2019-2020 Cemil Usta sezonuna hoş geldiniz.

Yine bol kan, yine bol göz yaşı ve yine bol tartışma..

Ligin genetiği artık bunlara bağlanmış durumda. Sahada oynanan oyundan çok saha dışını konuşmaya devam ettiğimiz bir sezon daha başladık. Henüz 3. Haftayı doldurduk doldurmasına ama tartışmalar bitmek bilmiyor.

Organize kötülük, 29. Şampiyonluk, 3 Temmuz’un izlerinin devam etmesi ve Trabzonspor’un açıklamaları, Fikret Orman’ın TFF’yi tehdit edip “onlara verdiğimiz süre bitti” demesi ve daha niceleri. Bu topraklarda yıllardır futbol konuşamıyoruz. Çünkü, kazanan hak ederek kazandığını, kaybeden ise kazananın kayrıldığını söyleyip duruyor. Öyle söylemler var ki sanki her takım tüm maçlarını kazanacak ama birileri engel oluyor.

Sonuçta her takımın kendini gerçek anlamda test ettiği mekan olan Avrupa arenasında işler umulduğu gibi gitmiyor. Yıllardır 10’nuncu sırada olmanın verdiği rahatlıkla tüm finansal planlarını şampiyonlar liginden gelecek ayak bastı parasına bağlayan yönetimler bu gidişle 10’nuncu sırayı kaybettiğimizde ne yapacaklar çok merak ediyorum?

Ülke puanı için savaşması gereken takımlar, lig maçlarını önemseyip Avrupa maçlarına rotasyonlu kadroları ile çıkarken tek amacın şampiyonlar ligi olduğu bir ülkede şampiyonlukta böyle kavgalı geçiyor elbette.

İlk 3 hafta sonunda sürpriz bir lider var. Alanyaspor

Benim için çok büyük bir sürpriz değil. Radyospor’da Salim Manav’ın programı Anadolu Ateş’inde bunu defalarca dile getirdim. Anadolu takımlarının yaptığı bazı transferler gerçekten İstanbul takımlarının yapamadığı transferler. Ki Erol Bulut belli bir sisteme bağlı kalan Abdullah Avcı’nın yardımcılığını yapmış olsa da aslında onun oyunun bir nebze zıttı bir karaktere bürünen bir takım yaratmıştı Malatya da..

Bugün Alanyaspor’un başında da farklı bir şey yapmıyor.

Bu sezonun deplasman maçları gelecek sezona göre daha zor geçeceği kesin. Bu yabancı sınırı mevzusunun da bu yüzden çıktığına inanıyorum… Milli takım üzerinden koparılan fırtınanın sebebi Anadolu kulüplerinin çok güçlenmesi.

Uzun zamandır şöyle bir düzen kurulmuştu; Anadolu takımları donör, üç büyükler ise parasını verip istediği organı alabilecek zengin züppeydi. Anadolu da bir takım iyi oyunculardan kurulu ise yabancı sınırı sayesinde Avrupa’ya transfer olmayı aklına bile getirmeyen Türk oyuncu üç büyüklerden birine geçiyordu.

Böylece Anadolu takımlarının büyümesini engellediği gibi “sizin paranızı biz veriyoruz, biz olmasak havuz olmaz” diyerek tehdit ederek onları sindirilmişlerdi. İyi-kötü havuzdan gelen para sayesinde ayakta kalan Anadolu kulüpleri de boynunu eğmiş düzene ayak uydurmuştu. O hesap, Fatih Terim’in yabancı sınırını kaldırmasıyla bozuldu. Anadolu takımları, 3 büyüklerin hiç birinin doğru yapamadığı oyuncu izleme işini yapmaya başladılar. Zamanında Gençlerbirliği’nin yaptığını yapıp iyi oyuncuları çok ucuza buldular. Öyle oyuncular gelmeye başladı ki rekabet üst seviyeye çıktı. Bir de iyi teknik direktörleri varsa başlarında bir şekilde ilk 5’e tutunabilecek pozisyona geldikleri gibi Türkiye kupasında da rekabet eder hale gelip, Avrupa’ya gidebilecek (son üç kupa dan ikisini Akhisarspor ve Konyaspor kazandı) bir pozisyona geldiler.

Eskiden zor olan her şey artık daha kolaydı. Fatih Terim’in geçen sezon şampiyonlar ligi maçından önce söylediği “Bu Anadolu’nun başkaldırısıdır” cümlesinin özellikle seçildiğini bu yüzden düşünüyorum.

Yani yabancı sınırı tek takımın hakimiyet kurmasını engellemekten çok şampiyonluğun kaybedildiği Anadolu deplasmanlarını biraz daha kolaylaştırmaya yönelik bir hareket gibi.. Tabi bir taş ile iki kuş vurmakta mümkün…

Alanyaspor gibi son derece etkili oynayan bir takım şansız goller yiyen Yeni Malatyaspor’u, savunma olarak son derece iyi olan ama hücum konusunda zorlanan Antalyspor’u, Yücel İdiz’in tecrübesini sonuna kadar kullanan Denizlispor’u, İsmail Kartal ile geçen sezon kaldığı yerden devam eden Çaykur Rizespor’u, Ankaragücü’nü, Rıza Çalımbay ile ligi iyi başlayan Sivasspor’u ekleyebiliriz.

Lige iyi başlayan Fenerbahçe, Avrupa Ligi elemeleri arasında ligde biraz bocalayan, potansiyel olarak inanılmaz bir takım olan Trabzonspor, Abdullah Avcı ile “pozisyon oyunu” oynama mottosu ile lige başlayan ama hem elindeki kadronun yapısı hemde pozisyon oyunu oynamak için gereken zamanın fazlalığından dolayı daha direkt bir oyuna doğru yönelen Beşiktaş, Fatih Terim’in Abdullah Avcı gibi oyunu geriden kurma üzerine kurguladığı pozisyonu oyunu benzeri bir oyun denemesi ile lige başlayan ve bu planı doğrultusunda kadrosunu transfersin son günü tamamen değiştiren Galatasaray…

Lig gerçekten çetin geçecek.

O G B M A Y AV P
1.ALANYASPOR 3 3 0 0 8 3 5 9
2.FENERBAHÇE A.Ş. 3 2 1 0 8 2 6 7
3.YUKATEL DENİZLİSPOR 3 2 1 0 4 0 4 7
4.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 3 2 1 0 4 2 2 7
5.TRABZONSPOR A.Ş. 3 1 2 0 4 3 1 5
6.MKE ANKARAGÜCÜ 3 1 2 0 2 1 1 5
7.DEMİR GRUP SİVASSPOR 3 1 1 1 5 3 2 4
8.BEŞİKTAŞ A.Ş. 3 1 1 1 4 4 0 4
9.GALATASARAY A.Ş. 3 1 1 1 4 5 -1 4
10.ANTALYASPOR A.Ş. 3 1 1 1 3 4 -1 4
11.GAZİŞEHİR GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ 3 1 1 1 5 7 -2 4
12.BTC TURK YENİ MALATYASPOR 3 1 0 2 6 5 1 3
13.KONYASPOR 3 0 3 0 3 3 0 3
14.MEDİPOL BAŞAKŞEHİR FK 3 1 0 2 3 6 -3 3
15.İSTİKBAL MOBİLYA KAYSERİSPOR 3 0 1 2 3 5 -2 1
16.KASIMPAŞA A.Ş. 3 0 1 2 2 6 -4 1
17.GÖZTEPE A.Ş. 3 0 1 2 0 4 -4 1
18.GENÇLERBİRLİĞİ 3 0 0 3 2 7 -5 0

Fenerbahçe, Ersun Yanal’ın direkt oyunu üzerine kurguladığı yeni sistemi ile ilk 3 haftada 7 puan topladı. 4 farklı bölgeden pas oyunu oynayabilecek şekilde tasarladığı oyununun hayati parçaları Vedat Muriqi ve Emre Belözoğlu. Bu noktada Luiz Gustavo transferi rotasyonu genişletme açısından mükemmele yakın bir hamle.

Fenerbahçe birinci bölgesinde oyun kurmak için başlattığı pas alışverişi baskı ile sekteye uğrarsa topu direkt Vedat Muriqi’e göndermekte. Bu oyunun tehlikesi Vedat’ın olmaması ya da Vedat’ın markajla tutulması ile yaşanabilir. Özellikle savunma yerleşimindeki seri hatalar, iyi pas yapan takımlara karşı büyük zafiyet yaşatabilir.

Trabzonspor, geniş bir kadroya sahip gibi görünse de özellikle orta sahanın savunma bölümünde büyük sorunlar yaşayacak gibi.. Obi Mikel’in form tutması geciktikçe, Onanzi’yi arar hale geliyorlar. Oradaki tek sağlıklı alternatif Albdülkadir Parmak. Yanında genellikle geriden oyun kurma işinin yüklendiği Sosa var ki hücum anlamında çok şey katsa da savunma anlamında çok sorun yaşatıyor.

Kanatlar, son zamanlarda yapılmış en iyi kanat rotasyonuna sahip. Forvet konusunda da Sörloth ile birlikte Sturridge’in varlığı çok şeye gebe. Bunun yanında orta sahanın savunma tarafındaki sıkıntı kadar merkez stoper tandemi de kusurlu. Kaleci Uğurcan Çakır’ın varlığı bir yere kadar onların zaaflarını yok ediyor ama nereye kadar direnebilir bilmiyorum. Trabzonspor kesinlikle çok atan ama bir o kadar da çok yiyen bir takım olabilir.

Beşiktaş, yukarıda da belirttiğim gibi pozisyon oyunu üzerine kurguluyor kendisini ancak bu oyunu oynamak için ya zamanı satın alacaksınız yada zamanınız olacak. Beşiktaş’ın ikisine de sahip olmadığını unutmayalım. Deplasmanda her takım gibi sorun yaşayacaklar gibi görünüyor ama içeride de Şenol Güneş kadar dominant olamayabilirler. Zamana ihtiyaçları var ve ilk yarının sonlarına doğru gerçek Beşiktaş seviyesine gelebilirler. Ancak o ana kadar skoru da almaları şart yoksa bir anlam ifade etmeye bilir.

Galatasaray, takımı komple değiştirdi desek yeri. Orta saha bloğu neredeyse sıfır kuruldu. Geçen sezon devre arasındaki stoper hamlesi ile orası sorunsuz gibi görünüyor ancak bekler sorunlu olduğu için savunma tüm işi tek başına stoperlerin üzerine kalmış durumda.

Fatih Terim gibi direkt oyun üstadı bir teknik direktör bile Jurgen Klopp’un yaşadığı sıkıntıları yaşadığı bir dünyada yaşıyoruz. Modern futbol dediğiniz şey böyle bir şey. Artık herkes topun arkasına 11 kişi geçiyor ve alan vermemeye çalışıyor. Kompakt kalmak yaşamak için ilk şart. Hal böyle olunca pozisyon oyunu bir kurtuluş, bir çare ama oynamak çok ama çok zor. Bunu yapmak için yukarıda da belirttiğim gibi Beşiktaş bölümünde zaman lazım. Orta sahaları göreceli olarak bu oyunu oynayabilecek düzeyde fakat bekler yine işi bozuyor.

Ne oynayacağı konusunda büyük soru işaretleri var ve neredeyse her sistemi (beksiz) oynayabilir gibi duruyor.

Sonuç olarak ligin bu sezon 6-7 takım arasında geçeceği bir gerçek. Düşme limiti yukarı çekilebilir. 15’nci sıradaki takımla 7’nci sıradaki takım arasında 6-7 puanlık bir fark görürsek şaşırmayalım.

4. Hafta fikstürü ;

GALATASARAY A.Ş. vs. KASIMPAŞA A.Ş.
ANTALYASPOR A.Ş. vs. İSTİKBAL MOBİLYA KAYSERİSPOR
GAZİŞEHİR GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ vs. BEŞİKTAŞ A.Ş.
MEDİPOL BAŞAKŞEHİR FK vs. DEMİR GRUP SİVASSPOR
YUKATEL DENİZLİSPOR vs. KONYASPOR
MKE ANKARAGÜCÜ vs. BTC TURK YENİ MALATYASPOR
TRABZONSPOR A.Ş. vs. GENÇLERBİRLİĞİ
ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. vs. GÖZTEPE A.Ş.
ALANYASPOR vs. FENERBAHÇE A.Ş.

Haftanın en önemli maçı Lider Alanyaspor ile Fenerbahçe arasında oynanacak. Bu maçın galibi her anlamda ligin 4. haftası da olsa kendine daha net bir yer edinecek. Galatasaray, Kasımpaşa ile içeride oynayacak ki yeni transferlerin ilk kez Türk Telekom Stadına çıkacaklar. Kapalı gişe oynaması muhtemel bir maç. Beşiktaş, deplasmanda ligin ilk haftasında uyumsuz bir takım görüntüsü çizen ama ondan sonraki iki haftada 4 puan toplayan Gazişehir’e konuk oluyor.

Trabzonspor ise evinde Mustafa Kaplan’ın Gençlerbirliği ile oynayacak. Ligin üçüncüsü Denizlispor, kendi evinde Konyaspor’u ağırlıyor. Aykut Kocaman’ın takımı istenilen seviyeye yavaş yavaş geliyor. Yenilmesi güç bir takım olacaklardır her şey doğru giderse ama kazanmaları da bu düşünce yapısı ile biraz şansa kalıyor. Dördüncü sıradaki Çaykur Rizespor ise Göztepe’yi ağırlıyor. Ankaragücü, Malatyaspor maçının sonucunu da çok merak ediyorum…