Genelde maçları ikinciye izlemeden yazmıyorum ama bu maçlık bu prensibi çiğneyeceğim. Lafı da çok uzatmayacağım çünkü bir iki şey söylemek maç hakkında yeterli olacaktır.

Galatasaray maça klasik 4-1-4-1 ile başladı. Buna karşılık Karagümrük 4-4-2 ile karşıladı Galatasaray’ı. Daha önce bahsettiğim gibi Galatasaray’ın normal şartlar altında nasıl dizildiğinin bir önemi yoktu. 4-4-2 hariç… Onun içinde yapması gereken özellikle Karagümrük gibi arka 4’lüsünü hiç bozmayan bir takıma karşı topu daha çok ayağında tutmak gerekirse pas sayısını dört basamaklı sayılara yaklaştırmaktı.

Çünkü, 4-4-2 (altıgen) ile sahaya dizilmiş rakibiniz, beklerinizin çıkmasını engellemek için oyunu bekler üzerinden kurulmasına dikte eden bir yapıyla oynadığında, topu eve götürecek kadar çok pas yapmak elzem hale geliyor.

Bu yapının çözümü basittir aslında elinizde 4-4-2 (altıgen)’ye karşı hücum edecek enstrümanlar varsa ama yoksa böyle sıkışıyorsunuz.

Saracchi, Emre Akbaba, Emre Kılınç üçlüsünün sol kanattaki etkisizliği Ndao’nun o kanatta oynaması ve çok etkili olması savunma temelli bir düşünce tarzına itiyor sizi. 30. dakikadan sonra Galatasaray bu saydığım sebeplerden dolayı hücum edemez hale geldiği gibi topun kontrolünü de kaybetti. 33. dakikadan sonraki 10 dakikada (Yani 33-43. dakikalar arası) topla oynama oranları %60’a – %40 Karagümrük lehineydi. Çünkü Saracchi çıkmaz hale gelmiş, Emre Akbaba topu tutarak takımının çıkmasına yardımcı olmamış, Emre Kılınç ise oyun zekasını sahaya yansıtacak durumda değildi.

Karagümrük böyle girdi soyunma odasına. Çok iyi işleyen bir A planı, bunu çok iyi uygulayan bir takım ve isabetli şut atamadan ilk yarıyı tamamlayan bir Galatasaray.

İkinci yarı plan değişikliği gerekiyordu ama Fatih hoca bunu tercih etmedi. Oysa detaylı istatistikte her şey ayan beyan ortadaydı. Ama o a ynı takımla sahaya çıktı ve henüz 15. saniyede golü yediğinde işler değişti.

Şimdi burada siz bir şey göstermek istiyorum. Ayan beyan derken ne kast ettiğimi anlatayım.

Görüldüğü gibi Galatasaray maçın genelinde önceki maçlardan farklı bir tabloya sahip değil toplam başarılı pas konusunda. Ancak oyuncuların topla buluşma sayılarına dikkat ederseniz Karagümrük’ün 4-4-2 (altıgen)’sinin nasıl kanatlardaki verimliliği öldürdüğünü ve Galatasaray’ın buna nasıl hazırlıksız yakalandığını anlarsanız. Standart toplam buluşma sayılarının neredeyse yarısı kadar az topla buluşmuş kanat oyuncuları.

4-4-2 (altıgen) ile harika bir oyun kurgulayabilirsiniz ancak kompak kalmanız gerekir. takım boyu 40 metrenin altına inmezse savunma bloğu ile orta sahadaki ikili arasına sızın herkes gol tehlikesi yaratabilir. Ancak Karagümrük takım boyunu ilk yarıda özellikle 35 metre seviyelerinde tutunca Galatasaaray’ın içini boşalttılar. Geri dörtlünün çakılı kalması ile birlikte Galatasaray’ın 5 maçtır yaptığı 2-3-5’e geçişini de imkansıza yakın hale getirdiler.

Galatasaray Belhanda-Arda-Ömer Bayram değişikliği de aslında biraz 2-3-5’e geçişi sağlamak içindi ancak Ömer’in öne çıkışı Ndao’ya daha fazla boşluk tanıdı. Zaten Belhanda’nın girişi ile de 4-1-4-1 yerini 4-2-3-1’e bıraktı. Feghouli’nin Advanced Playmaker gibi oynadığı (serbest 8’de diyebiliriz) bir konuma geldi ve Belhanda, forvet arkasına geçti. Geriye düşülen yada sıkışan oyunlarda bir süredir yaptığı gibi Fatih Terim’in Belhanda’nın rolü böylece sabitlenmiş oldu.

Karagümrük’ün buna cevabı 4-4-1-1 oldu ki tamamen kontra-atak oyununa döndüler. Galatasaray ikinci yarıda topla oynama oranını %67’ye %33 olarak güncelledi. Topa sahip oldular ama 4-4-1-1’in sağladığı avantajları da kullandılar ve skor avantajını korudukça ikinci gol tehditleri de arttı. Yukarıdaki topla buluşma rakamlarını vermemin asıl nedenine de tam olarak şu an gelmem gerekiyor. Emre Akbaba’nın 65 dakikada 29 kere topla buluştuğu bir maçta Belhanda 35 dakikada 26, Oğulcan’ın 65 dakikada 28 kere topla buluştuğu bir maçta fiziksel olarak kötü durumdaki Arda Turan 20 kere topla buluştu. İlk yarıda 16 kez topla buluşan Diagne ise ikinci yarıda 12 kere topla buluşabildi. Duran toplar çıktığında 0,89 xG ile oynadı Galatasaray.

Rakibi 4-4-2 ile (Fenerbahçe maçında Erol Bulut’un Ozan’ı baskıda kullandığı 4-4-1-1/4-4-2’si.. Alanya’nın benzer bir düşünce ile 3’lüyü arkada tutup yine Taylan üzerinde, Bakesetas ile kurduğu baskı ve Babacar ile forveti zaman zaman çiftlemesi ve bugün Karagümrük’ün 4-4-2’yi bir Ralf Rangnick Leipzig’i kadar olmasa da lig için ideal biçimde kullanması ve ortaya çıkan sonuç. Fatih Terim’in takımın başına geçtiği günden ve pasa dayalı 4-1-4-1 ile çıkılan her maçta rakip 4-4-2 ve türevi ise Galatasaray kitleniyor.

4-4-2 ile her şeyi kazanmış bir adamın Kiriptonitinin yine 4-4-2 olması da çok ironik.