Maça iyi başlayan bir Sivasspor vardı.

Böyle başlamak lazımdı aslında ama bunların hepsini boş verip direkt konuya gireceğim. Lafı eveleyip gevelemenin manası yok çünkü..

Galatasaray savunmasının şahaneler yarattığı bir maç yok.

İnsanlar hücuma, Belhanda’ya, Babel’e takılmış durumda ama savunmanın hali yüzünden hücum etmekte zorlanıyorsun. Bu yüzden maça net bir 4-3-3 takımı ile başladı. Bu 4-1-4-1 değil. Emre Mor’un oynadığı bir kanat 4-1-4-1 olamaz.. Net bir 4-3-3 ile çıkıp ön tarafta haraketli kalmayı arkayı ise formsuz Belhanda ve sadece ama sadece koşan, -hiç sevmesemde tabiri şu an tam yeri- ısıran Ömer ile kapatmayı tercih etmiş Fatih Terim.

Seri oyuna girdikten sonra sanırım bunun nedeni konusunda onlarca şey yazan olacaktır ancak orta saha oyuncuları özellikle Seri gibi oyuncular form tutmak için sürekli oynaması gereken oyunculardır.

Fatih Terim ilk geldiği zaman (4. Gelişinden bahsediyorum) Belhanda ve Feghouli konusunda farklı davranıyordu. O zaman bu konu sorulduğunda “bazı oyuncular farklı şekilde form tutar. Kimi oynayarak kimi kenarda oturduğu zaman” demişti. O günlerde Feghouli’yi kenarda oturtarak daha çok çalışmasını sağlamış, Belhanda’yı ise ısrarla oynatmıştı.

Bugünde aynısını yaptı. Çünkü Belhanda, Seri, Nzonzi gibi oyuncular sonradan oyuna girdiklerinde veya belli bir süre oynamadıklarında pas ritmini kaybederler. Belhanda o ritmi bu sezon hiç bulamadı ya neyse.

Her neyse devam edeyim ben. Muslera nasıl PSG maçında takımı maçın içinde tuttuysa, nasıl Mert Günok milli takımı Fransa maçında maçın içinde tuttuysa Muslera bir kez daha takımı ipten aldı. Maçı 0-0’da tutması, golü yediği zaman reaksiyon vermesi çok zor olacağına inandığım Galatasaray karşısında Sivasspor’u daha avantajlı bir hale getirirdi. Yemedi ve takım oyunda kaldı.

Ardından tüm Galatasaray taraftarının istediği tarzda bir gol geldi. “Kişisel beceri”… Sanırım burada ayrışıyoruz. Büyük kulüpler belli başlı oyuncuların, maçlık, sezonluk performanslarına bağımlı olamazlar. Real Madrid çok büyük bir hata yaparak tüm hücum gücünü C. Ronaldo üzerine kurduğu için onsuz şu anda yokları oynuyor iki sezondur. Çünkü 50 gol atan bir adam yok artık ellerinde. Onun kişisel becerisine o kadar bağımlılardı ki o gitmeden bu fark edilmedi bile.

Bugünde aynı şeyi bekleyen bir grup taraftar var. Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş, Trabzonspor gibi takımlar bireysel değil takım halinde hareket etmeli, biri gitse bile yeri anında dolmalı. Ancak aksine, her şeyi belli oyuncuların üzerine yükleyip sistemin kurulmasına sabredemeyen taraftarlar kişisel beceriye olan açlıkları sayesinde takıma yararı sınırlı oyuncuları bile sever haldeler.

Andone, kişisel becerisi dışında pres yapan, kanatlara kayabilen, stoperleri çeken yapası ile son derece etkili bir maç çıkardı. Falcao ile değilde bir target man ile çok acayip işler yapabilecek potansiyele sahip bir oyuncu.

Daha evvel hakkında 4-4-2’nin oyuncusu demiştim. Israrlıyım, bugünde yaptıkları aslında 4-3-3 için değil 4-4-2 için ne kadar kıymetli olduğunu gösterdi.

Bu noktadan sonra yine, yeniden stoperlerin arasındaki devasa boşluklardan pozisyon buldu Sivasspor. Dizilişler için takımın savunmadaki duruşu ile alakalıdır ve savunmadaki duruş hücuma nasıl çıkacağınızı belirler demiştim. Yine aynı şeyi tekrar edeyim. Pas hızını arttıramayan bu takım savunma bloğunu ileri çıkarttığı an arka tarafında bıraktığı boşluklar ve kanatlara açılan rakiplerinin beklerin alanına girmesi ile stoperlerin arasını açarak kanattan merkeze yerden atılan her top gol tehlikesi haline geliyor.

10 kişi kalmış rakip 16 şut çekip bunun 7’sinde isabet buluyor. Yetmiyor iki de hemen hemen aynı golü atıyor. Üçüncüsünü de son dakikalarda kaçırıyor.

Kanat forvetlerini beklerle destekleme yerine 8 numaralar ile desteklemeyi düşünmeyecektir. Ters kademe her defasında kayboluyorken (kim oynarsa oynasın) bunu görmeyip savunmayı tek çizgi halinde 4’lü bırakmamasını anlayamıyorum.

Neticede takım ikiye bölünüp hücumdaki akıcılığını yitiriyor.

Sivasspor için maç öncesi bir şeyler karalamıştım. Çok çok iyi bir takım ve maçı hiç bırakmayan bir yapıya sahipler. Sisteme sonuna kadar güveniyorlar. İki oyuncu üzerinde geçiş yapıyorlar hücuma çıkarken, Bugün Hakan çok yardımcı olamadı Mert Hakan’a hücum geçişisinde ama topu kanatlara atıp Galatasaray’ın savunma boyunu uzattıkları an merkezdeki boşluktan yararlandılar. Attılar, kaçırdılar…

10 kişi ile yapılacak her şeyi yaptılar.

Sonuç olarak Galatasaray, savunma anlamında yine çok kötü oynadığı, hücumda ise kaliteli ayaklarının iş yaptığı bir günde 3 puan kazandı. Şaşırtıcı olan şey savunma anlamında derli toplu oynadığı maçlarda 3’lü savunma kullanmasıydı. 4-4-2 denemeyecekse 3’lü savunmayı denemesi gerekiyor ama sanırım hocaya göre sorun sistem değil oyuncular.

Falcao için söylediği “müsait olursa” sözleri Wesley Sneijder’in gelişine benziyor. O işin sonu iyi bitmemişti. Bakalım bunun sonun nasıl bitecek?!