Son günlerde target man konusuna çok değiniyorum farkındayım ancak bir takım için ne kadar önemli olduğunu bu maçta bir kere daha gördük ki zeki olan bir target man çok büyük bir lüks…

BAŞAKŞEHİR

Önce Enzo Crivelli’den bahsedeyim.

Okan Buruk geçen sezon Çaykur Rizespor ile yaptıklarını tekrar ediyor. Vedat yerine Crivelli var elinde. Ancak oyuncu isimleri değişmiş bile olsa sisteme yaptıkları etki aynı. Sadece uzun oynayıp, bu uzun pasları arkadaşlarına servis eden, ceza sahasında iki stoperle boğuşan bir oyuncunun ötesine geçmediği sürece target man’in bir anlamı aslında kalmıyor da.

Giroud, Llorente gibi işin sadece uzun boylu olmak olmadığını kanıtlayan oyuncular varken günümüz futbol dünyasında target man’in iyi hala çok büyük silah..

Bu görüntü Crivelli’nin yararlarından sadece bir tanesini içeriyor.

Başakşehir pas ile oyun kurmaya başladığında Crivelli iki stoperin arasında. Ve henüz olacakları kimse bilmiyor. Burada Başakşehir’li oyuncuların tercihlerinde kestirme tercih etmediği sorumluluk aldığını da söylemek gerek. Oyunun içinde kalmaya çalışan ve oyundan zevk alan bir oyuncu grubu var Başakşehir’in elinde. Eskiden olduğu gibi Visca’nın veya hareketli ön tarafın meziyetlerine bağımlı olmayan bir takım şu anda Başakşehir.

Az evvel Başakşehir’li oyuncuların tercihlerinden bahsetmiştim. Normalde hemen hemen her takımda sağ bek iki stoperin arasında, savunma arkası koşu yapmaya hazır haldeki forvetine topu aktarmak ister. Ama Caiçara öyle yapmıyor. Beyaz ok ile gösterdiğim alana pas atmıyor çünkü çalışılmış set hücumu bu değil.

Evet evet Okan Buruk set hücumu dizayn etmiş. Çünkü spontane bir atakta dediğim gibi sağ bek hafif bir yüksek topla Crivelli’yi kaçırmaya çalışır yüzde 99…

Topun İrfan Can Kahveci ile buluşması gerekiyor. Çünkü plan bu!!!

İrfan topu aldığında Fredrik Gulbrandsen’e ara pası atabilecek zamanı ve açısı olduğu gibi hemen solundaki Azubuike’ye de oynayabilir yada Crivelli’ye ile al ver yapabilir. Ancak oyun bu değil. İrfan topla hareketlenmeye başladığı anda Crivelli iki stoperin arasına devriliyor. Ancak Hosseini’den kurtuluyor fakat Hüseyin Türkmen’in kucağına da yerleşmiyor. İnanılmaz bir target man ne işe yarar? ne yapar? nasıl takımın gücünü üçe-beşe katlar onu gösteriyor.

Hala İrfan’ın 3 opsiyonu var açısı var zamanı var.

Crivelli’de direkt kaleye doğru inip İrfan’ın ona oynamasını bekleyebilir, kaleci ile karşı karşıya kalabilir ancak Crivelli onu yapmıyor ve İrfan da Crivelli’nin yerleşemesini bekliyor. Bu pozisyon o yüzden çizilmiş diyorum. Şu ana kadar yapılacak ilk tercihlerin hiç biri yapılmıyor.

Hosseini, Crivelli’yi Hüseyin Türmen’e bırakıp İrfan’a gidiyor çünkü o da bu setin böyle tamamlanacağını düşünmüyor. İrfan’ın pas atacağını düşünüyor. Ve gereksiz bir hamle yapıyor.

İrfan pası tam merkeze yerleşen Crivelli’ye verip içeriye yöneliyor ve hücum seti pozisyon ile sonuçlanıyor ki İrfan bitiricilik konusunda biraz daha iyi bir isim olsa gol olması gereken bir pozisyon. (xG 0,21)

Crivelli’nin ilk yarıda İrfan ile girdiği pozisyonun aslında olması gerekeni. Burada ilk pozisyonun ne kadar önemli olduğunu tekrar edeyim.

Başakşehir %55 ile topa sahipti. 424 tamamlamış yaptı. 2.27 xG’si ile bu sezon Gazişehir maçından sonraki en yüksek xG’sine ulaştı ki o maçta 3,45 xG’ye sahipti ama maç 2-1 bitmişti.

TRABZONSPOR 

Maça 4-4-2 ile başladılar. Henüz 15. dakika dolmadan Başakşehir’in etkili olmasıyla birlikte 4-3-3/4-1-4-1 kırması bir oyuna döndüler. Sörloth daha önceki maçlarda da gördüğümüz gibi sağa kanada geldi. Sturridge merkezde kalırken Nwakaeme’ye sol kanatta kaldı.

Bu değişiklik Başakşehir baskısını kırdı ve Trabzonspor’u oyuna ortak etti.

Özellikle 37. dakikada Başakşehir kalesinde bir pozisyon oldu ki o golün kaçması atmasından daha zordu. Ancak asıl olay elbette Sörloth’un yaptıkları. Crivelli gibi Trabzonspor’un da şu anda olmazsa olmazı Sörloth.

 

Sörloth bir çok forvetin aksine şutu tamamalamak için hamle yapmıştı. Ofsayttan kendi kaçırdığı gibi top direkt Mert’den dönse bile müdahale edebilecekti. Bu ligimizde çok az gördüğümüz zekilikte bir hareket. Gol bir şekilde kaçtı ancak Sölorth’un oyun zekasına dair pırıltılar bize bıraktı.

Merkezde çok önemli işler yaptı. Bu pozisyon başında da topu getiren oyuncuydu Sörloth.

Topla oynama oranı %45’di Trabzonspor’un. Şu an sezon ortalaması %52 olduğu için oldukça normal bu oran. En ilginç olan ise 9 şut çekmiş olan Trabzonspor’un 6 şutunun kaleyi bulması.

%66,6 gibi bir oranla oynamış olması muazzam. Penaltıların 0,76 xG sayıldığı bir ortamda Sörloth’un 37. Dakika içinde iki kere girdiği pozisyonlar penaltı oranında xG almış olması da aslında bir şeyleri anlattığını düşünmekteyim.

Başakşehir gibi Trabzonspor’da ligde en fazla xG sayısına ulaştığı maçlardan birini yaşadı. En son 2 ve üzerine ulaştığı maç 2-1 kaybettiği Sivasspor maçıydı.

Netice itibariyle iki takımda maçı kazanmak için oynadı ve bunu yaparken katı savunma yapmak yerine takım halinde alanı daraltmayı tercih ettiler. Kişisel hatalar sonucunda olduğu kadar rakibin bireysel ve kollektif etkinliği sayesinde bulduğu çok güzel pozisyonlar vardı ve maç tempo olarak, pozisyon zenginliği olarak avrupa liglerini aratmadı.

2-2’lik beraberlik aslında maçı hakkıydı da diyebiliriz.