Öncelikle yazının biraz uzun olacağını belirteyim.

Okumak istemeyip özet geç diyenler için ; Tek çare 4-4-2…

Şimdi gelelim neden 4-4-2? sorusuna.

Dünya futbolu Pep Guardiola ve onun müridleri tarafından bir kaç yıldır pozisyon oyunu felsefesi ile çalkalanıyor. Oyunun temeli pas yaparak rakibi üzerine çekerek alan bulma esasına dayalı. Oturup size pozisyon oyunu nedir? diyerek tepeden tırnağa anlatmayacağım. Korkmanıza gerek yok…

Pep Guardiola, belki de bu oyunun ilk uygulayıcısı olan Marcelo Bielsa ile birlikte Arjantin’de yaptığı sohbetten sonra  bu oyuna inancı daha da arttı. Nereye giderse gitsin oyunun kurallarını yeniden yazmaya çalıştı. Tabi bunu büyük bütçeli takımlar ile yaptı. Barcelona, Bayern Münih ve Manchester City. Oyunu ilk olarak uyguladığı Barcelona B takımından sonra A takıma geçerken “bunları o tecrübesiz gençlerle yaptık, neden A takımla yapmayalım” düşüncesiyle hareket ettiğini söylemişti.

Yani bu oyunu oynamak için ona göre muazzam oyunculara ihtiyaç yoktu düşüncesi varsa kafanızdan atın derim. Barcelona B gibi La Masia altyapısının tüm nimetlerinden yararlanan, orijinal bir total futbol felsefesi ile eğitilen oyuncuların bir altyapı merkezinde yetenek olarak sıkıntı çekmeyeceğiniz çok açık.

Diğer tarafta İngiltere’nin alt liglerinde gelen videolarda bile pozisyon oyunu oynamaya çalışan takımların 30-40 pas ile attığı gollerin yer aldığı videolarda yok değil. Yani bu oyun için gerçekten de yüksek kalite gerekmiyor mu? Pep dünya futbolunu değiştiriyor mu?

Sanırım bizim kulüplerimizin bazıları bu alt liglerdeki takımların videolarını izledikten sonra “onlar yapıyorsa bizde yaparız” diye düşünüyor ve gaza geliyorlar. Atladıkları onlarca şeyin farkında bile değiller…

“Pozisyon oyununun amacı alan bulmaktır.”

Öyle tanımladık devam edelim. Alanı bulmanız yeterli değildir. Orada sayıca üstünde olmalısınız. Yani, sadece paslaşmak değil aynı zamanda saha içinde hareketli olmanız ve hareket halinde pas yapmanız gerekiyor.

Çünkü, rakibin boşalttığı alana sizden birinin geçmesi hatta aynı alanda kullanılacak üçgenler için takım arkadaşınızdan birilerinin de mutlaka orada olaması gerekli. 600 pas yaptım, topa yüzde 60 ile sahip oldum, 5,4 saniyede topu geri aldım neden olmuyor? Neden pozisyon oyunu oynayamıyorum sorusunu sorarsınız kendinize. Kara kara düşünürsünüz üstelik de cevabını bulamazsınız.

Mesela maç sonundaki Levent Şahin’in açıklamalarına dikkat edelim.

“Pas takımıyız. Pas yapamadığımız için pozisyon üretemiyoruz. Pas yapabildikçe bu sorunu çözeceğiz. Sıkıntılarımızı en kısa sürede çözeceğiz ve gerçek Galatasaray’ı izlettireceğiz…”

-Levent Şahin/Fenerbahçe derbisi sonrası basın toplantısından-

Bu cümleyi kurmak bile başlı başına sahadaki oyunu sadece pas üzerine kurgulandığını anlatıyor. Pas yapabildikçe bu sorunu çözeceğiz… 

Felaket!!!

Analiz yetersizliği olarak bakıyorum ben bu açıklamaya. Yoksa bu kadar CV’si derin bir akademisyen tarafından sarf edilecek bir cümle değil. Pas yapmayı “pozisyon oyunu” oynamak için yeterli kabul ediliyorsa zihniyet sorunu var demektir. Bunu Beşiktaş’ta yaşıyor. Saha içi hareketlilik şart. Bekleriniz, stoperleriniz, hatta kaleciniz bile hareketli olmak zorunda. Ama sadece koşmak değil doğru koşmak gerekiyor. Başlı başına bela yani pozisyon oyunu. İzlemesi zevkli, uğraşması zor…

Bu yüzden net olarak söyleyebilirim ki Galatasaray, kötü bir Manchester City taklidi.

Aynı basın toplantısında Levent Şahin’in bir başka ilginç cümlesi var.

Sıkıntımız devam ediyor, özellikle orta alanlardan hücuma geçişlerdeki top aktarımlarında genel bir sıkıntı yaşıyoruz…

Levent bey bu cümlesi ile iki sorunu tek bir cümleye sığdırabiliyor. Hareketsiz orta saha, topu ayağına bekleyen kanat oyuncuları. Şu hareketsiz orta saha mevzusuna bir nokta koyup kanatlara öyle geçeyim. Orta sahaların hareketli olmasından kastım kesinlikle topla dripling yapabilen orta saha oyuncuları değil. Pas alış-verişi sırasında geçişi tamamlamak için üçgenlerin hatta Sarri ve Klopp ile birlikte başlayan dörtgenlerden bahsediyorum. Hareketli olmazsanız yaşayamazsınız.

Sadece pas yapmak değil aynı zamanda bu alış-veriş için topun olduğu alanda sayısal olarak da fazla olmanız gerekiyor. Galatasaray orta sahasında hareket getirecek iki oyuncuya sahip. Jean Michael Seri ve Mario Lemina

Ama bunlardan biri hazır değil, diğeri derbide tribünde. Seri’siz bir oyunun hareketlenme şansı yok. Topun hızını arttıran, oyun görüşü muazzam bir oyuncu. Şimdi bizim ülkede bu tip oyuncuların bir kaç maçlık kötü performansı olunca “çöp” ilan ediliyor ya bu benim tav olduğum bir konu. O konuda ayrıca yazacağım.

Şu anda oyunun hareket kazanması bir yana, iki stoperin arasındaki devasa boşluğunda kapanması şart. Aralarına bir çapa’nın girmesine o kadar alışkınlar ki sanki Galatasaray stoperleri tüm hayatlarını 3’lü defans oynamışlarda Galatasaray da 4’lü defans öğreniyor gibiler. Her maç 10’a yakın pozisyonda açık veriyorlar da ligde bir babayiğit o boşlukları henüz kullanamadı. Ama PSG kullanır…

Bir çok resim kullandım bugüne kadar bu konuyu anlatmak için. Geçen sezon, bu sezon, hazırlık maçları… Nerede gördüysem bunu yazdım.

Burada suç kimin? Şu eksikliğin analizi yapılmamış ki bu stoperler hala bu hataları hala yapabiliyor. Marcao’nun geçen sezon beri yaptığı bir şey bu. Arkası dönük forveti orta saha çizgisine kadar kovalamak. Geçen sezon Fenerbahçe derbisi öncesi yaptı benzerini. Sarı kart görüp derbide oynamadı. Hatırlayanınız olur muhakkak.

Şimdi Galatasaray’ın savunması böyle dağınık, böyle savruk, stoperi orta sahaya kadar adam kovalarken makası çok açmamış takımlardan birine bakalım. Atletico Madrid, 4-4-2 oynayan yer yer 3’lü savunmaya geçen bir takım. Bir oyuncuya 120 milyon euro verebilecek ekonomik yapıya da sahip. Piyasa değeri 900 milyon €’ya yakın.

Bu adamlar savunma çizgilerini neden bozmuyorlar? Neden 4’lü iki bloğun arası sadece 5-7 metre?

Garipsediğim konu bu aslında. Bir örnekte Sarri’den vereyim. Onun Juventus’unun savunma çizgisi. Aynı maç Atletico Madrid vs. Juventus maçı.

Yine 4-4-2… İlginç!

Bir 900 milyon €’luk takımda Juventus ama o da savunma hattını 4-4-2 kuruyor. Bu yazıyı yazmaya başladığımda Fatih Terim şampiyonlar ligi için basın toplantısına henüz başlamamıştı. Zaten bende canlı izleyemedim. Sonra tekrarını seyrettiğimde 4-4-2 konusundaki fikirleri, takımın durumu hakkındaki düşüncelerini dinleyince biraz şaşırdım.

“Güçlü bir oyun planımız var” dedi Fatih hoca. “Maçlar başladığınız dizilişle bitmiyor, zamanı 4’e-5’e bölmeniz gerekiyor” diye ekledi. Buna biraz şaşırdım. Zira, 3 gün önceki Fenerbahçe maçını başladığı gibi bitirdi. 4-1-4-1 başladı 4-1-4-1 bitirdi. Savunmada PSG maçının provası yapıldı 5-4-1’e geçildi…

Öyle sadık kaldı ki Galatasaray bu oyun tarzına gol lazım iken Falcao’yu çıkarıp Adem’i oyunu aldı ve onu sol kanata atarken Babel’i forvete çekti. Maçı kendi sahasında oynayan ve 0-0’lık bir skor varken bile sistemi hiç değiştirmeyen bir takımda Galatasaray. Sanki gole ihtiyacı yokmuş gibi davrandı.

Bir yerde 4-4-2 için oluşan kamuoyu baskısına 2011-12/2012-13 sezonunda elinde forvet olarak sayılacak kim varsa sayarak 6 forvetim vardı demeye getirdi getirmesine ama 2011-12 sezonun devre arasına girdiğinde Elmander’in yanına Necati’yi monte etmiş ve bu ikiliden hiç vazgeçmemişti. Süper Final de Elmander’in sakatlanması ile birlikte Baros’u oyuna alırken yedek kulübesinde başka forveti yoktu.

Sürekli net 3 forvet ile oynadı. ikisi sahada biri kenarda.

Drogba- Burak – Umut gibi. Elmander – Burak – Umut gibi… Aslında şuanda Hollanda milli takımında yardımcı forvet görevinde oynayan Babel, forvet gibi forvet Falcao, net ikinci forvet olan Andone ve Adem Büyük… 4 tane forvet oyuncusunu bir çırpıda sayabildim.. İkisi girer ikisi çıkar!!!

Basın toplantısındaki hareketsizlik iması üzerine hocanın elindeki oyunculardan daha farklı şeyler beklediğine inancım arttı. Yani Babel’in alıp gitmesini, Feghouli’nin ikinci forvete evrilmesini istiyor gibi. Ancak bu eşyanın tabiatına aykırı. Aşağıda fotoğrafta göreceksiniz. Feghouli’nin nerelere ayak bastığını.

4-1-4-1 ile 4-3-3 arasında fark yok diyenler elbette olacaktır. Oyuncu rollerinin farklılığını anlatmak ile uğraşmayacağım. Galatasaray’ın pas yaparak rakip sahaya yerleşmesini ve bu yerleşim sonrası alan bulması gerektiğinden de bahsetmeyeceğim. Bundan bahsettim zaten… Bunların yerine hocanın toplantıda söyledi 3. bölgedeki alan bulamama sorunundan bahsedeceğim.

Bu işin uzmanı Pep Guardiola’dan örneklemek lazım. Pep, 5-4-1 gibi savunmalar karşısında zorlandığında -ki bir basın toplantısında derinde bekleyen 3’lü savunma oynayan takımlara karşı zorlanıyoruz demişti geçen sezon bunu değiştirmek için 2-5-3’te ufak bir değişikliğe gitti. İki bekten orta saha oyuncusu olmasını beklerken holding midfielderı ortalarına dikti. 2-3-5’e döndü. serbest 8 numaralarını birer kanat forvetine, kanat forvetlerini birer çizgi oyuncusuna çevirdi. Böylece 5-4-1 oynayan takımlara karşı 5v5 kalabildi 3. bölgede. Diziliş işte bu yüzden önemlidir. Sahanın her alanında rakibe sayısal olarak üstünlük kurmanızı sağlar.

İkiye bölünce takımı Pep, savunmada ve hücumda 5v5 kaldı rakibiyle… Bunu yapabilmek içinde rakip sahaya yerleşmeyi bekledi. Önce rakip sahaya yerleşti sonra savunmayı öne çıkardı.

Bu şekilde 4-1-4-1 veya 4-3-3’u 2-3-5 evrilmesini sağladı.

Bu görüntü hafta sonu oynanan derbiden. 3. bölgeye geçiş hazırlığı. Görüldüğü gibi kimsenin hareketlenmediği herkesin olduğu yerde beklediği muazzam bir Rönesans tablosu. Feghouli’de kanatta değil merkezde (yukarıda vurguladığım yer).. Merkezde aynı yerde iki Galatasaray’lı oyuncu mevcut olduğu gibi sol kanattada aynı durum söz konusu. Normalde 3. bölgede alan bulmak için birinin Half-space kayamsı gerekir.. Galatasaray tüm hatlarıyla rakip sahaya yerlemiş durumda. Ekranın görünmeyen sağ alt kısmında Mariano var ama kontrol altında. Ve pek tabi ki Fenerbahçe, Galatasaray’ın yapamadığı çizgi halinde savunma işini yapmış vaziyette.. Burada rakip savunmanın çizgisini bozmak için kaos yaratacak bir savunma arkası koşu yapmayı düşünen biri yok. Herkes topu ayağına beklemekte.

Fatih hocanın 3. bölgede alan bulma konusundaki konuşmasına bakınca şaşırdığımı söylemiştim. Çünkü bu alanları bulmak için hareketli olmak gerekirken Feghouli’yi neredeyse bir 8 numara gibi kullanarak çözümleyebilmesi mümkün görünmüyor. 4-1-4-1’in kanat orta sahası konumundaki Mariano’nun da verimi ortada iken üstelik. Orada tümden bir hareketsizlik mevcut. Geçen sezon Belhanda’nın oradaya haraketlilik katan bir kaç oyunu vardı ama bu sezon hiç yapılmadı neredeyse…

Yukarıdaki görüntü hemen hemen aynı noktalardan yerleşik Tottenham savunmasına karşı City hücumu. Sol kanattaki Sterling koşuya başlamış durumda ve 2-3-5’in orta sahası konumuna gelen sol bek Zinchenko pası atmak üzere. Bu pozisyon golle sonuçlanmadı ancak yerleşik çizgi halindeki savunmayı aşabilmenin yolunun harekeli kanat oyuncuları olduğunu gözler önüne sermesi için yeterli olduğunu düşünüyorum. O kaosu yaratmazsanız topun sizde olmasının bir anlamı kalmaz. Kendi aranızda hiç şeye yaramayacak paslaşmalar yapar durursunuz.

Tüm bunlardan sonra neden 4-4-2?

Savunmanın çizgi halinde kalması için öndeki blok ile arasındaki mesafe fazla olduğundan dolayı sadece Nzonzi ile kapatmak mümkün olmuyor. Burada daha fazlasına ihtiyaç var. Yukarıda Simone ve Sarri’nin blokları gibi durmak, rakibin rahat hareket etmesini engellemek ve alanı parsellemek için 4-4-2’den daha iyisi yok. Bu yüzden bir çok teknik direktör savunmada 4-4-2’yi kullanmakta. Hayır trendi takip ediyorsak bu gerçeği de görmek lazım.

Merkez orta saha oyuncularının özellikle Nzonzi’nin iki stoperin arasına girmediği, geçen sezon Rodri’nin Atletico’da yaptığı gibi -ki bu sezonda Partey o rolü üstleniyor ve bir zamanlar Melo’nun o rolü üstlenmiş olmasını da eklersek Nzonzi’yi biraz daha öne kaydırma onu daha efektif kullanmanızı sağlar.

Nzonzi’yi öne çektiğinizde Seri’nin alanı kullanmasını kolaylaştıracaksınız. Çünkü Seri’yi Nzonzi’den gelen pasların toplandığı bir santral olmaktan kurtarmanız gerekiyor.

Nzonzi’nin pas ağı

Nzonzi’yi de şu anda her kablonun bağladığı swich gibi kullanmaktan vazgeçmiş olacaksınız.  Savunma ve orta saha bloğu arasındaki bağlantı elemanı olmaktan çıkardığınız zaman Seri’den 2011 model Selçuk İnan performansı almaya başlayacaksınız.. İlk toplar kanatlara açıldığı zaman Seri ve Nzonzi’nin hareket alanı artacak. Bu noktada ters kanattan kaymalarda artacak, böylelikle hareketlilik çoğalacaktır.

Bu biraz 4-3-3’e geçiş gibi görünse de özünde rakibi 2. bölgesi ile 3. bölgesi arasında sayıca üstünlük kurmak. Tekrar etmekte fayda var savunma arkasına koşu yapamazsınız rakibin savunma düzenini bozamazsınız. Ceza sahası içinde kaos yaratmak için bu koşuları yapmak şart.

Tüm bunların ışığında görülüyor ki her iki türlü de Galatasaray hücum etmekte zorlanıyor. Kaos yaratacak, rakip defansın düzenini bozucak bir hareket yok. Bunu oyuncuların bireysel performanslarından beklemekte doğru değil. Çünkü, o pası City sol bekine attırıyor iken siz Emre Mor’un çalım ataması üzerine kurgularsanız, Emre Mor olmadığı zaman yine bocalarsınız. Oyuncuya dayalı bir set hücumu kurgularsanız bağımsız değişkenlerle uğraşırsınız. Futbol sürprizler oyunu evet ama bu bile bile lades demek aslında.

Sabit bir fikir var insanların kafasında 3-5-2’de kanat beki lazım, 4-4-2’nin kanatları savunma yapabilmeli gibi. Dünya futbolu Fatih Terim’in dediği gibi değişti. Saul Atletico Madrid ile bu sezon oynadığı bazı maçlarda 3-5-2’nin kanadında görev aldı.

Saul kimdir bilmeyenler için aşağıya transfermarkt profilini bırakıyorum.

https://www.transfermarkt.com.tr/saul-niguez/profil/spieler/148928

Saul kanat beki midir?

Hem mevkilerin iç içe geçmesinden, sistemlerin bir maçta baştan uca aynı kalmadığından bahsedip net oyuncu profilleri belirlemek bana doğru gelmiyor. Lucien Favre’nin Belhanda’yı kullanış biçimini bu ülkede deneyecek tek bir insan evladının olmaması bile anlatır bence bir şeyleri.

6 numara denediler, 8 numara denediler, 10 numara denediler ama bir kanat advanced playmaker’ı olan Belhanda’yı kanatta denemediler. Abartıyorum, Belhanda’yı Balotelli’nin yanına koyacak, presi orada başlatacak tek teknik direktörde Favre olabilir. O takımın hızını özlüyorum ara ara…

Elinizdeki oyuncuların bir çoğu joker olarak kullanılacak oyuncular. Ancak siz hareketsiz iki kanat oyuncusu ile (yorgun değiller geçen senede böyle oynamışlardı) oynamaya çalışıyor, rakibin 3. bölgesinde savunma çizgisini karıştıracak defans arakası koşuları yaptıramıyor, sıfıra inip golden zone’a topu aktaramıyorsanız burada suç sizdedir. Oyuncuların sürekli olarak birbirleri ile oynamaması bir nebze etkiler. Bu da bizi neden 4-4-2 oynamıyor Galatasaray sorusuna getiriyor.

Çünkü, elinizdeki iki bek gidici, 3 orta sahanız kiralık (Nzonzi’nin şartları daha iyi) Belhanda’nın gelecek sezon son senesi… Andone’nin durumu da belirsiz. Böyle bir kadro varken elinizde daha kolay adapte olunacak bir oyun tercih etmek yerine dünyanın bana göre en zor uygulanabilir oyununun oynamaya çalışmak FFP’den şikayet ederken absürt geliyor. Elinizde kemik bir kadro yokken, basın toplantısında belirttiği gibi hocanın takımın çatısı tamamen değişmişken neden 4-1-4-1 ve pozisyon oyunu? Pep Guardiola bile ilk senesinde bunu oynamayı başaramadı ve iki sezonda 500 milyon € harcadıktan sonra rekorlar gelmeye başladı. Bir sezonu çöpe attı…

Çözüm basit ;

Eğer hareketsiz kanat oyuncularınız varsa, bunlar artık yaşı, fiziksel durumu neticesinde birer orta saha oyuncusu gibi davranıyorsa, beklerinizin hücuma gitmesi ayrı bir dert defansta kalması ayrı bir dert ise, forvetiniz rakibin iki stoperin arasında kalıyor ve sıfır target man özelliklerine sahipse oynayacağınız oyun 4-4-2’dir.

Çünkü, 4’lü bir savunma bloğu kendi çizgisini bozmadan hareket eder kanat orta sahaları altıgen şeklinde sahayı parseller ise 5 kişi ile hücum edebilir, ceza sahasında daha çok adamla bulunabilir, rakibin üzerinde kurduğunuz baskıya göre beklerinizden hücum katkısı isteyebilirsiniz.

Altıgen 4-4-2 ve 4-3-3 karşısındaki alan parselasyonu

Şu durumda 4-1-4-1’in (asimetrik) topu kaptırdığınız anda size atak olarak dönmesi, sahadaki oyuncuları tedirgin etmekte. Hücum etmek tamam ama savunma konusunda da soru işareti ile sahada olursa oyuncu önceliği her zaman savunma yapmak olacaktır.

4-4-2 bu konuda tüm sorunların çözümü alabilir. Bunun için sağlıklı bir Lemina ve Belhanda’ya çok ihtiyaç var. Andone’yi ilk 11’e monte edip Nzonzi’yi Seri ile birlikte tandemde bir Melo – Selçuk ikilisi daha yaratmaya çok yaklaşırsınız. Nzonzi’nin iki stoperin arasında oynamadığı zaman oyun zekası ile öldürücü pasları ile insanları şaşırtacağına, Seri’nin topu hızlandırma konusunda çok büyük maharete sahip olduğuna, Belhanda’nın Zidane sonrasına hazırlanan Fransa altyapılarının kanatlarda bir oyun kurucu fantezisinin ürünü olarak kanatta daha etkili olacağına (daha az top kaybı yapması cabası) Andone’nin Falcao’nun yalnızlığına son vereceğini, Lemina’nın ise Leipzig’de Sabitzer gibi efsane bir kanat performansı vereceğine inanıyorum.

Fatih hoca daha önce asimetrik düzeni, diamond’ı kullanmış bir teknik direktör. 4-1-3-2’yi kullanmaktan çekinmez aslında ama onun için gereken kanat bekleri elinde yok. Bu yüzden altıgen 4-4-2 (Belki asimetrik) daha doğru bir tercih… 2011-12’deki gibi..

En nihayetinde 4-4-2 az zamanda çok iş yapmanızı sağlayan, kolay öğrenilen ve dahası alan parselleme konusunda ihtiyacınız olan her şeyi size veren sistem. Kullanın, kullandırın…