Deprem, Kobe, Covid derken upuzun bir aranın ardından ligler yeniden başladı ve bizde baba ocağına geri döndük.

Detaylı bir maç analiz yazısı yazmak için oturdum klavyenin başına ama bundan hemencecik vazgeçtim. Futbolun güzelliği kim ne derse desin taraftarlar. Çok tekrar maçı izledim hayatımda ama bu kadar sıkıldığımı hatırlamıyorum. Tam bir Çin işkencesi oldu benim için. Lecce maçlarından daha sıkıcı bir ortam vardı dün akşam. Benim sıkıldığım kadar Galatasaray’lı oyuncularında sıkıldığına şahit olunca “tamam kapattık sezonu” diye düşündüm. Ekran başında biz ne kadar sıkıldıysak sahada futbolcularda o kadar sıkılmıştı gibi..

Maçı sakatlıklardan ve hakem yönetimden bağımsız konuşmayı sevdiğimi bu sayfaları takip edenler bilir. Bugünde öyle yapma niyetindeydim ama Muslera’dan biraz değinmezsem içim rahat etmez.

Bu VAR mevzusuna oldum olası nefret ile bakan biri olarak dün gece bu nefretim ikiye katlandı. İşin içine teknolojiyi sokunca bir dirhem heyecanda yok oluyor. Gol oluyor ve bu gol kontrol edilirken sevinemiyorsun bile. 1966 dünya kupasının meşhur golünü hatırlayın. O zamanlar gol çizgisi teknolojisi olsa o maçı hatırlayan insan sayısı yarıya iner. Çünkü, o maçın hala konuşulmasının sebebi o goldür.

Evet hatalar oluyor, evet sorunlar çok ama futbolda bu kaotik haliyle güzel değil mi? Yüzyıllarca bu haliyle dünyanın en çok izlenen spor dallarından biri değil mi? Belkide birincisi???

Bu Muslera’dan öncede böyleydi, sonrada böyle olacak benim için. VAR’ın bizim ülkede bir işe yaramadığını söylememe bile gerek yok. Görmek istediği gibi gören hakemler olduğu sürece renk fark etmeksizin adaletsizlik yine olacak. O yüzden VAR’ın varlığı bir şeyi değiştirmediği gibi çok şeyi de götürebiliyor.

Neyse, maça geçeyim ben. Bu muhabbetin bir sonu yok çünkü.

Galatasaray yanlış 11 ve maç öncesi strateji ile çıktığını 10. dakikadan sonra hepimiz, 20. dakikadan sonra ise uzaylılar bile gördü. Göreceli olarak Lemina ve Seri orta sahası varmış gibi görünse de en nihayetinde orta sahada kimse yoktu.

Takım ok yönlerinde hareket ettiğinde Galatasaray orta sahasını boşaltırken, Ünal Karaman özellikle Seri üzerindeki baskıyı rakip topa sahipken 4-4-2’ye dönerek arttırdı. Seri topu almak için ne kadar geri gelirse Rizespor orta sahası o kadar Galatasaray orta sahasını kontrolü altına aldı. Aşağıda bununla ilgili bir görseli de ekliyorum. 4-1-4-1’den 3-4-3’e dönen bir yapıya bürünen Galatasaray’ın aslında direkt bu yapıyla sahada olması gerekiyordu ama ona daha sonra değineceğim.

 

Turuncu ile işaretlenen Rizespor’un nasıl merkezi kapattığını Ismaël Diomande’nin nasıl Seri üzerine baskıya gittiğini ve 4-4-2’in diğer saç ayağı olan Amedej Vetrih’in sigorta olarak beklediğini görebilirsiniz. Bunu yaparken Rizespor’un beklerini çok çıkarmadığını da fark etmişsinizdir.

Böyle bir durumda yani rakip savunma dörtlüsünü hiç çıkarmıyor ve merkezden oyun kurarken size baskı uyguluyorsa yapacağınız tek şey rakibin savunma boyunu enlemesine genişletmektir. İkinci yarının başındaki değişiklikleri bu yüzden değersiz bulmaktayım. Nedenini anlatmak için sizi Fenerbahçe maçına götüreyim. O gün Lemina’ın yokluğunda Emre Akbaba’nın arkasında forma şansı bulamayan Belhanda ile birlikte Ömer ile başlamıştı maça Galatasaray. Belhanda’nın fiziksel olarak orta sahada olması, pas hatalarını bir kenara bırakırsak gereklilikti o maçta. Çünkü, Lemina’nın varlığı Seri’nin topa hükmetmesine yardımcı oluyordu. 20. dakikadan sonra Rizespor’un oyuna etkisini anlatmak için 42. dakikaya kadar olan istatistiği vereyim.

 

42 dakika boyunca hatta bunu ilk yarının sonuna kadarda diyebiliriz Rizespor oyun üstünlüğüne sahip. Hem sahada, hem istatistik kağıdında. Galatasaray ise ikinci yarıya iki değişiklik ile başladı. 4-1-4-1’den daha asimetrik bir düzene geçtiler ama yanlış oyuncu tercihleri burada da devam etti.

Feghouli’nin yine sezon öncesi durumuna geri döndüğü uzak diyarlardan, hatta paralel evrenden bile görülürken 98 dakika boyunca sahada kalması inanılmazdı. Bu bir kilo süt için inek beslemeye benziyordu. Ömer’in sahada kalması direnç açısından önemliydi. Baskıyı görünce biraz geri çekildi Rizespor ama bu baskının gol getirmesi de mümkün değildi. Çünkü, Galatasaray baskıyı arttırsa bile Rizespor’un hiç çıkmayan geri dörtlüsünü aşmak, harekesiz ön taraf için mümkün değildi. Buna birde Onyekuru’nun işlemeyen sağ kanat yüzünden odak noktası haline gelmesini de ekleyince Rizespor’un maçı kazanmaması için hiç bir sebep kalmamıştı.

Bu kağıt üstünde etkili oyunun işlememe sebebi, oyunu enlemesine açamamak. Fenerbahçe maçına geri dönmemin sebebi de tam olarak bu. O maçtaki orta saha kurgusuna geri dönmek gerekiyordu. İkinci yarıya direkt 3-4-3 ile çıkması gerekmekteydi. Bunun nedenini tekrar edeyim. Rakibin savunma boyunu enlemesine uzatmak, böylece merkezdeki forvetlere topu bir şekilde aktarmak. Bekinizi çıkardığınız zaman meşhur half-spaceleri kullanabilecek iki oyuncunuz (Onyekuru – Andone) sahada olacak ve arkalarında da bu oyuncular besleyecek gayet nitelikli orta sahalar olacaktı (Seri – Belhanda)… Belhanda kilit pas konusunda son iki sezonun en iyisi olduğunu bir kere daha hatırlatayım. Savunmanın 3’lü kalması kontra atağı önleyeceği gibi geniş alanı parselleyen bir takım haline dönüşecek Galatasaray’ın ikinci topları toplaması ile dengeli hücum etmesi mümkün olacaktı.

 

Galatasaray tüm bu imkanlara sahipken kullanmadığı bir gecede, hem Muslera’dan, hem Andone’den oldu. Marcao’nun sakat olduğu bir dönemde, Lemina’yı çok stoperimsi kullanınca Seri’nin üzerindeki baskı arttığında sadece Onyekuru’ya şişirilen toplara dönüş yaptı. Rize bu duruma hazırlıklı olduğu için ortalama pozisyon görselindeki gibi Onyekuru kanadındaki bek hareket etmeyince verimlilik en aza indi. Feghouli yüzünden çalışmayan sağ kanadı da duruma eklersek en iyi çare oyunu 3-4-3’e çevirip kanatları kullanmaktı ancak bunu Emre Akbaba ve ikinci forvet gibi kullanılan Andone ile deneyince işe yaramadı.

Bir an önce unutulması gereken kötü bir gecenin ardından şampiyonluk yarışında büyük darbe alan Galatasaray’ın toparlanması kısa vadede saha içindeki değişim ile mümkün. Gaziantep’in 3’lü organizasyonu göz önüne alınınca şu anki oyunun içerideki bu maçta iş yapması pek mümkün görünmüyor.