Kendisi hakkında uzun zamandır bir şeyler yazmak istiyordum ama öncelikle bazı oyun içi rolleri anlatmanın daha iyi olacağını düşündüm.. 

Şu ana kadar bunu yapabilme fırsatım olmadı.

Malum yeni bir yolun başındayım. Ancak Mehmet yazısını ertelemenin de bir anlamı olmadığına kanaat getirince klavyenin başına oturmak çok zor olmadı.

Ancak yine de onu anlatmak için bir kaç ufak tanım yapmak zorundayım. Başka türlü tam olarak onu anlatmanın, belki de neden Türk Milli takımının orta sahası için ilaç olabilecek bir oyuncu olduğunu ifade etmenin başka bir yolu yok. 

Sizi biraz kuzeye, İngiltere’ye götürmek istiyorum. 

Bunu neden yapıyorum? Çünkü, bugün oynanmak istenen oyun ada futbolu ile İtalya’daki eski bir bankacı olan bir futbol dahisinin fikirlerinin karışımı. Bu yüzden temelden anlatırsak Mehmet neden hayati bir parça olabilir daha net anlayabiliriz. 

Pep ile başlayan (Cruyff’un ve Bielsa’nın uygulamak istediği ama tam olarak beceremedikleri) topa sahip olma oyunu nasıl doğdu? Neyi değiştirdi? Sanırım Holding Midfielder’in doğuşu en önemli değişiklik. 

Ottmar Hitzfeld futbolun en önemli bölgesi olarak kırmızı alan diye tanımladığı modern futbolda 2010’dan sonra zone 14 olarak adlandırılan bölgeydi.

Bu alanın hem kendi hem rakip sahada kontrolünü eline alan her takım sahadan galip ayrılacağını iddia ediyordu ki çok haklıydı. Kırmızı alanı (zone 14) kullanarak Dortmund’a şampiyonlar ligi şampiyonluğunu getirmişti. Ve dahası bir çok kişiye ilham kaynağı olmuştu. 

Bu alanın önemini fark eden teknik direktörler önlem almak için gecikse de deli dahi Luis Van Gaal 4-2-3-1 ile bu alanın kontrolünü eline aldı. İki defansif özellikleri tavan yapmış oyuncu ile kendi zone 14’ünü savunurken ilerideki forvet arkasında yer alan oyuncu ile rakibinin zone 14’ünü etkili kullanıyordu. Özellikle Makalale Effect denen sonra adının Anchor olarak değiştiği bizim çapa dediğimiz oyuncu türü doğdu. 

Bu oyuncu stoper gibi davranabilen orta saha oyuncusuydu. futbolda wow etkisi yarattı yaratmasına ama 3-5-2 gibi hücumcu bir dizilişin iki kanat bekini savunmacı seçerek katı savunmacı bir sisteme dönüştüren lanet olası pislikler bu iki sahada yer alan kırmızı alanı kontrol etmek için icat edilmiş dizilişi tamamen savunmacı bir hale dönüştürdü. Hatta 4-2-3-1’in en iyi uygulayıcısı olduğunu düşündüğüm iki zone’u da kontrol etmekte ustalaşmış Jose Mourinho bile kale önüne otobüs çekme taktiğine dönüştürdüğü bu yapının yok olması şarttı. 

işte Pep Guardiola burada devreye giriyor. 

Pep, zone 14’ün varlığının farkındaydı elbet ama ondan önce buranın önemini kavrayan teknik direktörler zone 14’ü sömürmüşlerdi. O da farklı bir zone yarattı kendine “half-space”.. 

Half-space’in doğuşu ile birlikte merkezde iki çapalı oyununu bir anlamı kalmamıştı. Beklerin oyuna dahil olduğu 4-3-3 hakim yapıya dönüşmüştü. Pep’in başlattığı bek’in hücuma çıktığı kanatta rakibin kanat bekini taç çizgisine çekerek kendi kanat oyuncusunu stoper ile bekin arasına sokarak yaptığı hücumlardan bol gol, bol kupa ile dönünce çapa sayısı bire düştü. 

Pep gibi half-space’leri kapatmanın yolunu bir yarı stopere dönüşen çapalarda aradı takımlar. Böylece defansı beşleyebildikleri gibi half-spaceleri de kapatabiliyorlardı. Hücum ederken de bu çapa öne çıkarak oyun kurulumuna katkıda bulunuyordu ama bunu yapabilen sınırlı sayıda oyuncu vardı. Onların da ayağı şahane değildi ancak tahta da değillerdi.. 

Pep kendi dahiyane çözümüne karşı üretilen antiteze zone 14’ü tekrar canlandırarak cevap verdi. Yarı stoper kullanan takımlara karşı serbest sekiz numaraları ortaya sürdü. Böylece çapanın yarı stopere dönüşerek 5’lediği defans bloğu önlerindeki orta sahalar ile aralarında ortaya çıkan boşluktan faydalanıp oyunu önce kanatlara sonra merkeze taşıyarak yarı stoper çapaların da sonunu getirdi. 

Holding’lerin doğuşu da böyle başladı. 

Pep kendi oyunu içinde gerekli olan ilk temsilcisi Michael Carrick olarak tarihe kaydedilmiş holdingler için Sergio Busquets’i Barcelona’da, Bayern’de Xabi Alonso’yu, Manchester City de ise Fernandinho’yu kullanmıştı. Toni Kross bu rolü en iyi oynayanlardandı… 

Peki holding nedir? ve Mehmet’in bu konuyla ne ilgisi var? 

Holding Midfileder: takım savunmasına katkıda bulunurken bir çapa gibi görev yapan, topun kontrolü kendi takımlarına geçtiğinde derinden oyun kuran sahte oyun kurucu (deep-lying playmaker) gibi davranan iki yönlü özel orta saha.. 

Pep bu oyuncular ile kendi zone 14’ünü savunurken bir çapa ile oynayıp orada iki sekiz numarasından uzak kalmıyordu. Böylece kompakt yapı devam edebiliyor savunma zaafları en aza iniyordu. 

Bu tanımı yaptıktan sonra geleyim Mehmet’e. 

Mehmet bugün Rodri’nin 70 milyon euro ödenerek transfer edildiği bir dünyada gerçek bir Holding Midfielder olarak ışıl ışıl parlıyor. Galatasaray’ın derinden oyun kurmaya çalıştığı bu yeni düzende Fatih Terim’in aradığı orta saha oyuncusu Mehmet’tir. 

Ona yakın Eskişehir maçı izledikten sonra her seferinde gelip başlığına uzun uzun yazmak istedim ama dediğim gibi önce oyuncu rollerini anlatmak gerekiyordu Mehmet’in ne kadar özel bir oyuncu olduğunu ifade edebilmek için. 

Eskişehir’in isteyerek veya istemeyerek iki tane çok yönlü orta saha oyuncusunu arka arakaya çıkarması tesadüf değil gibi. Bu noktada dünya futbolunda değişen roller, yeni rollerin doğuşu dikkatli takip edilirse inside forvetler gibi holding midfielder’ler de para basılabilecek roller olarak karşımıza çıkıyor ki Mehmet bugün İspanyol veya Fransız pasaportuna sahip olsa 50 milyon euro’dan aşağı bir yere gitmezdi..