bu takımın defans arkası koşu yapacak kanat forveti ihtiyacını bir nebze kapatacaktır.

Nzonzi’nin %85 ile Seri’nin %92 ile pas yapabildiği, hücum ile savunma arasındaki her bağlantının bu iki oyuncu üzerinden sağlandığı bir oyun doğru oyuna işaret. Maç öncesi yazdığım Neden 4-4-2? yazısında söylediğim gibi Nzonzi’yi iki stoperin arasına atmak onun diken oynamasına engel olmanız demek. Oysa Nzonzi’nin alametifarikası derinden dikine muazzam oynamasıdır. Ancak 4-4-2 daha gerçekçi bir oyun. Zira elinizdeki nitelikli stoper sayısı bu oyunu oynamak için yeterli değil. Bu nedenle en doğrusu hala 4-4-2… Bunun diğer nedeni de tabi ki bekler. Bu beklerin hücuma vereceği bir katkı olduğunu düşünmek bile abes.. Mariano özellikle inanılmaz aksadı… Nagatomo ise aldığı değişik rol ile bir şeyler denedi ama sol ayaklı olmaması nedeniyle isabetli orta yapamadı.

Nagatomo’nun bir açık gibi oynadığı Andone’nin oyuna girdiğinde Babel’den daha net bir ikinci forvet pozisyonu aldığını da unutmamak gerekiyor. Yukarıdaki pas ağı Galatasaray takımının ortalama oyuncuların pozisyonlarını göstermekte.

PSG’nin Neymar, Cavani, Mbappe’den yoksun (Mbappe’den en azından ilk yarı yoksundu) bir şekilde geldiği maçta 1,84 xG ile oynayıp 1 gol bulup 3 puanı aldı. Hiç hazır olmayan, ligdeki futbolu ile PSG karşısında farklı mağlubiyetin kapısını aralayan Galatasaray ise ekstra bir şey yapmalıydı ve o da formasyon değişikliğiydi. Her ne kadar Fatih Terim bunu inkar etse bile.

Grubun diğer maçında Brugge deplasmanda aldığı 1 puan ile üst üste oynanacak Real Madrid maçları herkes için önem kazandı. Brugge’ün 3’lü savunmayı Galatasaray’ın aksine ana plan olarak kullandığını varsayarak PSG maçlarından en azından birinde sürpriz yapabileceği gerçeği gün gibi ortada. Galatasaray’ın gruptan herhangi bir şekilde çıkması önündeki iki Real Madrid maçına bağlı.