Ligin ikinci haftasında da galibiyetle tanışamamış olmaları şaşılacak bir şey değil. Çünkü nihayetinde, iki sezon önce Igor Tudor’un geçiş oyunu üzerine kurguladığı ve oyuncuları bu oyunu oynamak için seçtiği bir gerçek.

Igor Tudor, kurguladığı oyundan kısa sürede vazgeçmesi, farklı şeyler araması Galatasaray’daki ömrünü kısalattı kıslatmasına ama arkasında yolların kolay ayrılamayacağı bir kadro bıraktı.

Bir dönemin geçiş oyunu ustası Fatih Terim, takımın başına geldiği andan itibaren geçiş oyununun farklı bir versiyonunu sahaya koymaya çalıştı. Ancak elindeki takımın buna yapmasına imkan yoktu. 2017-18 sezonunun devre arasındaki Yuto Nagatomo transferi ile sol bekte problemi “kısmen” çözse bile genel anlamda oyunun farklılaşması için daha fazlası gerekiyordu.

2017-18 sezonu sonunda gelen şampiyonluk camiayı ve Fatih Terim’i rahatlatmışsa da takımın yaşamakta olduğu ve gelecekte yaşayacağı problemlerinde farkındaydı. Ancak bir kazanan (Winner) olarak Fatih Terim 2018-19 sezonuna başlamaması gereken bir şekilde başladı.

Muhtemelen yapılan toplantılarda, tekrar izlenen maçların ardından kadrodaki ufak tefek bir kaç değişiklik ile onu şampiyon yapan oyunu sürdürebileceğine inanıyordu inanmasına ama atladığı bir kaç nokta vardı.

İşte bugün yaşananlarda 2018-19 sezonundan miras kalanlar…

Fatih Terim bir 4-1-4-1 asimetrik düzenin bir numaralı temsilcisidir. Genellikle kanatlarının birinde alıp giden, çabuk, kolay adam eksiltebilen bir oyuncu tercih ederken diğer kanatta merkeze doğru kayan ve o kanattaki hücum bekinin önünü açarak o alandaki boşlukları değerlendirmek üzerine kurguladığı bir hücum planı vardır hep. İsimler değişir ancak kurgu değişmez.

Bu noktada Fatih Terim’de muhtemelen Mariano’nun varlığına güvenmeyi seçti. Çünkü, Mariano Igor Tudor’un geçiş oyununda merkezdeki oyuncuları baskı görürse oyun kurma görevi Mariano’nun üzerindeydi. Oyun kurucu bir bek olarak onun sakatlandığı andan itibaren Tudor’un sisteminin nasıl çöktüğünü hatırlayacağınızdan eminim.

Oyun kurabilen, kanadı iyi kullanan bir beki varken 2-5-3 oynamayı denememesi olanaksızdı. Gelir gelmez net bir 4-3-3 takımına dönüştürdüğü Tudor mirasını yaz kampında 4-1-4-1’e evrimleşmesine izin vererek yeni sezona hazırlandı.

Tabi unutmamak gerekir ki Fatih Terim’in sisteminin işleyebilmesi için gereken en önemli şey takımda eksikti. Açıkçası hala eksik…

Merkezde oyunun her iki yönünü de çekecek bir Target Man. Çünkü, Fatih Terim’in merkezden pasla oyun kurmaktan çok kanat bekleri üzerinden oyun kurmaya yönelik oyun planı sekteye uğradığında topu uzun oynayarak sırtı dönük oyunun master degree’si konumundaki Target Man’ın o bölgedeki varlığı topun orada kalmasını sağlamakla kalmıyor aynı zamanda pas yapmadan rakip sahaya yerleşmeni kolaylaştırıyor.

Fatih Terim’in bu oyun düzeni hala kullanılan bir düzen. 2018 dünya kupasını kazanan Fransa Milli takımının bile zaman zaman başvurduğu bir yöntem. Bir kaç sezondur dillendirilen adı transfer dedikodusuna karışmış Target Man’leri gözünüzün önüne getirirseniz ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Ancak tabiki tek eksik Target Man değil. Nihayetinde, her Target Man’ın bir de yardımcısı olur. İşte Fatih Terim bunu kullanmadan direkt bir yapıyla kanatlardan gelecek oyuncularla gol bulmayı tercih ediyor. Merkezi her zaman 3’lü tutmaya çalıştığı için (1996-2000 arasında 4-3-1-2 sıkça kullandığı bir sistemdi) 4-4-2’ye dönmekten imtinayla kaçınıyor.

Önce Denizlispor, ardından Konyaspor merkezdeki bu sorunun farkında olarak, beklerin oyun kurulumuna olan katkılarının minimum olmasından faydalanıp 4-4-2 gibi dizilerek özellikle merkezdeki deep-lying playmaker rolündeki oyuncuya baskı uyguladı.

(89 Feghouli – 97 Emre Mor Ayrıca Sol Kanatta kim problem yaşasa Seri yardımına koştuğunu da es geçmeyelim)

Bunun sonuncunda oluşan etki Galatasaray’ı kanatlara oynamaya zorladı. Mariano’nun artık fiziksel olarak bazı üst düzey durumları kaldırmaması, Nagatomo’nun ayağının (ters ayaklı olması da cabası) oyun kurulumu için bir hayli kötü olması sonucu top tekrar kaleciye kadar geri dönecek bir bir döngünün içine giriyor. Galatasaray, oyun kurulumu için girdiği o kadar zahmet, baskı sonrası beklere dönüşü ve onun ardından da kaleci Muslera’ya yapılan geri pas ile son buluyor.

Konyaspor maçındaki sağa kanada üzerinden yapılan organizasyonları daha net gösteriyor. Mariano, Feghouli ve ilk yarıda o kanadı kullanan Emre Mor’un sık sık o bölgeyi kullanması sonucu ortaya çıkan görüntü buydu.

Mariano ve Feghouli arasında tam 53 paslaşma gerçekleşmiş.. Emre Mor ile Mariano arasında ise 17…

Galatasaray sağ kanadı kullandı kullanmasına ancak golü sol kanadından buldu.

İkinci yarının başında Adem’in oyuna dahil olmasıyla birlikte başlayan 45 ila 60. dakikalar arasında sekans sırasında ; %91 pas isabeti ile , %82.5’ye %17.5 topla oynama oranı yakalayıp 6 şut çekti Galatasaray.

Diagne yerine net bir golcü olsa o 15 dakikada 3 gol bulabilirdi. Dahası bu ölümcül dakikalarda Konyaspor’un sadece 13 pas yapabilmesi, dakika başına ayağına topun değdiği süre sadece 1 saniyeye kadar düşmesi Galatasaray’ın topu geri kazanma süresini 8 saniyenin de altına çekmesi sonrasında gelen gol…

Normal şartlarda bu baskında 2 veya 3 gol çıkar ancak böyle olmadı.

Ne ilginçtir ki ;

Gol ile Seri’nin atıldığı ana kadar ki (60 ila 74. Dakikalar arası) topla oynama oranı;

Galatasaray 38.4 – 61.6 Konyaspor

Seri atıldıktan sonra ise ; Galatasaray 30.5 – 69.5 Konyaspor.

Fatih Terim’in basın toplantısında bu durumun sorulması üzerine 60 dakika tempo yapan takımının dinlenmek için geri çekildiğini söyledi ki Seri’nin atılmasını bahane ederek bu argümanı kullandı. Oysa yukarıda belirtiğim gibi Seri oyunda iken de Konyaspor, Galatasaray’a nazaran çok daha iyi bir oyun ortaya koyuyor, topa sahip olmaya başlıyor ve atak organizasyonlarını geliştiriyordu. Seri’nin gördüğü kırmızı kart sadece tuzu biberi oldu o kadar.

Galatasaray pek performansı bu kadar sorunlu iken, özel beklere ihtiyaç duyulan bir oyunu oynamaya devam etmeye bir yerde son verecektir. Ve nedense bu sezon fena halde Elmander’in bir süre kenarda unutulduğu ve mecburen dönülen 4-4-2’nin inanılmaz işlemesi ile dominant olarak kazanılan son şampiyonluğa tekabül eden 2011-12 sezonuna benziyor.