İyisiyle kötüsüyle bir kış transfer sezonunu daha geride bıraktık. Bazı takımlar çılgınlar gibi oyuncu alırken bazılarında yaprak kımıldamadı. Takım takım inceleyelim.

İnter

Transfer sezonunun en etkin takımlarından biriydi İnter. Yönetim, nihayet Conte’yi en azından yaza kadar susturacak takviyelerde bulunmayı başardı. Tabii bunda Conte’nin huysuzlukları kadar takımın şampiyonluk yolunda ciddi bir adaya dönüşmesinin payı da büyük. “İnter her zaman şampiyonluk adayıdır” gibi beylik laflar boşa çünkü Juve’nin kötü + İnter’in kusursuza yakın performansı sezon başında pek de beklendik bir vaziyet değildi.

Kuşkusuz ki bırak İtalya’yı belki de Avrupa’da bile en dikkat çekici transferi gerçekleştirdi İnter. Tottenham’ın sorunlu yıldızı Eriksen’i 20 milyon avroya satın aldılar. Oyuncuyu tarif etmeye veya İnter’e faydalı olacağını uzun uzun anlatmaya gerek yok. Sensi’nin sakatlıklarının gittikçe müzminleşmesi sonucu orta sahaya böyle bir takviye kesinlikle şarttı. Ayrıca takımın yaratıcılık yükünü de önemli ölçüde sırtlayabilecek bir isim Eriksen. Tabii İngiltere’den gelen sadece o değildi İnter’e. Şaşırtıcı bir şekilde Manu’nun 35’lik kaptanı Ashley Young ve Chelsea’nin Fenerbahçe’de kiralık oynayan ya da oynamayan sağ kulvar oyuncusu Moses, Conte’nin emriyle transfer edildiler. Buna karşılık sezon başı alınan Lazaro, Newcastle’a kiralık yollandı ki sağ ve sol kanat bek pozisyonları önemli ölçüde değişmiş oldu böylelikle. Asamoah-Ashley Young, sol; Candreva-Moses, sağ tarafı işletecekler bundan sonra.

Napoli

Sezon başı planlamasının yanlış yapılması ve başkan De Laurentiis’in tez canlılığıyla büyük bir kaosa sürüklenen ve halen de o kaostan çıkmış gibi durmayan Napoli, transferde adeta şov yaptı. Takımın en sıkıntılı bölgesi olan orta sahaya Demme ve Lobotka gibi iki iyi oyuncu getirildi ama çokça dediğim gibi bu transferler taa yazın yapılmalıydı aslında. Yine de zararın neresinden dönülürse kardır tabii. Roma’ya transferi Spinazzola’nın sağlık testinden geçememesiyle yatan ve büyük yıkım yaşayan Politano da Napoli’nin bir başka önemli transferi oldu. Conte’nin 3-5-2’sinde kendisine yer olmayan oyuncu, Gattuso’nun 4-3-3’ünde bol bol forma şansı bulacaktır. Bir de şimdiden anlaşılan ama takıma seneye katılacak oyuncular var. Bunlardan birincisi SPAL’dan pivot forvet Petagna, ikincisiyse Verona’nın harikalar yaratan defans hattından Rrahmani; hatta Di Marzio, Verona’nın bir diğer stoperi Kumbulla’nın da Napoli’yle söz kestiğinden bahsetmişti ama şimdilerde oyuncuya birçok kulübün ilgisinin olduğundan bahsediliyor. Seneye kuvvetle muhtemel çok farklı bir Napoli izleyeceğiz.

Fiorentina

En az Napoli kadar şaşaalı bir transfer dönemi geçirdi Viola. Taze başkan Commisso ihtiraslı bir şekilde giriştiği futbolda şimdilik satmaktan çok almayı seviyor. Yazın Chiesa’yı takımda tutarak zaten büyük bir iş becerip üzerine de Ribery, Lirola ve Pulgar gibi isimleri getirmişti. Bu parlak takımı Montella’ya teslim etmek gibi hataya düşünce emekleri heba oldu ama hoca değişikliğinin ardından taraftarlara belki de özür mahiyetinde rüya gibi bir ara transfer sezonu yaşattı. Adı Napoli’yle bolca anılan Verona orta sahasının dinamosu Sofyan Amrabat’ı 20 milyon avroya transfer ettikleri yetmiyormuş gibi gidip bir de Sassuolo’dan Duncan’ı aldılar. Duncan hemen takıma katılsa da Amrabat sezonu Verona’da bitirecek. Forvet mevkisine de iki büyük takviye geldi. İlki Genoa’da sakatlanana kadar harika oynayan Kouame iken diğeri İngiltere’de aradığını bulamayan Cutrone oldu. Sonuç itibariyle Serie A’nın en genç ve potansiyelli kadrosuna biraz daha gençlik ve potansiyel aşısı yapılmış oldu. Şimdi mesele doğru hocayı tutturabilmekte. Iachini o kişi mi, bence değil.

Milan

Avrupa’nın en ses getiren transferlerinden birini gerçekleştirdi Milan: Zlatan İbrahimoviç. Şehri ve kulübü çok seven bu deli oğlanın yaşından dolayı hakkında endişelenenler vardı ama hem saha dışında hem de saha içinde Milan’ın üzerindeki tozu attığı kuşkusuz. Bir kere adam Zlatan! 105 yaşında da olsa tribün doldurma potansiyeline sahip ki geldiğinden beri San Siro’yu fullüyor Milan. Takım ve diğer oyuncular üzerindeki etkisi de inanılmaz. Kulübün ihtiyaç duyduğu “lider oyuncu” profiline cuk oturuyor.

Saha içine bakıldığında ise Zlatan’ın gelmesi birçok taşın yerinden oynamasıyla sonuçlandı. Pioli’nin 4-4-1-1 benzeri bir sisteme geçmesiyle bundan önceki birkaç sezondur takımın en etkili silahı olan Suso’ya memleket yolu göründü, artık oynayamayacağını iyiden iyiye anlayan Piatek ise Almanya’nın yolunu tuttu. Pioli artık kanatlarda Castillejo ve Rebiç’i kullanıyor. (Özellikle Rebiç yüzünü kara çıkartmıyor.)

Defans hattında da bir değişim oldu bu arada. Sakatlıklardan dolayı neredeyse hiç oynayamayan Caldara sivrildiği Atalanta’ya gönderilirken Gasperini’nin hantal bulduğu için oynatmadığı Kjaer, Romagnoli’nin yanına getirildi.

Juventus

Beklenildiği gibi çok sessiz bir transfer dönemi geçti Juve’de. İnter almasın diye yapılan Kulusevski transferini saymıyorum tabii. Atalanta’yla 40 milyona el sıkıştıkları oyuncu sezon sonuna kadar Parma’da kiralık devam edecek. Yine beklenildiği gibi Sarri’nin sisteminde kendine yer bulamayan Emre Can da Dortmund’a satıldı.

De Sciglio ve Danilo sürekli sakatken ve Cuadrado oranın futbolcusu değilken bir bek transferi yapılması fena olmazdı aslında ama yazı bekliyorlar demek ki.

Genoa

Sezon ilk yarısını berbat geçirip üç hoca değiştirdikten ve dahi küme düşmeyle yüzleştikten sonra pabucun pahalı olduğunu anlayan Preziosi, panik halinde birçok oyuncuyu getirdi takıma: Atalanta’nın sol stoperi tecrübeli Masiello, büyük umutlarla transfer olduğu Juve’de geçirdiği sakatlıklar ve Buffon’un gelişiyle üçüncü kaleci durumuna düşen Perin, Bologna’da Palacio’nun bile arkasına düşen Destro, benim acayip beğendiğim ama bir buçuk sezondur serbest düşüşte olan Falque, Napoli ve Udinese’den hatırlayacağımız Behrami bunlardan bazılarıydı. Gelenler şimdilik faydalı da oldu sayılır.

Diğerleri

Bologna, Atalanta’nın genç forveti Barrow’u 15 milyon avroya takıma katarak büyük iş gerçekleştirdi. Çocuk yetenekli. Sezonun sürpriz takımı Verona; Milan’dan Lord Borini’yi sağ açığa, İnter’den Di Marco’yu da sol beke koyarak kenarları sağlama aldı. Lazio, Torino ve Atalanta’da yaprak kımıldamazken Lecce, Saponara’yla orta sahadaki yaratıcılık sorununu gidermeye çalıştı. Son güne kadar Gervinho’yla it dalaşı yaşayan Parma; Sampdoria’dan Caprari, SPAL’dan Kurtic ve İnter’den kaleci Radu’yu transfer ederek fevkalade bir transfer dönemi geçirdi. Zaniolo ve Diawara’yı kaybettiğinden beri top oynamayan Roma, Politano’yu alamayınca Barça’dan apar topar Perez diye bir genci transfer etti. Sampdoria Tonelli ve Yoshida transferleriyle stoper bölgesine yoğunlaşırken Castro ve Dabo’yu getiren SPAL orta sahaya takviye yaptı. Udinese, Brescia ve  Sassuolo da sessiz sakin bir şekilde ocak ayını tamamladılar.