Bu bölgede siyaset yapmadığımızı daha önce söylemiştim ki söze de böyle başlayayım istedim.

Fatih Terim ve Mustafa Cengiz arasındaki sorunları bir kenara bırakıp (zaten kendileri de öyle yaptı) oyunun saha içindeki kısmı ile ilgili bir kaç şeyi tekrar dile getirmek istedim. Çünkü, Galatasaray’ın temel iki sorunu var ve bu iki sorunda aslında birbiri ile bağlantılı. Hücuma istediği gibi çoğalamıyor çünkü beklerin hücuma katkısı savunma sorunları yüzünden sınırlı. İşte iki sorun birbiri ile böyle bağlantılı.

Standart Fatih Terim takımlarının oyun formatını 2-5-3 olarak görürüz sahada. Genellikle de rakibi 4-4-2 olarak karşılar. Burada 4-4-2’nin alan parselasyonu konusunda ne kadar maharetli olduğundan uzunca bahsetmiştik Ralf Rangnick ile olan yazıda. Altıgen 4-4-2’nin alan parselleme konusunda evet üzerine yok belki ama ileri uçta pres konusunda sorun çıkarttığı da bir gerçek. Bekleri ile birlikte oyunu geriden kuran takımlara pres yapmak 4-4-2 ile artık biraz zor.

3-4-1-2 oynayan bir rakibe karşı 4-4-2’nin baskı yapabilmesi için beklerini de pres bölgesine sokulması gerekmekte. Bunu yaptığınızda ise 3-4-1-2’nin 1’i yani 10 numarası oyunu şekillendirebildiği gibi hücumunda anahtar adamı halini almakta. Bu grafikte görüldüğü gibi 8v6 olarak sayısal üstünlüğe sahip beyazlar. Kırmızılara stoperlerin hangisine baskı yapılacağına göre kanatlardaki bir oyuncusunu mecburen stopere baskı yapmak için kullanınca beyazlar, kırmızıların beki ile kanat forvet arasındaki bölgeye adam sokabiliyor… (bkz: Alanyaspor maçındaki Babacar’ın pozisyonu)

“Aslında biz Galatasaray’ın 4-1-4-1 oynamasını bekliyorduk. Ona göre 3-4-1-2 adam adama her yerde önde presle başlamak istiyorduk. Galatasaray, 4-3-1-2’yi tercih etti. Biz de o yüzden 3-5-2 ile pres yaptık”

Çağdaş Atan (Galatasaray maçı sonrası açıklaması)

Galatasaray hücum ederken de savunma yaparken de maç üzerinde 4-2-3-1’i tercih etmişti. Burada Çağdaş Hocanın bir hatası var çünkü aslında 4-2-3-1’in Babel’in öne gelerek prese yardım etmesini 4-3-1-2 gibi görmüş olması muhtemel. Ön hatta 4 kişi ile baskı yapmayı seçti çünkü 3’lüye baskı yapmanın başka bir yolu yoktu. Bu arada burada da bir not düşelim. Alanyaspor aslında 4’lü oynayan bir takım ama Juan Fran’ın hücum ederken bir açığa dönüşmesi ile 3’lü kalıyorlar savunmada. (bkz: Sarri Effect)

Ancak burada Galatasaray için yukarıda söylediğim şey gerçekleşti ve bekler ileri çıkıp baskıya destek olmadı. Neden olmadı? İşte Galatasaray’ın iki probleminden biri olan Rangers maçından sonra sayfa sayfa analiz ettiğimiz stoper – bek arasındaki (half-space) bölgeyi savunamamasından dolayı destek olamadı.

Geçen sezonda benzer şeyler yaşanmıştı. Özellikle Marcao ve Luyindama’nın orta sahaya kadar rakip forveti kovaladığı pozisyonlardan örnekler göstermiştim.

Rangers maçında da yaşanan bu problemin beklerin savunma zafiyetini arttırdığını söyleyip merkezde regista kullanmanın iki stoperin bir anchor ile oynamaya alışık olmasından dolayı pozisyona neden olduğunu söylemiştim. Galatasaray’da bu değişmedi. Yani stoperler hala rakip forveti kovalayıp, savunma çizgisini bozuyor. Ve hızlı oynayan her takım bu boşluktan faydalanıyor. Zaten savunma çizgisi 4’lü bile olsa half-space’i savunamayan bir takım olan Galatasaray, bu şekilde dahada gedik veren bir takıma dönüşüyor. Rangers maçında 3 oyuncu ve sürpriz kanat bindirmeleri ile defansın dengesi çok kolay bozulmuştu.

Alanya maçında beklerin hiç çıkmaması da aslında savunma çizgisini bozmamak ve 3-4-1-2 ile oynayacağını düşündüğü rakibini 4’lü bir blok ile durdurmakta Fatih Terim’in planı. Ayrıca 3’lüye baskı kurmak içinde 4-2-3-1’i ile o da ileri hattını yalancı bir üçlü ile desteklemişti. Ve takım rakibi karşılarken yine altıgen bir 4-4-2 dönüşmüştü.

Sayısal olarak 11v11 gibi görünse bile aslında kazın ayağı öyle değil.

Şimdi burada sizden özür diliyorum çünkü normalde maç içinden görüntüler kullanmam gerek ama bunu yapamıyoruz malum telif durumları o yüzden benzer bir oyun oynayan Napoli’den birkaç referans göstereceğim. Milan ile oynan maçtan bir görüntü…

Napoli hücumcuları iki kişi ile pres yapıyor ve 4-4-2 ile karşılıyor rakibi ama Milan 5v2 durumda yani 4-4-2’nin pesi burada işe yaramaz. Presi tamamlamak için altıgenin kurulması lazım ama bu sefer savunma sorunu yaşama ihtimaline karşı iki adet 4’lü blok beklemekte. Bu bir tercihtir. Galatasaray bunu yapmıyor.. Beksiz pres yapmayı tercih ediyor! Hem de yanlış zamanla ile.

 

Pres doğru zamanda yapılırsa etkili olur. Ragnick, Bielsa gibi presi ana planı haline getirmiş takımlarda pres zamanlaması diye bir kavram vardır. Kaleciden Stopere gelir gelmez pres yapmak Gegenpressing’de bile eşine az rastlanır bir durumdur. Napoli gibi Beklerin orta saha çizgisine yaklaştığı ve 5v2’den çıkıp presin etkili olabileceği bir noktada pres başlamak daha mantıklıdır. Galatasaray beklerini kullanmadan bu şekilde pres yapabilir ama rakip sahada hatta rakibin birinci bölgesinde prese başlıyor takım.

Napoli ise topun hızlı bir şekilde oyuna sokulmaması için önce yalancı bir pres uyguluyor ve Milan’ın oyun kurması için ağır hareket etmesini sağlıyor bu noktada kendi sahasında iki 4’lü blok halinde rakibini bekliyor. Milan oyun kurma işine başlayıp, beklerini rakip sahaya gönderdiğinde artık ikili forvet ikili stoper ile kafa kafaya kaldılar ve pres başladı. İşte zamanlama budur!!!

Tabi ki daha iyi bir pres formasyonu konumunda 4-3-3 şu anda… Derinden topla çıkmayı adet edinen her takımı daha da zorlar. Yani rakibi derinden itibaren pres ile bozmak istiyorsanız 3’lü bir bir pres hattı oluşturmalısınız. Bu altılı daha kolay pres yapabildiği gibi hücumda da istenen düzene geçmek için daha kolay bir yol çizmenizi sağlıyor. Çünkü, bu Napoli versiyonu ve Fatih Terim’in şu an düşündüğü Galatasaray aynı şeyi istiyor.

2-3-4-1…

Insigne ve Callejon merkezde birer 8 numara, Bekler ise kanat forveti ve merkezde 3 orta saha oyuncusu forvette ise devşirme bir oyuncu.  Bunun işlememesinin en büyük nedeni iki kanattaki oyuncuların çizgiye ayağını basma sevdası, 8 numara oynayamamaları ve Babel’in B planı olarak şişirilen topları alması olarak sıralarım sıralamasına ama diğer sorunda beklerin hücum katkısı elbette.

Sarrachi ve Omar (ki özellikle Omar) yoğum maç temposunu kaldıramadığı gibi (UEFA döneminden bahsediyorum) bu pozisyona bir türlü gelemiyorlar. Ayrıca orta sahada, orta saha orijinli sadece 3 oyuncu olduğu için Allan, Zielinski, Elmas orta sahasını kuramıyorsun. Pasın bir noktadan sonra yetersiz olduğunu düşünüp, topla koşacak oyunculara ihtiyacın var. Felipe Melo böyle bir oyuncuydu. Pasın yetersiz olduğunu anladığı anda inisiyatif alarak topla koşar ve rakibin savunma dengesini bozardı. Bu takımda Etebo onu yapabilir biraz ama neden yapmıyor anlamış değilim.

Başka bir açıdan 2-3-4-1…

Şimdi asıl düşünülmesi gereken nokta şu. Bu 2-3-4-1’in benzerini (2-2-4-2) Galatasaray 2011’de oynadı. Hem de Engin Baytar ve Emre Çolak ile. Bugün bir Emre Çolak ve Engin Baytar bulmak bu kadar zor olmamalı. Tabi o takımda Babel’in işini yapan Elmander, presi başlatan adam olduğu gibi topu rakip sahada tutan adam rolünü de üstleniyordu. Akıllı bir target man nelere kadir işte azizim.

Neyse, hocanın kafasındaki şey bu ama bunu gerçekleştirmek için orta sahasının çok kaliteli olması ve bu kaliteyi sadece sahada değil yedek kulübesinde de görmesi gerekiyor. Aynı şeye geldi laf dönüp dolaşıp, farkındayım bunun ama söylenecek başka bir şeyde yok. Tabi Alanyaspor gibi takımların yaptığı 3’lü oynama hamlesi ile Galatasaray’ın aslında tek seçeneği var. Çünkü Juan Fran’da oluğu gibi açığa dönüşen bir bek ile gelen üçlüde rakibinin orta sahası karşısında her daim eksik kalacaksın. Üstelik beklerin desteği gelse bile. Sayısal olarak üstünlük kurup alanı parselleme imkanın bu yüzden yok…

Tam alan parselasyonu bu şekilde oluyordu yani yine eksik kalıyor Galatasaray. Kanat forvetleri birer beke dönüşmesi gerekiyor. Bu ekstra efor ve gereksiz yere 4 oyuncuya 70 metreyi koşturma anlamına geliyor ki ne kadar gereksiz… Alanyaspor maçı üzerinden konuşacak olursak bir noktada oyunu da tuttu Galatasaray özellikle ilk yarı Babacar’ın savunma arkasına koşu yaptığı tek pozisyon dışında da Galatasaray yüzde yüzlük pozisyon vermedi. Emre Akbaba’nın savunma konusunda berbat olmasına ve Etebo’nun saçma sapan bir hareketler zinciri ile atılmasına rağmen.

Etebo’nun atıldığı pozisyona bir bakalım bence…

Alanyaspor Çağdaş hocanın dediği gibi 3-4-1-2 vaziyetinde ve ekstra adam 8 numara Salih Uçan… Etebo’ya baskı yapan 3-4-1-2’nin 1’i 10 numaa Bakasetas. Omar, Davidson tarafından kontrol altında. Saracchi ise Juan Fran’ı kontrol ediyor. Etebo’nun büyük hatası var ve normal şartlarda pozisyon bile olmaması gereken yerde kırmızı kart görüyor. Marcao, Fatih görüş alanındaki pas opisyonları. Alanyaspor iyi parsellemiş gib ama çıkış noktaları bolca var. Yerleşim gayet iyi fakat böyle yerleşimi iyi yapan takımlara, basit ve hızlı oynadığınızda baskıyı kırdığınız gibi fark yaratır hale geliyorsunuz. (bkz: Bielsa’nın Leeds United’ı) Ayrıca, takımın oluşturmasını istediği şablonu oluşturamıyor çünkü orta saha ikili…

Anchor ile oynamadığınızda veya 3’lü bir defans kurgunuz yoksa rakip ekstra bir adam sokunca, faul yapmak zorunda kalıyorsunuz. Anchor olmadığına göre 3’lü oynasaydı Galatasaray Etebo bu hatasına rağmen faul yapmayacaktı çünkü iki stoperin arasında bir stoper daha olacaktı ve pozisyonun doğmayacağını biliyordu. Aynı şeyi Ozan Tufan Fenerbahçe maçında yaptı ve bol bol sarı kart gördürdü… Çünkü bu formasyonda ve bu oyuncu kadrosu ile ikili orta saha ve ikili stoper hatta maalesef çalışmıyor.

Presi çok seven insanlardan biri olarak bazen kullanılmaması gerektiğini de düşünmüyor değilim. Özellikle böyle zamanlarda… Yukarıda Napoli’den örnek verdiğim görsele geri dönelim.

Galatasaray 4’lü savunma hattıyla bunu yapmayı beceremediği için 3’lüye dönmesi taraftarıyım. Daha önce de söylemiştim. Bu arada bu oyunu oynayabilecek orta saha oyuncusu Emre Akbaba değil Belhanda… Ne yazık ki böyle!!

3’lü oynayıp baskıya derinden başladığınızda, rakibi 4’lü oynamaya zorladığınız gibi 4-2-3-1’e (Türkiye’deki standart diziliş) karşı ağır bir üstünlük kuruyorsunuz. Galatasaray gibi kenar adamları (kanat forvetleri) ağır ve de yaşlı takımların elinde hazır winger bek’leri varken bunu denemesi kadar normal bir şey olamaz. 7v7 kaldığınız gibi diğer hiç bir dizilişte olmadığı kadar alanı doğru parsellemiş oluyorsunuz.

5’li durup alana yerleşen Napoli

3’lünün diğer avantajı ise half-space savunmasını kolaylaştırması. Galatasaray’ın sıkça yaşadığı ve Saracchi’nin süpürücü olduğu 4’lü savunmada (stoperlerin arkasını süpürmekten bahsediyorum)  hücumdan vazgeçmenize neden olacak kadar büyük bir zaaf haline geliyor half-space. Bunu Erol Bulut’un Fenerbahçe’si Ozan Tufan ile ekstra oyuncu sokarak ve merkeze pres yaparak gösterdi herkese. Eski hocasının izinden gidip Galatasaray’ı Salih Uçan’ın, Ozan Tufan etkisi vermesini sağlayarak 4’lü savunmasını hiç etti Çağdaş Atan. Pres yapmak istediğinde Galatasaray beklerin ilk görevi savunma olduğu ve zaafın herkes tarafından bilindiği gerçeği yüzünden baskı yeterli olmadı. Bekler alanı kapatmadığı için iki kanatta da rahat hareket eden bir Alanyaspor oldu.

Etebo’nun atılmasından sonra Galatasaray 4-4-1’i yerine 3-4-2’yi tercih etmesi gerekiyordu. Donk ve Belhanda değişikliği devre arasında geldiğinde Emre Kılınç’ın ikinci forvet rolünü üstlendiği bir düzende Alanyaspor’un ikinci yarının başındaki etkinliğini bitirmek için en doğru tercih olacaktı.

Rangers, Alanyaspor, Kasımpaşa…

Hepsinde aynı problem vardı ve hepsinin çözümü saha içindeki basit bir değişiklikten ibaret olacaktı. Galatasaray kanatlara attığı topları (Babel’e özellikle) orada tutmayı seçiyor. Babel’in sırtı dönük oyunu iyi oynadığını ve kalçasını iyi kullandığı bir gerçek fakat bu B planı bugünlerde A planı halini aldı. Pas sayısının 363 olduğunu ve Konyaspor ile aynı sayıda pas yaptığını bir kenara not edip devam edelim. %81 ile pas yapıyorsunuz ve bu alanda Gençlerbirliği bile sizden iyi. Bununla övünülüyordu geçen sezon o yüzden söylüyorum. 10.5 şut çekip 5,8 isabet bularak isabet oranında ligin en iyilerinden birisiniz ama Karagümrük’ten, Göztepe’den, Rize’den daha kötüsünüz.

Çünkü, rakip sahada çoğalamıyorsunuz. Ceza sahasına maksimum üç oyuncu sokabiliyorsunuz? Orta saha forvetlere uzak, bekler savunma endişesi ile hücumda yeter kadar etkin değil, etkin olduklarında ise ortalara dağlara taşlara… Forvetiniz bir target man değil, topu alıp sürükleyen biri değil, bu yüzden kanatlardan beslenmesi şart ama bir kanattaki Babel’i B planı olarak uzun oynarım düşüncesiyle kapatıyorsun, diğer kanatta Emre Kılınç var ama onun savunma arkasına koşu yapmasını sağlayacak bir hücum planı yok. Babel yüzünden savunma konsantrasyonu da Emre üzerinde yüksek olabiliyor. Dengeyi bozamıyorsun. Duran toplarda Allah’a emanet…

Bunların hepsi formasyonun suçu. Formasyon tercihi de hocanın sorumluluğu.

4-1-4-1 merkezli bir oyun, 363 pas yapıp %81 pas yüzdesi ile oynayınca bir anlamı kalmıyor. Devre arasında Seri takviyesi isteniyordur ve bu yüzden oyunu bozmamak isteniyor olabilir ancak hatırlatma yapmam izin verin ocak ayına 8 hafta var ve dahası oyunu 3-4-2-1 ekseninden 3-4-3 eksenine kaydırmakta hiç zor değil. Seri’de gelse half-space savunması bugünkü gibi olacak ve önde Seri’nin baskı yediği her pozisyon tehlike olacak. Pasla çıkmak yerine topla koşmayı düşünmeye başlaması gerekiyor Galatasaray’ın.