Merkezde iki stoperin arasında bir holding, oyun kurulumunda rakibi üzerine çekerek arka alanda bir boşluk arayan ve bu boşluğu bulmak için çalışan, tüm oyununun bunun üzerine kurmuş bir takım Galatasaray.

Pozisyon oyunu oynamak çok zordur. Pas hızınızı arttırmadığınız takdirde yapabileceğiniz bir şey yok, sadece yana, geriye pas yapar durursunuz… Pep Guardiola bu oyunu Barcelona B takımıyla oynadığında topu hızlandıran oyunculara sahip değildi. Onları bu oyunu oynamak için eğitti. Galatasaray bu kadar zamanı yok bu yüzden, topu hızlandıracak oyuncular transfer etmeye çalışıyor, ancak ufak bir aksilik var…

Galatasaray, pozisyon oyunu oynamak için gereken boşlukları bulmasına yardımcı olacak beklere sahip bir takım değil. Bu nedenle, bir yerden sonra oyun kısırlaşıyor ve statik bir hal alıyor. Ancak tüm bunlara rağmen inatla bu oyunu oynamak için ısrar eden bir teknik heyet var.

Rakibin savunma düzenini bozmak için enlemesine savunmanın boyunu uzatmanız gerekiyor… Rakibin beşli bir düzen kurması durumunda savunma arkası koşuların yapılması şart..

Bu örnek AIK takımından. Sadece 14 milyon eurlok bir piyasa değerine sahip ve şu anda İsveç liginin ikincisi. Kalmar FF gibi bir takıma deplasmanında kaybetmiş bir takım. Ancak şu bir gerçek ki bu takımlar bile rakibi gafil avlayabiliyor.. Bu pozisyonu geliştirdikleri takım Djurgardens. Yani lig lideri.

Oyunun sete döndüğü zamanlarda rakibi kendi birinci bölgesine püskürttüğünüz sekanslarda rakibi ancak bu şekilde açabilirsiniz. Ya da uzaktan Allah ne verdiyse şut çekeceksiniz… Galatasaray bu seçeneklerden hiç birisini yapamayan, tüm bunların yanında birde savunmada doğru yerleşemeyen ilginç bir takım olma yolunda.

Ve asıl ilginci, yaklaşık 2,5 yıldır aynı oyunu oynayan takımın bir şeyi değiştirmemesi. Forvetler değişti, stoperler değişti, orta sahalar değiştir ama bekler değişmedi. Sorunun kaynağı orada duruyor ancak bir değişim yok… Devre arasında değiştirme ihtimaline karşılık bu oyundan vazgeçmemeyi mantıklı bir çerçevenin içine sokabilirim…

Ancak!!!

Ryan Babel’in kanat forveti olmadığı (artık) daha çok ikinci forvet evrildiği, Belhanda’nın merkezde yapamıyorum diye bas bas bağırdığı, Feghouli’nin alıp gidemediği, orta sahalarında topla birlikte iyi olduğu ama topsuz hiç bir şey yapamadığı bir takımda 4-1-4-1 ısrarı ne getirir? Ne götürür? Bu konu tartışmaya açık.

 

Galatasaray sahaya 4-1-4-1 olarak dizildi. Nzonzi ile Lemina topu oyunu sokmak için dönüşümlü olarak hareket ettiler. Belhanda serbest 8 gibi oynadı ve genellikle hücuma katkı yapmaya çalıştı. Babel ile Feghouli ise inside forward gibi değil daha çok merkeze gelen oyun kurucu gibi bir roldeydi. Nzonzi’nin bulunduğu alan iki stoperin arasındaki alan. İki stoper zaten aralarını oldukça açıyorlar ve topla oynama konusunda da çok istekliler.

Kasımpaşa ise 4-2-3-1 olarak sahadaydı. Quaresma’nın Yuto Nagatomo ile aynı kanatta başladı. Daha önce Nagatoma karşısındaki tutuk oyunu sonrası daha çok bindirme yapan Mariano’nun kanadına çekti onu Kemal Özdeş. Daha etkili olduğu anlar genellikle Mariano’nun kanadında iken gerçekleşti.

Bu noktada Galatasaray rakip sahaya böyle yerleşmek istiyor ve half-spaceleri kullanarak orada bek, kanat forveti, serbest 8 numara ile bir üçgen kurmanın peşinde. Her iki kanatta da benzer işleri yapacak oyuncular mevcut. Ancak o şekilde sahaya yerleşemiyor…

Değişimli olarak serbest 8 oynayan (Belhanda yada Lemina) ile kanat forveti (Feghouli yada Babel) yer değiştiriyor. Ancak üçgenlerden vazgeçilmiyor. Bu set formatının işlememe nedeni pas hızı. Bekin her zaman orada üçgeni kurmaya yardımcı olamaması.

Oyun sonunda bu şekilde bir hal alıyor. Babel ve Feghouli merkeze kayıyor ama bekler üçgenlerin oluşması için gereken mesafeyi kat edemiyor. Rakip yarı sahada 3. bölgede tehlikeli olamadan Galatasaray kendi sahasına geri dönüyor ve yine pas yaparak rakibi üzerine çekmeye çalışıyor ve tuzağını kurmaya çalışıyor.. Bu oyunun en iyisi Pep ise beklerini orta sahaya konumlandırıp 2-3-5’e geçiyor. Böylece savunma zafiyeti yaşamak zorunda kalmıyor.

Ancak bu oyunun kopyalandığı hem Sarri’nin Napoli’si hemde Guardiola’nın City’sin de kanatlardaki oyuncular Advanced değil inside forward. Yani merkeze kayarak beke alan açan, bir oyun kurucu gibi oynayan değil topu aldığında kaleye inen oyuncular. Geçen seneki Henry Onyekuru buna çok iyi bir örnektir mesela. Babel, kanat forveti olarak bir kariyer yapmış olabilir ancak şu anda daha çok oyun kurulumuna yardım eden bir hücumcu gibi. Dahası ikinci forvet oynaması daha elverişli bile olabilir. Hollanda milli takımında kullanıldığı gibi kullanılabilir.

Yani, Belhanda, Lemina veya Seri’nin orada olmasının kısacası isimlerin bir anlamı yok. Beklerin bu rakip yarı sahadaki oyun kurma işini tam anlamıyla yapamadıkları için Galatasaray rakip sahaya yerleşse bile oyunu kuramıyor ve işi bireysel beceriye kalıyor. Yada 70 metre geriye dönülüyor…

4-1-4-1’in daha doğrusu 4-3-3 ve türevlerinin tamamının işlemesini sağlayan bekledir. Bugün 3’lü savunma denildiği zaman beklerin 70 metre gitmesi gerektiğini düşünen insanların 4-3-3 ve türevlerinin nasıl oynandığını düşündüğünü anlamakta güçlük çekiyorum.

Diğer konu Galatasaray’ın bu noktada hücumda doğru yerleşemediği için sahanın herhangi bir yerinde kaptırdığı topla gol tehlikesi yaşaması. Bunu yaşayan tek futbol takımı olabilir Galatasaray. İnanılmaz bir şey bu.

Topu kaptıran takım, sahaya yerleşebilmek için ona gereken gölge presi yapamıyor, topu oyunu sokup, tripodun ilk ayağı olacak oyuncuya baskı uygulamadığı, iki stoperini de orta saha çizgisine kadar çıkaran bir takım olduğu için bol pozisyon yiyor. Yüzde 62 ile topla oynayıp 600’e yakın isabetli pas yaptığın %88 isabetle oynadığın bir maçta 23 uzaklaştırma yapman savunmadaki dengesizliği, alan parselasyonu konusundaki sınıfta kalışı apaçık gösteriyor. Kanat forveti kullanmadan rakibin savunma boyunu enine uzatmadan, kanat beklerinin onlar için açılan alanlara kayarak oyunu genişletmeden sadece geride bir holdingi ile pas yaparak pozisyon oyunu oynanmaz. Bu kadar sorun varken hala 4-1-4-1 ile sarılmak ve oynamak için çok fazla zamana ihtiyaç duyulan bir oyunu oynamaya çalışmak karanlıkta elinizde gaz lambası olmadan yürümeye benziyor.

Tüm bunların ışığında içeride yada dışarıda fark etmeksizin oyunun belli bir bölümünde özellikle ikinci yarının ortalarında başlayan rakibin baskını kırmakta zorlanıyor Galatasaray.. Bu dakikalarda koskoca Galatasaray kontra atak oynamaya çalışıyor.

Bu Fatih Terim’in başında olduğu Galatasaray da gördüğümüz bir şey değil!! En ilginç olanı da bu aslında..